
Rastî- IŞİD’in Şengal’de Ezidi Kürtlere yönelik başlattığı katliamın üzerinden tam 12 yıl geçti. 3 Ağustos 2014’te orantısız güç ve kıyım makinesiyle harekete geçen radikal örgüt, sadece bir halkı değil, Mezopotamya’nın en köklü kadim inançlarından birini hedef aldı. Aradan geçen zamana rağmen yara kabuk bağlamadı; adalet arayışı ise hâlâ belirsizliklerin ve siyasi çıkmazların gölgesinde ilerliyor.
Musul’dan Şengal’e Uzanan İhmal Zinciri
Takvimler 9 Haziran 2014’ü gösterdiğinde, Irak ordusunun herhangi bir direniş göstermeden bölgeyi terk etmesi, ülkenin ikinci büyük kenti Musul’un IŞİD kontrolüne geçmesine yol açtı. Bu kırılma noktası, Irak Anayasası’nın 140’ıncı maddesi kapsamındaki "tartışmalı bölgeler"de yaşayan Hristiyanlar, Kakeyi Kürtler ve Ezidileri doğrudan savunmasız bıraktı.
Musul ve çevresindeki azınlıkları hedef alan saldırılar hızla Şengal’e sıçradı. 3 Ağustos’ta dağın eteklerindeki köylere ve kasabalara giren IŞİD militanları, sistematik bir soykırım gerçekleştirdi. 5 binden fazla Ezidi Kürt, mahvedilen topraklarında katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Binlercesi kaçırıldı; kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında alınıp satıldı. 2 bin 745 çocuk anne ve babasız kalırken, on binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Dağın Zirvesinde Yaşam Mücadelesi
Katliamdan kaçarak Şengal Dağı’na sığınan yüz binlerce insan, günlerce Ağustos sıcağında açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla pençeleşti. Bölgeden koparılan alanlara, Kürdistan Bölgesi’ne ve dünyanın dört bir yanına yayılan göç dalgası, Ezidi demografisini derinden sarstı.
Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin koordinasyonuyla dağdakiler Duhok çevresindeki kamplara tahliye edilirken, uluslararası koalisyon güçlerinin havadan sağladığı destek ve Peşmerge Güçleri’nin kararlı direnişi IŞİD’in ilerleyişini durdurdu. Başkan Mesud Barzani’nin bizzat Başkomutan sıfatıyla yönettiği operasyonlar sonucunda Şengal, işgalden bir yıl sonra IŞİD’den temizlendi.
Hâlâ Kapanmayan Yaralar: Geri Dönüşün Önündeki Engeller
Nüfusunun yüzde 70’ini Ezidi Kürtlerin oluşturduğu, stratejik konumuyla bilinen 400 bin nüfuslu Şengal’de bugün hayat normale dönmüş değil. Bölgeye dışarıdan gelen yasadışı silahlı gruplar ve milis yapıların yarattığı otorite boşluğu ile güvenlik krizleri, evlerinden edilen on binlerce Ezidi’nin topraklarına dönmesinin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Bugüne kadar açılan 85 toplu mezar, geçmişin acılarını taze tutarken, binlerce kişinin akıbeti hâlâ karanlıkta.
Uluslararası Arenada Soykırım Tanımının Seyri
Hukuki ve diplomatik cephede ise süreç ağır da olsa ilerliyor. 2016 yılının Şubat ayında Brüksel merkezli Avrupa Parlamentosu’nun IŞİD saldırılarını soykırım olarak tanımasının ardından, aynı yılın Haziran ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi de benzer bir rapor yayımladı.
İsviçre, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, Ermenistan ve Almanya’nın ardından İngiltere de Şengal’de yaşananları resmen soykırım olarak tanıdığını duyurdu. Ancak Ezidi toplumunun beklediği uluslararası adalet mekanizmalarının işletilmesi ve kayıpların akıbetinin açığa çıkarılması konusunda diplomasi hâlâ beklentilerin gerisinde kalıyor.

