Doğal Bir İttifak mı?

Suriye ordusunun Rojava’ya yönelik saldırısının ardından Kürtler İsrail’e yakınlaşıyor. Bir uzman bu sürecin arka planını anlatıyor.  Sabine Brandes Yıllar boyunca temkinli ve çoğu zaman göz ardı edilen bir özerklik süreci..

Doğal Bir İttifak mı?
Yayınlanma: Güncelleme: 3 views

Suriye ordusunun Rojava’ya yönelik saldırısının ardından Kürtler İsrail’e yakınlaşıyor. Bir uzman bu sürecin arka planını anlatıyor.

 Sabine Brandes

Yıllar boyunca temkinli ve çoğu zaman göz ardı edilen bir özerklik süreci olarak görülen yapı, Suriye’de ocak ayı içinde birkaç gün içinde çöktü. Kürtlerin Ortadoğu’daki durumu köklü biçimde kötüleşti. Bu tabloda, Kürt çevrelerden İsrail’le yakınlaşmayı açıkça dile getiren sesler giderek artıyor.

Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı Moşe Dayan Merkezi’nde Kürt Çalışmaları Programı’nın başkanı olan Ofra Bengio, bu sinyallerin stratejik bir atılım olarak yorumlanmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Bengio’ya göre bu çıkışlar, daha çok siyasi seçeneklerin kaybedilmesine ve artan güvensizliğe verilen bir tepki niteliği taşıyor.

Suriye’deki gelişmeler özellikle sarsıcı oldu. 6 Ocak’ta varılan anlaşmayla birlikte, ülkenin kuzeydoğusundaki Rojava bölgesinde Kürtlerin fiilî öz yönetimi sona erdi. Yoğun askerî baskı altında sağlanan bu mutabakat, Suriye ordusunun yıllardır Kürtlerin kontrolünde bulunan bölgelere geri dönmesini mümkün kıldı.

“Bu günlerde neredeyse her şeylerini kaybettiler. İnşa ettikleri tüm özerk yapı çöktü,” diyen Bengio, Kürtlerin yıllar boyunca bir güç boşluğundan faydalandığını hatırlatıyor. “Çünkü Esad bu bölgeyi kontrol etmiyordu.” Ancak Esad’ın kaçışı ve Ahmed el-Şaraa liderliğindeki İslamcı güçlerin iktidarı ele geçirmesiyle bu dönem sona erdi. Bengio’nun değerlendirmesi karamsar: “Şu anda Suriye ordusuyla çevrilmiş durumdalar ve kaybettiklerini geri alabilecek bir konumda değiller.”

Uzman, sürecin hızının “şaşırtıcı” olduğunu kabul etmekle birlikte, özerkliğin çöküşünün geriye dönüp bakıldığında “belki de öngörülebilir” olduğunu söylüyor. Kürtlerin uzun yıllar askerî güce dayandığını, ancak kırılganlıklarını yeterince hesaba katmadıklarını belirtiyor: “Kürtler çok iyi savaşçılar olabilir. Ama iyi diplomatlar değiller.” Bu zayıflığın bedelinin şimdi ağır biçimde ödendiğini vurguluyor. Başta ABD olmak üzere uluslararası ortaklar kademeli olarak geri çekilirken, bölgesel güçler kendi çıkarlarını dayattı.

Kürtler Çok Farklı Koşullar Altında Yaşıyor

Suriye’deki kriz, daha geniş ve yapısal bir sorunun parçası. Bengio’ya göre “en büyük hatalardan biri ‘Kürtler’den tek bir bütün olarak söz etmek.” Gerçekte yaklaşık 30 milyon Kürt; Suriye, Türkiye, İran ve Irak’ta, birbirinden tamamen farklı siyasi koşullar altında yaşıyor.

İran’da durumun son derece umutsuz olduğunu belirten Bengio, Kürtlerin baskıcı bir rejim altında yaşadığını ve her türlü siyasi mobilizasyonun sert biçimde bastırıldığını söylüyor. Türkiye’deki tablo ise daha da karmaşık. Kürtlerin en yoğun yaşadığı ülke Türkiye olmasına rağmen, siyasi hareket alanı en dar olan yer de burası. Ankara, Kürtlerin her türlü öz örgütlenmesini öncelikle bir güvenlik meselesi olarak görüyor ve bunu PKK (Kürdistan İşçi Partisi) ile doğrudan ilişkilendiriyor. Bu yaklaşım yalnızca iç politikayı değil, Türkiye’nin dış ilişkilerini de belirliyor.

Bu durum İsrail açısından da ek bir kısıt yaratıyor. Kürt aktörlerle açık bir yakınlaşma, zaten sorunlu olan Ankara–Tel Aviv ilişkilerini daha da gerebilir. Bengio’ya göre Türkiye’deki Kürtler, İsrail’le kurulacak her türlü görünür temasın, zaten kırılgan olan durumlarını daha da kötüleştirebileceğinin farkında. Umut vadeden tek alanın Irak’taki Kürtler olduğunu söylüyor; çünkü burada, iç çekişmelere, ekonomik bağımlılıklara ve İran’ın etkisine rağmen, en azından resmî bir özerklik mevcut. Ancak Bengio bu model için de şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu, bir örnek olmaktan ziyade bir hayatta kalma biçimi.”

Yahudiler ve Kürtler Arasında Bir Dayanışma Hissi Var

Bu arka plan, Kürtlerin son dönemde İsrail’e yönelik söylemlerini de açıklıyor. Ancak Bengio, “doğal bir ittifak” olduğu yönündeki görüşe katılmıyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın 2024 sonunda Kürtleri İsrail’in “doğal müttefikleri” olarak nitelendiren sözlerini samimi bulsa da, siyasi gerçeklik açısından bu değerlendirmeyi “fazlasıyla iddialı” olarak görüyor.

“Birincisi, Kürt bölgeleri İsrail’le sınırdaş değil. İkincisi, Kürtlerin öncelikli ihtiyacı, yaşadıkları devletlerin kabulünü sağlamak. Bu onların varoluşsal önceliği,” diyen Bengio’ya göre İsrail’le ilişki tamamlayıcı olabilir, ancak merkezi bir rol oynayamaz. Kürdolog, bu tür yakınlaşmaların aceleyle jeopolitik bir kırılma olarak yorumlanmaması gerektiği uyarısını da yineliyor. Bölgesel istikrarsızlık dönemlerinde devletsiz halkların sıklıkla dış koruma dayanakları aradığını belirten Bengio, bunun yeni güç seçeneklerinden ziyade güvensizliğe işaret eden tekrarlayan bir örüntü olduğunu söylüyor.

Uzman: “İsrail’in Yeni Bir Cepheye İhtiyacı Yok”

Bengio, İsrail açısından da temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. Suriye’deki Dürzilerin durumunun zaten başlı başına karmaşık bir mesele olduğunu, Kürtlerin durumunun ise bundan da zor olduğunu ifade ediyor: “İsrail’in yeni bir cepheye ihtiyacı yok.”

Kürtler söz konusu olduğunda sıkça Ezidiler de gündeme geliyor; özellikle IŞİD’in gerçekleştirdiği soykırımın ardından. Ancak Bengio bu konuda da net: “Ezidiler çok küçük bir azınlık. Siyasi genel tabloyu belirlemezler.” Yaşadıkları trajedinin büyük bir sembolik anlam taşıdığını kabul etmekle birlikte, bunun Kürtler için bütüncül bir siyasi strateji açısından bir kaldıraç olmadığını söylüyor.

 

https://www.juedische-allgemeine.de/israel/natuerliches-buendnis/

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.