BIST 100
14.396,54 -0,43%
DOLAR
47,9535 0,06%
EURO
56,0540 0,12%
GRAM ALTIN
6.968,91 0,00%
FAİZ
40,85 -0,05%
GÜMÜŞ GRAM
104,91 1,57%
BITCOIN
72.501,00 5,01%
GBP/TRY
65,4885 0,37%
EUR/USD
1,1675 -0,02%
BRENT
93,73 2,30%
ÇEYREK ALTIN
11.392,83 -0,01%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
31 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Bakırhan’dan süreç için kritik takvim: Eylül sonu-ekim ayını işaret etti

Bakırhan’dan süreç için kritik takvim: Eylül sonu-ekim ayını işaret etti

IMG_1725

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşü için resmi aşamaların eylül sonu veya ekim ayında tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Öcalan’ın aktif rol alacağı Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun bir an önce kurulması çağrısı yapan Bakırhan, “Bu kurul oluştuğu andan itibaren hem dağdan hem Avrupa’dan gelişlerin başlayabileceğini söyleyebiliriz” dedi.


DEM
Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,Türkiye’de yürütülen süreç kapsamında beklenilengerekli hukuki adımlarıdan PKK’lilerin dönüş takvimineve Abdullah Öcalan’ın rolüne, İran savaşının bölgeyeetkilerinden Rojava ve Kürtler arası birliğe, KürdistanBölgesi’nin rolünden DEM Parti’nin kongre sürecinekadar birçok konuda Rûdaw’a değerlendirmelerdebulundu.

Rûdaw Ankara Temsilcisi Şevket Herki’nin sorularınıyanıtlayan Bakırhan, PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşü içinbelirlenen takvime ilişkin, resmi aşamaların eylül sonuveya ekim ayında tamamlanmasını beklediklerinisöyledi.

Bakırhan, sürecin sağlıklı ilerlemesi için AbdullahÖcalan’ın aktif biçimde devrede olması gerektiğinibelirterek Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun bir an öncekurulması çağrısında bulundu.

“Barışı toplumsallaştırmak yalnız bizim işimizolamaz"

Bakırhan, sürecin ilerlemesi için yeni yasalardan ziyademevcut bazı uygulamaların hayata geçirilmesigerektiğini ifade etti.

Kayyumların görevlerine iade edilebileceğini, medyanındilinin değişmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) kararlarının uygulanması gerektiğini belirtenBakırhan, “Barışı toplumsallaştırmak yalnız bizim işimizolamaz; bizim elimiz her köşeye yetişmiyor. Devletin deikna etmesi, gitmesi, konuşması gerekir” dedi.

“Kürdün özgürlük talebi de Türkün güvenlik kaygısıda önemli”

Süreçte farklı toplumsal kesimlerin kaygılarının dikkatealınması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, Kürtlerinözgürlük talepleri ile Türk toplumunun güvenlikkaygılarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Bakırhan, “Kürdün özgürlük talebi de Türkün güvenlikkaygısı da bu sürecin önemli gündemi. İkisini birdenciddiye almadan bu yürümez” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Bölgesi’nin rolü

Bakırhan, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin PKK’lilerindönüş sürecinde önemli bir rol üstlenmesi gerektiğinibelirtti.

Bakırhan, sürecin hukuki, idari, lojistik ve insaniboyutlarının Erbil, Süleymaniye ve Ankara’yıilgilendirdiğini söyledi.

“Suriye’de Kürtlerin hakları Türkiye tarafından dadesteklenmeli”

Rojava ve Suriye’deki gelişmelere de değinen Bakırhan,Suriye hükümeti ile Kürtler arasındaki diyaloğundesteklenmesi gerektiğini belirtti.

Bakırhan, “Müzakere ve diyalogdan hem Şam kazançlıhem Kürtler kazançlı çıkar” dedi.

Öcalan’ın Kürdistan Bölgesi ve İran için dört başlığı

Bakırhan, Öcalan’ın DEM Parti heyetiylegörüşmelerinde Kürdistan Bölgesi’ne ilişkin aktardığıgörüşleri dört başlıkta topladı.

Buna göre Öcalan’ın mesajları; Erbil ve Süleymaniyearasındaki parçalı yapının sona ermesi, KürdistanBölgesi’ndeki tüm siyasi güçlerin kurulacak bölgeselhükümette söz sahibi olması, İran’ın KürdistanBölgesi’ne yönelik saldırılarını ve idamları durdurmasıve İran’ın Kürtlerin haklarını tanıması olarak sıralandı.

DEM Parti kongresi 6 Eylül’de

DEM Parti’nin 6 Eylül’de gerçekleştireceği kongreyeilişkin de konuşan Bakırhan, kongrenin yeni dönemeuygun kadro ve yapının ortaya çıkarılması açısındanönemli olduğunu söyledi.

Çerçeve yasanın uygulanmasıyla birlikte SelahattinDemirtaş, Figen Yüksekdağ ve çok sayıda siyasetçininyeniden siyasi hayata katılacağını belirten Bakırhan,sürgünden dönecek isimler ve farklı mücadelealanlarından kişilerin de sürece dahil olacağını ifadeetti.

DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın RûdawAnkara Temsilcisi Şevket Herki’ye verdiği özelröportajın tamamı şöyle:

Rûdaw: Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüneilişkin süreç ile ilgili hazırlanan yasanın uygulanmasıkonusunda nasıl bir takvim öngörülüyor?Kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biriPKK’lilerin geri dönüşü; süreç bu şekilde ilerlersemuhtemel ilk dönüşler ne zaman başlar?

Tuncer Bakırhan: Süreç artık resmi bir çerçevedeilerliyor. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı, yasadaöngörülen kurul Cumhurbaşkanı Yardımcısıbaşkanlığında kuruldu. Şimdi bir önemli safha daha var:Milli Güvenlik Kurulu’nun “teyit-tespit” kararı. Bu kararResmi Gazete’de yayımlandığı an yasa tam anlamıylayürürlüğe girecek.

Dönüşler için şimdiden kesin bir tarih vermek doğruolmaz. Bu kadar hassas bir sürecin takvimini günvererek konuşmak zor. Ama bütün işaretler bize eylülünsonu ya da ekim ayında bu resmi aşamalarıntamamlanacağını, yasanın hayata geçeceğinigösteriyor. Herkesin merak ettiği “ilk dönüşler ne zamanbaşlar” sorusunun cevabı da bu takvime bağlı.

Burada bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum. Busürecin sağlıklı işlemesi, gelişlerin güvenli ve düzenliolması için Sayın Öcalan’ın aktif biçimde devredeolması şart. Bunu sadece biz söylemiyoruz. FeshedilenPKK’nin yöneticileri de aynı gerçeği ısrarla tekrarlıyor:Öcalan devrede olmadan hiçbir arkadaşına “silahıbırak, geri dön” çağrısı yapamayacaklarını söylüyorlar.PKK ile Öcalan arasındaki bağı bilen herkes, bunun lafolsun diye söylenmediğini bilir.

Sorun şu: Sayın Öcalan bugün son derece kısıtlıkoşullarda bu rolü oynamaya çalışıyor. Bunun içinönerimiz nettir: Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceğiBarış ve Siyasallaşma Kurulu bir an önce kurulmalı.Sayın Öcalan’ın gerçek anlamda devrede olabilmesininyolu budur. Bu kurul oluştuğu andan itibaren, hemdağdan hem Avrupa’dan gelişlerin başlayabileceğinirahatlıkla söyleyebiliriz.

Rûdaw: Sürecin sadece siyasi açıklamalarla sınırlıkalmaması ve somut sonuçlar doğurması için hangiadımların atılması gerekiyor? İktidarın bugüne kadarattığı adımları yeterli buluyor musunuz? Özelliklegeri dönmesi planlanan PKK’liler için yeterli hukukizeminin oluştuğunu söyleyebilir miyiz? Yeni yasaldüzenlemelere ihtiyaç var mı?

Tuncer Bakırhan: Öncelikle ifade etmek gerekir ki,açıklamalar bir yere kadar anlaşılırdır. Fakat şunu dabiliyoruz: açıklamalar ekmek gibidir. Tazeyken tutar,bekletilirse yapısı bozulur ve kimse yemez. Açıklamaaşamalarını kısmen geçtiğimizi düşünüyorum. Meclis’tebüyük bir oy ile kabul edilen yasa bu yönüyle çokönemli. Artık niyetten pratiğe geçme açısından kıymetlibuluyorum.

Atılacak somut adımların çoğu siyasal, hukuki,toplumsal ve psikolojik alanlara yayılıyor ve önemli birbölümü için tek bir virgül bile yazmaya gerek yok.Mesela kayyımlar iade edilebilir. Medyanın dilideğişebilir. AİHM kararları uygulanabilir; rafta durankarar, karar değildir, ertelenmiş bir haksızlıktır ve o raftayüzlerce arkadaşımızın ismi var. Yine barışıtoplumsallaştırmak yalnız bizim işimiz olamaz; bizimelimiz her köşeye yetişmiyor, devletin de ikna etmesi,gitmesi, konuşması gerekir. Bunlar yapılırsa emin olunsüreç daha fazla ivme kazanacaktır.

Dönecekler için belirlenmiş bir hukuki durum var,devletin hazırlığı var; bizim hazırlığımız daha çoksiyasal-sosyal zeminde. Ama kâğıt üzerindeki hukuk,yüzmeyi kitaptan öğrenmeye benzer. Suya girmedenyüzme öğrenilebilir mi? Bir köprünün taşıyıp taşımadığı,çizimine bakılarak değil, üzerinden ilk kafile geçtiğindeanlaşılır. Uygulama aşaması başladığında bugünkübelirsizliklerin çoğu kendiliğinden dağılacak; kalanlar damasada konuşulacak. Demek istediğim, insanlardönmeye başladığında hangi hükmün işlediğini, neredeaksama bulunduğunu daha açık göreceğiz.Gerektiğinde bazı maddeler değişecek, bazı boşluklaryeni düzenlemelerle giderilecektir.

Yine sorunuz çerçevesinde, tabii ki yeni düzenlemelereher koşulda ihtiyaç olacak. Süreç yürüdükçe ihtiyaçlarkendini gösterir, zamanla giderilir. Aslolan yürümektir;iyi niyetle ve bunun gerçekten ülkenin hayrına olduğunubilerek yürümekten bahsediyorum. Gerisi gelir.

Rûdaw: Çerçeve yasa görüşmelerinde özellikle YeniParti ve CHP’nin yaklaşımını nasıldeğerlendiriyorsunuz? Sizce muhalefet bu süreciyeterince sahiplenmiş görünüyor mu?

Tuncer Bakırhan: Muhalefetin büyük bir kısmı süreci veyasayı destekliyor. Bu durum yasal düzenlemeleringeniş konsensüsle gerçekleştirilmesi, barışıntoplumsallaşması gibi gereklilikler için önemli zeminsunuyor. CHP’nin yasa teklifine imza vermesi ve genelkurulda büyük oranda evet oyu vererek desteklemesikıymetlidir. Yeni Parti’nin genel başkan düzeyinde yasateklifine destek vermesi önemli ve altı çizilmesi gerekenbir destektir. Fakat Yeni Parti milletvekillerinin hemhayır oyu sayısı hem de hayır demeyi meşrulaştırmabiçimi bir siyasetsizliğe işaret etti. Vekili olduğu kentigerekçe göstererek hayır oyuna gitmek hem kente hemülkeye haksızlık etmektir. Türkiye’de barışı istemeyen,“insanlar ölmesin” sözüne karşı çıkan tek bir kent, tekbir sokak bile bulamazlar. Bu olumsuz tabloya rağmenyine de Yeni Parti’nin merkezi düzeydeki tutumu veyasaya evet oyuna katkı sunması gelecek adına umutvericidir. Fakat Özgür Özel’in savunduğu çizgi kurumsalve siyasal bir akla kavuşmadığı müddetçe savrulmalarolur. Türkiye’nin temel meselesinin çözümünde ortadanikiye ayrılan bir muhalefet partisinin her şeyden önceülkeyi yönetme iddiası da kanımca zarar gördü.

Rûdaw: Önümüzdeki bir yıl açısından baktığınızda,sürecin başarıya ulaşması için en kritik eşik sizcenedir? Sürecin başarısızlığa uğramaması içiniktidara, muhalefete ve DEM Parti’ye düşen temelsorumluluklar nelerdir?

Tuncer Bakırhan: Bu sürecin en kritik eşiği, toplumsalpsikolojinin doğru yönetilmesi. Türkiye’de bu meseleninkırk yılı aşkın bir acı tarihi var; bu tarih ülkenin ikiyakasında da derin izler bıraktı. Bugün hâlâ evladınıkaybetmiş bir asker ailesi de var, dağda evladınıkaybeden ya da dağda, cezaevinde, sürgünde evladınıbekleyen aileler var.

Bu ülkede kimse öbürünün kaygısını hafife almalüksüne sahip değil. Kürdün özgürlük talebi de Türküngüvenlik kaygısı da bu sürecin önemli gündemi. İkisinibirden ciddiye almadan bu yürümez. Bu sadecesiyasetçilerin işi değil. Medyanın kullandığı dilden köşeyazarlarının kelime seçimine, sosyal medyadakitartışma üslubundan Meclis’teki tartışmalara kadargeniş bir sorumluluk alanından bahsediyorum. Busorumluluk hepimizde.

Bunun ötesinde önümüzdeki bir yılda üç şey yapmamızgerekiyor. Yasanın gerektirdiği adımları zamanında veeksiksiz atmak. Muhataplar arasındaki diyalog vemüzakere kanallarını gerçek anlamda işler halegetirmek. Ve en önemlisi, Sayın Öcalan’ın bizzatdevrede olacağı çalışma ve iletişim koşullarınıdüzenlemek. Bunu bir önceki soruda detaylı anlattım.

Bu sürecin kendi aşamaları var. Herkesin bu aşamalarave gerçekliğe uygun bir sabırla, bir sorumluluklayaklaşması gerekiyor.

Rûdaw: Nedir bu sorumluluklar?

Tuncer Bakırhan: Sorumlulukları özetle şu şekilde tarifedebilirim: İktidara düşen, barışı kalıcı kılacak siyasaliklimi oluşturmak ve üzerine düşen adımları zamanındaatmaktır. Muhalefete düşen, barışı ve demokrasiyibirbirinin ön koşulu olarak görmekten vazgeçmektir;bunlar birbirini bekleyen değil, birbirini besleyen iki anabaşlık olarak görülmelidir.

Ama asıl konuşmam gereken, DEM Parti’ye düşensorumluluk. Bizler de artık aktivist bir dille değil, kurucubir akılla hareket etmek zorundayız. Bir şeyler talepeden, bekleyen taraf olmaktan çıkıp; Kürt meselesininçözümü için gereken demokratik talepleri örgütleyen,onlara sahip çıkan bir özne olmalıyız.

Burada bir noktanın altını özellikle çizmek isterim. Bizimderdimiz “şunu isteriz, bunu isteriz” diyen, kendini özneolmaktan çıkarmış bir pozisyon değil. Demokratiktalepler örgütlendikçe, o taleplerin hukuki karşılığı şuveya bu şekilde ortaya çıkar. Yerel yönetimlerindemokratik bir karaktere kavuşması, anadilinde eğitimve örgütlenme hakkı gibi konular gökten zembilleinmez; bunlar mücadelenin ve inşanın konusudur. Bukonuda esas olarak bize çok görev düşüyor.

Rûdaw: Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nin süreçtekirolü sık sık vurgulandı. Bundan sonraki aşamalardaKürdistan Bölgesi’nden beklentiler nelerdir? Birdönem kamuoyunda silah bırakan PKK’lilerin bubölgeye yerleşeceğine dair senaryolar da gündemegelmişti. Buna ilişkin değerlendirmeniz nedir?

Tuncer Bakırhan: Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin rolütali değil, çok önemlidir. Bunu sıkça vurguluyoruz.Çünkü Kürdistan Bölgesi de coğrafi konumu, tarihselilişkileri, siyasi kanalları ve sahadaki imkânlarıbakımından böyle bir yerde duruyor.

Şunu söyleyebilirim: geri dönüş sırasındamekanizmaların işlemesi için Bölgesel Yönetim’in hemsürece dahil olması hem de kolaylaştırıcı rol üstlenmesikonusunda bir mutabakat var. Bunun hukuki, idari,lojistik ve insani boyutları olacaktır. Bu boyutların hepsiErbil’i, Süleymaniye’yi ve Ankara’yı zamanlıilgilendiriyor.

Senaryolara gelince: kamuoyu boşluğu sevmez, boşlukvarsa hikâyeyle doldurur. “Şuraya yerleşecekler, burayagönderilecekler” türünden anlatıları biz de okuyoruz.Tam da burada çatışma ve çözüm deneyimleri ışığındabir hatırlatma yapmak isterim: ayrıntılar teknik,mekanizmalar tanımlı, siyaset ise gürültünün üstündeyürümek zorunda. Bu yüzden ben uygulamayıbeklemekten yanayım. Uygulama başladıkça bugünbelirsiz görünen birçok husus da somutlaşacaktır.

Rûdaw: Rojava’nın geleceği ve Şam yönetimiyleyürütülen görüşmeler Kürtlerin gündemindeki enönemli başlıklardan biri. Suriye’nin yeniyapılanmasında Kürtlerin nasıl bir statüye sahipolması gerektiğini düşünüyorsunuz? Türkiye’dekimevcut sürecin bir yansıması olarak, Türkiye’ninRojava politikasında bir değişiklik bekliyormusunuz?

Tuncer Bakırhan: Suriye’nin geleceği, demokratik birrejimle kazanılabilir. Demokratik Suriye’nin inşasıKürtler başta olmak üzere Suriye’deki tüm halkların veinançların haklarının tanınmasından ve teminat altınaalınmasından geçiyor. Bu, Kürtlerin eritilmesi değil;siyasal öznelliklerinin güçlenmesidir. Çok açık şekildesöyleyelim: Kürt halkının elde ettiği haklar diğerhalkların haklarından bir şey eksiltmez. Aksine haklarınçokluğu herkesin kazanımıdır. Bölge ülkelerinin bugerçeği böyle okuması gerekir. Kürtlerin Suriye’de hangimimaride, ne biçimde yer alacağına orada yaşayanKürtler ve dinamikleri karar verir. Biz ilkesel düzeydeKürt halkının veya başka bir halkın nasıl yaşayacağınadair tutum belirlemek durumunda değiliz. Fakat şunuvurgulamalıyız: Suriye’de Kürtlerin haklarını kazanmasıTürkiye tarafından da desteklenmelidir.

Rûdaw: İran savaşı ve bölgede yaşanan gelişmelerOrtadoğu’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Busavaşın ve olası bölgesel yayılmanın Kürtleraçısından yaratabileceği en büyük riskler nelerdir?Kürtlerin yeniden bölgesel çatışmaların ortasındakalmaması için nasıl bir politika izlenmeli?

Tuncer Bakırhan: İran’daki savaş ve bölgede yaşanangelişmeler, aslında Ortadoğu’daki dengeleri baştanaşağı değiştiriyor. Bu savaş bölgesel bir çatışmayadönüşürse en çok kim etkilenir diye sorarsanız,cevabım açık: başta İran, Irak ve Suriye olmak üzereKürtlerin yaşadığı hemen her yer risk altına girer. Zatensavaşın ilk günlerinden itibaren gördük bunu. İran rejimive ona bağlı güçler, kimi zaman doğrudan kendisi, kimizaman Irak’taki İran yanlısı gruplar eliyle KürdistanBölgesel Yönetimi topraklarını hedef aldı. Bütünbunlara rağmen Kürtler bölgesel bir savaşın parçasıolmayacaklarını, hiçbir gücün koçbaşı olmayacaklarınıısrarla söylüyor.

Peki her Allah’ın günü saldırılar devam ederse Kürtler neyapacak? Herhalde kurbanlık koyun gibi sessizbeklemeyecek. Şunu net söyleyeyim: saldırıya uğrayanherkes gibi Kürtlerin de kendini savunma hakkı var,bunda hiçbir Kürt dinamiği tereddüt duymaz. AmaKürtler bugüne kadar başka güçlerin oyununa gelmedi,diyalogu ve müzakereyi esas aldı, bu çizgiyi desürdürüyor. İran bence Suriye’yi örnek almalı. Bütüneksikliklerine rağmen Kürtlerle diyaloğu seçen bir Şamhükümeti var. Kürtler Suriye’de merkezi hükümetlemeselelerini görüşerek çözmeye çalışıyor. Kürtlerlesavaş halinde olan bir Şam daha istikrarlı olur, yoksasorunlarını müzakere yoluyla çözmeye çalışan bir Şammı? Cevap belli. Müzakere ve diyalogdan hem Şamkazançlı hem Kürtler kazançlı çıkar.

Irak’ta da zaman zaman gerilimler yaşansa da Bağdatile Erbil arasında birbirini tanıma var, diyalog var. Doğruolan da budur.

İran ise hâlâ Kürtleri baskıyla, idamlarla, zorlasusturmaya, tasfiye etmeye çalışıyor. Bu tutumdan biran önce vazgeçilmeli. İran, kendi topraklarında yaşayanKürtler başta olmak üzere farklı halkların, farklıinançların demokratik haklarını tanımalı. En hayırlı yolbudur. İdamlara ve saldırılara devam ederse, kendisiiçin büyük bir kırılma yaşanır. Kürtler de kendinisavunmaktan geri durmaz. Bu, Kürtlerin kendi tercihideğil, kendilerine dayatılmış zorunlu bir sonuç olur.Bölgenin ihtiyacı yeni bir savaş değil, kalıcı bir barış vediyalog zeminidir.

Rûdaw: Kürtler arası ilişkiler ve ulusal birliktartışmaları açısından baktığınızda, Kürt siyasihareketleri ve farklı siyasi yapılar arasındaki mevcutayrışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kürtlerinortak bir ulusal perspektif etrafında daha fazlayakınlaşması için hangi adımların atılmasıgerektiğini düşünüyorsunuz?

Tuncer Bakırhan: Kürtler arasında ulusal birliktartışması hiç bitmedi; ama çoğu zaman bir gündemmaddesi gibi tutuldu, bir tarih bilinci gibi değil. Kürtlerarasında ulusal birlik tartışması yeni değil; uzun yıllardırzaman zaman güçlenen, zaman zaman geri çekilen birarayış. Oysa ulusal birliğin zihniyet düzeyinde, siyasetdüzeyinde ve tarihsel düzeyde ayrı ayrı anlamları var.Açık söyleyeyim, öneminin tam anlaşıldığı kanaatindedeğilim.

Ulusal birlik salt bir duygu değildir. Aynı evi paylaşankardeşlerin birbirini sevmesi yetmez; kimin kapıyıaçacağı, kimin faturayı ödeyeceği, misafir geldiğindekimin ne söyleyeceği konuşulmadıysa, o ev dağınıktır.Kürtlerde ortak dilin geç kurulması, tarihimizdeki asıltrajedilerden biridir. Her seferinde herkes haklıçıkmıştır, ama kimse kazanmamıştır. Kürt siyaseti deartık yalnız bugünün sorunlarına değil, önümüzdeki elliyılın nasıl kurulacağına bakmalıdır.

Buradan açıkça çağrıda bulunmak istiyorum. Kürthalkının özlemle beklediği ulusal birliğin ilkadımlarından biri KDP ile YNK’nin güçlü bir ortaklaşmairadesi göstermesidir. Yılların tecrübesine, kurumlarınave toplumsal karşılıklarına sahip iki büyük siyasi güçneden ortak meselelerde daha güçlü bir siyasal hatkuramasın? Neden ortak geleceği birlikte savunamasın?Aralarındaki mesele, bir halkın geleceğinden daha büyük? Yeni bir siyaset üretmenin zamanı gelmedi mi?Bulunulan coğrafyada daha güçlü bir siyasal zeminoluşmaz mı? Bugün Kürtlere yönelik saldırıların kolayolmasının nedeni Kürtler arası parçalılıktır.

Bu açık bir çağrıdır. Buyurun, öncülük edin, ilk adımıatın. Bu onurlu adımla Kürtlere bayram yaşatın. Hewlerve Süleymaniye arasında dönem dönem yansıyangerilimler ve ayrı düşme hali yüreğimizi acıtıyor.

Çünkü ulusal perspektif artık kendini dayatıyor. Dünyadeğişiyor, Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor; sofradaoturmayanın adının menüde olduğu bir dönemdeyiz.Böyle dönemlerde küçük hesaplar büyük kayıplara malolur.

Birliğe ihtiyaç var; ama daha çok, birlikte düşünmeyeihtiyaç var. Ortak akla ihtiyaç var ve tüm bunlarıyaparken farklılıkları eritmeden bir arada yaşamakmümkün. Ulusal birlik herkesin aynı düşünmesi değil,farklı düşünenlerin ortak meselelerde birliktedavranabilmesidir.

Rûdaw: Ulusal birlik deyince bazı çevreler rahatsızlıkduyuyor? Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Tuncer Bakırhan: Şimdi, bu sözlerimi duyuncatelaşlanan, “ne demek istiyor” diye kaygıyla bakançevreler olabileceğini biliyorum. Tüm samimiyetimleaçık söylemek isterim: burada kastettiğimiz birlik,kimseye karşı kurulan bir birlik değil.

Ulusal birliği önce tarif etmek gerekiyor. Kürtler arasıulusal birlikten kasıt, bütün Kürtlerin aynı partiye, aynıörgüte veya aynı ideolojik çizgiye girmesi değildir. Tamtersine; farklılıkları koruyarak, Kürtlerin varlığı, dili,hakları, kazanımları ve geleceği gibi temel meselelerdeortak bir tutum sergilemesidir. Dünyanın hiçbirhalkından esirgenmeyen bu hak, yani birlikte hareketetme hakkı Kürtlerden de esirgenemez. Bundan endişeduymamak lazım.

Türkiye’de yaşayan Kürtler olarak tavrımız bellidir vedeğişmemiştir: sorunumuzu çözeceğimiz adresAnkara’dır, çözümü de burada, bu topraklarda arıyoruz.Türkiye’nin her bir karışını kendi yurdumuz biliyoruz.Sınırların ötesindeki kardeşlerimizle güçlenecek birsiyasi, kültürel ve ekonomik etkileşim, kimseninaleyhine değil, herkesin lehine bir kazanımdır. Bugünbile Habur Sınır Kapısı’ndan en çok kazanan Türkiye’dir;Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarında çalışan,yatırım yapan Trabzon’dan Diyarbakır’a binlerceTürkiyeli var. Yarın Kamışlo-Nusaybin sınır kapısıaçıldığında da kazanan yine hep birlikte olacağız: Şam,Ankara ve Kamışlo. Kürtlerin kendi arasındaki birlik vehuzur, bölgedeki istikrarı güçlendirir; bölgedeki istikrarda doğrudan Türkiye’nin güvenliğine ve refahına hizmeteder. Yani bu birlik meselesi bir tehdit değil, Türkiye’ninde yararına olan, herkesin kazanacağı bir zemindir.

Rûdaw: Bu bağlamda Öcalan’ın İran’ın saldırılarınailişkin size yansıyan bir değerlendirmesi oldu mu?Özellikle saldırıların odağındaki Irak KürdistanBölgesel Yönetimi’ne yönelik bir önerisi, bir çağrısıvar mı?

Tuncer Bakırhan: Öcalan, İmralı heyetimizle yaptığıgörüşmede bu soruyu da karşılayan çok önemlideğerlendirmelerde bulundu. Sayın Öcalan’ıngörüşlerini dört başlıkta özetleyebilirim. Diyor ki:

Birincisi; Süleymaniye ve Erbil arasındaki parçalıdurum sona ermeli. Sorunlar demokratik ilkeleretrafında çözülmeli ve ortaya merkezi bir bölgeselhükümet çıkmalı.

İkincisi; kurulacak bu bölgesel hükümette KürdistanBölgesi’ndeki bütün güçlerin ve dinamiklerin söz vesiyaset hakkı olmalı. Çünkü her parçalı duruş, bölgeyisaldırılara daha açık hale getiriyor.

Üçüncüsü; İran, başta Süleymaniye ve Erbil olmaküzere Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yöneliksaldırılarını derhal durdurmalı, idamlara son vermeli.

Dördüncüsü; İran, Kürtlerin haklarını tanımalı vedemokratik bir yaklaşım sergilemeli. Türkiye de busüreçte pozitif bir rol oynamalı. Eğer İran, Kürtlereyönelik saldırı politikasında bir değişikliğe gitmez,idamlara son vermezse, Kürtlerin ulusal birlik ruhuylakendilerini savunmaktan başka bir çaresi kalmaz.Kürtler bunu elbette başka hiçbir gücün koçbaşıolmadan, kendi iradeleriyle yapmalı. Nitekim Kürtörgütlerinin İran’ın saldırıları karşısında bugüne kadarsergilediği tutum da bu yönde olmuştur. İran bu gerçeğigörerek hareket etmeli.

Rûdaw: DEM Parti kongre sürecine giriyor.Kongreden nasıl bir DEM Parti çıkmasınıhedefliyorsunuz? Partinin siyasi çizgisinde,örgütlenmesinde veya Türkiye siyasetineyaklaşımında önemli bir değişiklik beklemeli miyiz?Ayrıca siz bir açıklamanızda Demirtaş’ın da kongredeolacağını söylediniz, bu bir temenni mi yoksa buyönde bir planlama söz konusu mu?

Tuncer Bakırhan: 6 Eylül’de bir kongre yapacağız. 7Eylül’den itibaren de büyük bir dönüşüm kongresininhazırlığına başlayacağız. En kısa sürede hemprogramımızla hem dilimizle hem siyasetimizle hem dekadromuzla yenileneceğiz, güçleneceğiz.

6 Eylül’deki kongre şu yüzden önemli: yeni dönemeuygun bir kadroyu, yeni bir yapıyı ortaya çıkaracak birkongre olacak. Bu yönetim, güçlü bir iddianın hazırlığınıyapacak. Ama şunu da net söyleyeyim: bizim asılhedefimiz bundan sonraki kongreyi sadece bir siyasiparti kongresi yapmak değil. Onu demokratikcumhuriyet hareketinin kongresine dönüştürmek, buhareketi Türkiye’nin her yerine genişletmek istiyoruz.

Rûdaw: “Demokratik cumhuriyet hareketininkongresi’’ dediniz.  Bu, olağan bir parti kongresindennasıl ayrışıyor?

Tuncer Bakırhan: Bu süreci sadece silahların susmasıve birkaç yasal adımla açıklarsak eksik kalır. Bu süreçTürkiye’de çok şeyi değiştirecek. Siyasetin dili vedinamiğinden tutalım toplumsal yaşama kadar geniş biralanda ciddi değişimler yaratacağını düşünüyorum. Budeğişimi doğru okuyan ilerleyecek, günlük meseleleretakılıp kalan ise geride kalacak. Bunu söylediğimdeeminim birçok insan haklı olarak günceldeki bazıolumsuz örnekleri verecek. Bunları asla önemsizgörmüyorum. Bunlara elbette itiraz edeceğiz ama esasolarak değişen dünya, bölge ve Türkiye gerçeğini dedoğru okumalıyız.

Artık silahın, çatışmanın olmadığı bir döneme giriyoruz.Bundan sonra bize düşen görev sadece direnmek değil,bir şeyler kurmaktır. Yeni bir düzen, yeni bir gelecek fikriortaya koymaktır. Eskisi gibi devam edemeyiz, yeni birdil ve yeni bir yol lazım. Bundan sonra kim bir şey inşaediyorsa, kim halka gerçek bir gelecek gösteriyorsa,siyasette söz onun olacak.

Yıllarca “güvenlik meselesi” dediler, demokratik alanıdaralttılar, baskıyı meşru gösterdiler, çözümü hepertelediler. Şimdi bu bahane ortadan kalkıyor. Geriyetek bir yol kalıyor: demokratik siyaset ve halkın çözümiradesi. Bu bize büyük bir fırsat veriyor ama aynızamanda büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Artıksözümüzün, programımızın, çözme gücümüzünsınandığı bir döneme giriyoruz. Kongreye de bu gözlebakıyoruz.

Öte yandan çerçeve yasanın uygulanmasıyla birlikteDemirtaş, Yüksekdağ ve binlerce arkadaşımız;sürgünden dönecek olanlar ve daha birçok mücadelealanından arkadaşımız siyasi hayata katılacak. Toplumakarşı olan sorumluluğumuzu omuz omuza yürüyereksürdüreceğiz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?