BIST 100
13.779,39 -0,14%
DOLAR
47,6966 0,12%
EURO
55,1896 0,45%
GRAM ALTIN
6.660,55 2,59%
FAİZ
41,30 -0,55%
GÜMÜŞ GRAM
97,57 3,57%
BITCOIN
64.844,00 0,70%
GBP/TRY
64,4492 0,41%
EUR/USD
1,1567 0,36%
BRENT
82,63 0,17%
ÇEYREK ALTIN
10.889,99 2,59%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
26 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Ankara’nın Kürd kumarı: Öcalan’la masadan Meclis’e uzanan yol

Ankara’nın Kürd kumarı: Öcalan’la masadan Meclis’e uzanan yol

IMG_1310

Al-Monitor yazarı Amberin Zaman, Ankara'nın yıllar süren güvenlik eksenli politikalardan keskin bir sapmayla, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen doğrudan müzakereler sonucunda şekillenen taslak çerçeve yasayı Meclis Adalet Komisyonu'na taşımasını değerlendirdi. Zaman'a göre bu hamle; bir kesim tarafından "tarihi bir eşik", diğer kesim tarafından ise Kürt siyasi hareketi adına "taviz" olarak okunurken, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a üçüncü kez iktidarda kalabilmesi için gerekli siyasi alanı ve oyu sağlama stratejisiyle doğrudan entegre edilmiş durumda.

Rastî -Türk devletinin yıllardır askeri operasyonlarla ve güvenlikçi reflekslerle yönettiği Kürt meselesinde, benzerine az rastlanır bir dönemeçte resmi adımlar atılmaya başlandı. Al-Monitor’un kıdemli kalemi Amberin Zaman, Ankara ile İmralı arasında iki yılı aşkın süredir yürütülen gizli ve doğrudan pazarlıkların, Meclis’e sunulan yasa taslağıyla yeni bir boyuta evrildiğini yazdı.

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlığıyla Meclis Adalet Komisyonu’na sevk edilen yasa, cumhuriyet tarihinde ilk kez doğrudan devlet aklının Öcalan ile yürüttüğü temasların yasal bir zemine oturtulması anlamına geliyor.

40 yılı aşkın süredir on binlerce cana mal olan silahlı çatışma ortamını sonlandırmayı iddia eden bu yasal çerçeve, sahadaki dengeleri sarstığı gibi Ankara'nın iç siyaset matematiklerini de kökten değiştiriyor. Amberin Zaman’ın analizine göre, bir yanda on yıllardır "terörist" veya "bebek katili" olarak kodlanan bir aktörle meclis üzerinden müzakere yürütülmesinin yarattığı siyasi ve toplumsal travmalar dururken; diğer yanda bu hamlenin Erdoğan'ın iktidar ömrünü uzatacak kritik bir kaldıraç olarak tasarlandığı gerçeği yer alıyor.

Kürt siyasi hareketinin tabanında ve muhalefet cephesinde taslağın sınırları tartışılırken, Ankara'daki hesap net;  Güvenlik politikalarının maliyetini sıfırlamak ve muhtemel anayasal/siyasi geçitlerde ihtiyaç duyulan kitlesel desteği bu yasal entegrasyonla tahkim etmek.

Yazının tam çevirisi şu şekilde:

Türk devleti ile PKK lideri Abdullah Öcalan arasında iki yılı aşkın süredir yürütülen müzakerelerin ardından hazırlanan çerçeve yasa taslağı, çarşamba günü TBMM Adalet Komisyonu’na sunuldu. Kimileri bunu tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirirken, kimileri ise Kürt hareketi açısından aşağılayıcı bir teslimiyet olarak görüyor.

Her halükarda bu gelişme, Türk devletinin uzun yıllar boyunca “bebek katili” ve “terörist” olarak nitelendirdiği Abdullah Öcalan ile yürüttüğü doğrudan görüşmelerin ardından ilk kez Meclis’e yasa teklifi sunması anlamına geliyor. Öcalan, 1999 yılında Nairobi’de Türk özel kuvvetleri tarafından yakalandıktan sonra Türkiye’de yargılanmış ve idama mahkûm edilmişti. Aynı zamanda bu, Türkiye’de herhangi bir hükümetin, Türk Silahlı Kuvvetleri ile PKK arasında 40 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve ölenlerin büyük bölümünün Kürt olduğu çatışmayı sona erdirmek için ilk kez askeri yöntem yerine siyasi çözüm arayışına yönelmesi olarak görülüyor.

“Ulusal Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Hakkında Kanun Teklifi” adı verilen tasarının en erken cuma günü Genel Kurul’da oylanması bekleniyor.

12 maddeden oluşan teklif, PKK mensupları ile örgütle bağlantılı bazı kişileri kapsayan, tam veya kısmi af öngören aşamalı bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Teklif kapsamında örgüt üyeliği, yöneticiliği, örgüt propagandası yapmak ve örgüt adına para toplamak gibi suçlar yer alıyor.

Cumhurbaşkanının denetiminde görev yapacak; Dışişleri, güvenlik bürokrasisi, istihbarat, İçişleri ve Adalet Bakanlığı temsilcilerinden oluşacak bir kurul, PKK’nin silahsızlanma ve fesih sürecini koordine edip denetleyecek. Ayrıca 17 üyeli bir izleme komitesi de süreci takip edecek ve gerekli yeni yasal düzenlemeleri Meclis’e taşıyacak.

Haberin yayımlandığı sırada, 600 sandalyeli TBMM’de en az 360 milletvekili yasa teklifine imza atmıştı.

Yasa yalnızca Kürtlerin onlarca yıllık siyasi eşitlik mücadelesi açısından değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi geleceği açısından da büyük önem taşıyor.

Mevcut Anayasa’ya göre Erdoğan, Mayıs 2028’de sona erecek görev süresinin ardından yeniden aday olamıyor. Ancak anayasa değişikliği referandumuna gidilebilmesi için en az 360 milletvekilinin desteği gerekiyor. Çarşamba günü sağlanan destek, Erdoğan’ın bu referandumu mümkün kılacak çoğunluğu bulabileceğine işaret ediyor. Cuma günü yapılacak oylama ise, teklifin 400 oy alması halinde referanduma dahi gerek kalmayabileceğini gösterebilir.

Bu noktada Abdullah Öcalan ile Meclis’te 56 sandalyeye sahip DEM Parti’nin tutumu belirleyici olacak. AK Parti ile MHP’nin toplam sandalye sayısı 323. Bu sayı hem anayasa referandumu için hem de Erdoğan’ın yeniden aday olmasını sağlayabilecek erken seçim kararı alınabilmesi için gereken 360 oyun 37 altında kalıyor.

DEM Parti’nin pazartesi günü paylaştığı açıklamada Abdullah Öcalan, hükümete destek mesajı verdi. Düzenlemenin birçok eksik yönü bulunduğunu belirtmekle birlikte, 78 yaşındaki PKK lideri yasanın anayasal güvence altına alınacak dil hakları gibi yeni reformların önünü açacak “kapının anahtarı” olduğunu ifade etti.

Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Bu yasa tek başına Kürt sorununu çözmez ancak bir başlangıçtır” dedi.

Cupolo, “Yüzyıllık Kürt sorununun çözümü için gerekli diyalog ve hukuki değişikliklerin zeminini oluşturacak iyi bir başlangıç” değerlendirmesinde bulundu.

Sürecin diğer önemli aktörlerinden biri de CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel. 91 milletvekiline sahip Yeni Parti’nin zamanla daha da büyümesi bekleniyor. Özel’in Kürt seçmenin desteğini kazanmak ve DEM Parti ile kurduğu ilişkileri korumak amacıyla yasa teklifine destek vermesi bekleniyor.

Öte yandan Öcalan ile Irak-Türkiye sınırındaki Kandil ve çevresinde bulunan üst düzey PKK yöneticileri yasa kapsamına alınmıyor. Ayrıca 2016’dan bu yana tartışmalı terör suçlamalarıyla tutuklu bulunan ve DEM Parti’nin öncülü HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı da belirsizliğini koruyor.

Al-Monitor’un ilk kez duyurduğu bilgilere göre, Öcalan ile Türk hükümeti arasındaki gizli görüşmeler Nisan 2024’te başladı. Görüşmelerin iki temel amacı vardı: Birincisi, Öcalan’ın silahlı mücadeleyi sona erdirmesi ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Şam yönetimiyle bütünleşmesi için nüfuzunu kullanmasını sağlamak. İkincisi ise DEM Parti’nin Erdoğan’ın iktidarını sürdürme planlarına destek vermesini sağlamaktı.

Görüşmeler aynı yılın Ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Öcalan’ı TBMM’de PKK’ye silah bırakma çağrısı yapmaya davet etmesi ve olası aftan yararlanabileceğini söylemesiyle kamuoyuna yansıdı.

Öcalan da Şubat 2025’te İmralı Cezaevi’nden yaptığı çağrıyla PKK’ye silah bırakma ve Kürtlere de Türk devletiyle “bütünleşme” çağrısında bulundu.

12 Mayıs 2025’te PKK, Öcalan’ın çağrısına uyarak Türkiye’deki silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini ve örgütü feshettiğini açıkladı.

11 Temmuz 2025’te ise Irak Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kenti yakınlarında, KYB kontrolündeki dağlık bölgede bir grup PKK mensubu sembolik silah yakma töreni düzenledi.

Yasanın kabul edilmesinin ardından bu gruptaki bazı isimlerin, sürgündeki Kürt siyasetçiler ve PKK ile bağlantılı diğer kişilerle birlikte Türkiye’ye dönmesi bekleniyor. Al-Monitor’a konuşan PKK kaynaklarına göre, ilk dönüş grubuna nasıl davranılacağı hükümetin samimiyetinin en önemli sınavlarından biri olacak ve sürecin geleceğini belirleyecek.

Kaynaklardan biri, “Öcalan demokratik bir Türkiye içinde Kürtlerin eşit hakları için mücadele etmeyi sürdürüyor. Devletle bütünleşmeden kastı da ancak bu temelde olabilir” dedi.

Diğer bazı kaynaklar ise bunun büyük bir siyasi kumar olduğunu ve sürecin kaderinin büyük ölçüde Erdoğan’ın tavrına bağlı bulunduğunu ifade ediyor.

AK Parti’nin PKK ile 2008 ve 2012 yıllarında yürüttüğü önceki çözüm girişimleri karşılıklı güvensizlik nedeniyle başarısız olmuş, çatışmalar daha da şiddetlenerek yeniden başlamıştı.

2014 yılında Pentagon ile PKK’nin Suriye kolu arasında IŞİD’e karşı kurulan ve daha sonra Arap savaşçıların da katıldığı ittifak ise Ankara’nın Batı’nın bağımsız bir Kürt devleti kurma planı yaptığı yönündeki kaygılarını artırdı.

Bununla birlikte, Hamas’ın 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırının ardından Orta Doğu’da yaşanan büyük jeopolitik değişim, Türkiye’nin PKK ile yeniden temas kurmasını hızlandırdı. Ankara, gelişmiş İHA ve SİHA kapasitesi sayesinde sahada askeri üstünlüğü sağladığına inanıyordu.

İran’ın Suriye’den büyük ölçüde çekilmesi, Ahmed el-Şaraa’nın Şam’da iktidara gelmesi ve ABD’nin onu desteklemesiyle birlikte Türkiye, PKK ile kendi şartlarını büyük ölçüde belirlediği bir anlaşmaya ulaşma konusunda daha özgüvenli görünmeye başladı.

Ancak İran’la yaşanabilecek yeni gerilimler Türkiye’nin hesaplarını bozabilir. ABD Başkanı Donald Trump’ın İranlı Kürt silahlı muhalefetine destek vermeme kararını Erdoğan’ın talebi üzerine aldığına inanılıyor. Ancak öngörülemez tavırlarıyla bilinen Trump’ın bu kararını değiştirmesi ihtimal dışı görülmüyor.

Öte yandan PKK’nin İran kolu olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Abdullah Öcalan’ın silahsızlanma ve fesih çağrısının kendilerini kapsamadığını savunuyor.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?