BIST 100
14.514,82 0,82%
DOLAR
48,0713 0,08%
EURO
56,1088 -0,04%
GRAM ALTIN
7.138,15 0,43%
FAİZ
40,85 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
106,94 0,36%
BITCOIN
77.549,00 0,19%
GBP/TRY
65,6607 0,18%
EUR/USD
1,1677 -0,02%
BRENT
93,49 -0,95%
ÇEYREK ALTIN
11.670,89 0,43%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
25 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Öcalan ile Kandil heyetinin görüşme notları: İKİNCİ BÖLÜM

Öcalan ile Kandil heyetinin görüşme notları: İKİNCİ BÖLÜM

photo-output

Birinci bölümünü yayınladığımız Öcalan ile Kandil heyetinin (Helin Ümit, Duran Kalkan, Sabri Ok…) 1-2 Şubat’ta yapıldığı iddia edilen ve üç bölümden oluşan görüşmenin ikinci bölümünü de yayımlıyoruz.

 Sevgili Rastî takipçileri ve okurları, 1-2 Şubat 2026’da Abdullah Öcalan, devlet yetkilileri ve Kandil heyeti arasında gerçekleştiği iddia edilen ve elimize geçen görüşmeye dair notlarının birinci bölümü sizinle paylaştık. Şimdi de ikinci bölümü sizinle paylaşıyoruz. Son ve üçüncü bölümü de yarın sizinle paylaşacağız.

İşte İKİNCİ BÖLÜM

Abbas Ark: Biz dahil Ortadoğu siyasetçileri biraz imkân bulunca hemen rehavete giriyoruz.

Başkan: E tabi öyle. Mübarek, Saddam, Esad, Kaddafi... hepsinin sonları ortada.

Sabri Ark: Esad’ı o kadar uyardık. Sizi de tanıyordular. Dinlemediler. Demokratikleşmediler.

Başkan: Bence Erdoğan da biraz onları kandırdı. Bana göre aynı güçler şimdi Sayın Erdoğan için de öyle bir son hazırlamak istiyorlar. O kadar diyoruz. Kurucu unsur Kürtler inkâr edilmiş, dışlanmış. Cumhuriyeti geliştirelim ve savunalım. M. Kemal diyor ki Cumhuriyeti biz kurduk, siz geliştireceksiniz. Talimattır Atatürkçü geçinenler için. Cumhuriyeti demokrasi ile buluşturalım diyoruz. Yaptığım bir cumhuriyet savunuculuğudur. Cumhuriyete isyanım faziletine isyanım değildir. Bu Kürt senin cumhuriyetinin kuruluşunda aynı değerlere sahipti. Ben o siyasetçilerden değilim. Emek insanı yaratır ve sosyalist yapar. Emeğim olsun istiyorum. Bende emek aşkı var. Çürütemezsiniz beni. Devlet de anlayacak bunu. PKK için de bu geçerli. 40 yıl benim Önderliğim altında böyle yaşayamazsınız. Bunu en çok sen (Abbas ark) biliyorsun. Beni iyi tanıyorsun. Benim çalışma tarzımı biliyorsun. Emek sahibisin. Başaramadığın ortada. Size saygı duyduğum için bu eleştirileri yapıyorum.

Abbas Ark: Doğrudur başkanım.

Başkan: Öleceksek de yaşayacaksak da bizce değerli olmalı. Sizi zora sokma amacında değilim. Eleştiriyi değer verdiğim için yapıyorum. Olmazsa kötü olurdu.

Abbas Ark: Bilincindeyiz. Diğeri daha kötü. Eleştirisizlik hatta övgü daha tehlikeli.

Başkan: Kesinlikle kötü ve tehlikeli olurdu. Benden daha bağlı ve daha emekçisin. Ama eleştiri yapıyorum. Şimdi bazıları var Kemalistler, medya şarlatanları bizi devlet düşmanı ilan ediyorlar. Düşkünlük, ahlaksızlık diz boyu. Bunlar sahtekâr. Türkiye’de cesur olan Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve kurucu Önderi esas alın diyor. Neyse ister beni rakip ister Önder olarak görün, buraya kadar geldik. Ben çok iş yaptım. Ne siz ne de devlet benim iş yapmadığımı iddia edemezsiniz. Ama bundan sonra böyle Önderlik yapamam size. Bu yol yanlışsa başka yol bulursunuz.

Sabri Ark: Söylediklerinizden ne anlamalıyız Başkanım? Ya devlet Önderliğimizi muhatap alacak ve sorunu çözecek ya da biz hareket olarak yolumuza mı bakacağız? Böyle mi anlayacağız?

Başkan: Ya çözüm gelişecek ya da topyekûn size yönelim başlayacak. 3 aya kalmaz devlet tüm gücüyle 2015’i aratmayacak, daha fazla savaşacak. 3 ayda ya anlamlı uzlaşma ya tüm gücüyle savaşma. 3 ayda bir çözüm bulmalısınız.

Abbas Ark: Bunu görüyoruz. Bunu isteyen çok çevre de var. Pusuda bekliyorlar.

Başkan: Gayet tabii. Siyaset diyor ki bir an önce çatışma başlasın, bir an önce bu süreç bitse de tantana başlasa. Özal denedi, ilk çıkışında üç dört çapulcu dedi. Erbakan, Ecevit ve diğerleri yanlış teşhise girdiler. Çözüm gelişmedi. Bu defa durum farklıdır. Bu defaki süreç geçmiştekilere benzemez. Sabri arkadaş ilk geldiğinde sağlam ilişkilerimiz var diyordu. Olabilir, ilişki geliştirebilirsiniz. Devletsel ilişki dahil. Ama sonuçları olacak. Barzani’yi ön plana çıkarıyorlar. Bir Kürt ulus devletin önü açılıyor. Barzani bu yüzden ön planda. Türklere de bu yapıldı. Biraz zayıflarsak tamamen İsrail, Fransa ve İngilizler önünü açacak. Adım adım silahsızlanma, Türkiye de var gücüyle önderlik ediyor yok etmeye. 10 yıl daha 10 yıl daha. Nereye kadar. Kürt kahramanlığı diye bir edebiyat olacak. Türk şahlanması diyecek diğer taraf. Kaybedecek olan Türkiye ve Kürtler olacak. Osmanlı da öyle oldu. Ne anladık bu siyasetten. Hep kaybettiriyor. Bu boş kasnağın dönmesi hareket anlamına gelmiyor. Dolap beygiri gibi dönüp dönüp aynı yere gelen durumu durduralım. Demirel’e bir çocuk hatırlatıyor 40 yıldır rodeo atı gibi çıkıyorsun iniyorsun, bıkmadın mı? Çare bulmamız gerekir.

Abbas Ark: Suudi Arabistan son çatışma ve Şara saldırıları için 4 milyar dolar harcama yapmış. Sizin değerlendirmelerinize katılıyoruz. Kürt toplumu ayakta. İran’da başka bir isyan var. Ama diğer Kürtler tümü Rojava için 24 saat ayakta. İyi yönlendirilmezse başka bir aşamaya gidebilir. Tabii Barzanicilik gelişiyor.

Başkan: O da planın bir parçasıdır. Hedef Türk-Kürt savaşı. Mantık odur. Binlerce Kürdün Haseke’de katledilmesi korkunç. Devlet bile kursalar en fazla bir emirlik olur, başında da bir Barzani olur. O yüzden Demokratik Cumhuriyet tercihim var. Bunun ötesinde bir çözüm göremiyorum. Demokratik sistem böyle olur ancak. Cumhuriyet tezime saldırıyorlar aslında.

Helin: Başkanım Barzani şahsında demokratik ulus çözümü zayıflatılıyor bu saldırılarla. Ulus devletçilik geliştiriliyor. Barzani bu yüzden ön plana çıkıyor.

Başkan: Türkiye Kürtler için ulus devletçi anlayışa izin vermez. İşbirlikçileri var ama izin vermezler. Zaten bu yüzyılı savaş yüz yılı haline getirmenin yolu bu oluyor. Toplumsal hassasiyetlere dokunuluyor. Barzaniler acımasızlar, bizle nasıl savaştılar biliyorsunuz.

Helin: Evet. Sizin Demokratik perspektifli çözüm projeniz hedef alınıyor. Bu çözümü tartışma konusu yapmak istiyorlar.

Başkan: Belki de bu kördüğüme getirilmesinin sebebi de budur. Siyasi koordinatör olursa size bu konularda daha ayrıntılı rapor sunarım. Barzani Önderliği tutarsa ok yaydan çıkar. İngilizler 1880’dan beri bunu Barzanilere vaat ediyorlar. Yetkili Başur yönetim tarzı İngiliz tarzı demişti. Sadece kendilerine çalışırlar. Bir soygun düzeni tam olarak.

yetkili: Venezuella da öyle.

Abbas Ark: Evet Venezuella da öyle.

Başkan: Gambot soygun düzeni bu. Venezuella tarzı. Beni de Lenin gibi özel takibe almalarının nedeni bu. Lenin’i de öyle yaptılar. Beni istenmeyen adam ilan ettiler, bir karış toprağa basamayacak hale getirdiler.  OKUMAYA DEVAM Apo’suz PKK, PKK’siz Apo gibi İngiliz formülleri denediler. Ben bu oyunu bozdum. İngilizlerin Kürtlere öfkesi tarihseldir. Biliyorsunuz, Binbaşı Noel Kürtleri Cumhuriyete karşı ayaklandırmak istedi ama başarılı olmadı. Lawrence ise Arapları Türklere karşı ayaklandırmak ve kışkırtmak istedi. Noel başarılı olamadı, bu konuda İngilizler öfkeli ve Kürtleri asla affetmiyor.

Şimdi çıkış yapmamız gerekir. Nasıl yaparsak yapalım ama bu 3 ayı planlayalım. Tartışırsınız, bu üç aylık eşik aşılmalıdır. Savaş mı barış mı? Bunlara artık karar vermeliyiz. (Yetkililere dönerek) Rica ediyorum artık siyaset karar vermelidir. İ. Bey’e saygım var. Ama istesem de Önderlik edecek halim yok bu koşullarda. Siyaset daralıyor. Süreç 3 aydan fazla olmaz. 3 ay içinde tarihsel bir eşik atlatılmak zorunda. O savaş ekibi tehlikeli ve size muazzam bir plan da hazırlamışlardır. O ekibi iyi tanıyorum. Geçmişte burada bayağı görüştüm onlarla. 7 yıl görüştük İmralı’da. Ama muhatap olduğumuz farklı.

Bu binayı gördünüz. Çok değerlidir. Ama nefes alamıyorum. Binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir... Ne kuştur ne devedir… Bu durumda bu binaya gitmem.  Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz böyle. Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı iş yapıyorum. Ama öyle kal, gerisini biz yaparız denemez. Siyasetin durumu bu. Ama olmayacak duaya âmin demem.

Abbas Ark: Bizim de bu konuda söyleyeceğimiz var. Bir yıl geçti. İlerleme yok. Hatta geriye gidiş var. İkinci Sevr’i konuştuk. Durum oraya doğru gidiyor.

Başkan: Evet ikinci Sevr’e gidiyor. Oraya gidiliyor. Balkanlardaki durum gibi. Siyaset ‘terörist başı’ ile görüşmem diyordu. Bahçeli en son cesurca ben giderim dedi. İnanılır gibi değil. En büyük rakibim, bunu söylüyor. Ama muhalefet diye geçinenler gelmedi.

Abbas Ark: Rantçı çevreler de provoke etti ve etkiledi onları. Bazı çevreler geriye çekti.

Başkan: 60 milyon Kürt kitlesi var. İsrail av peşinde. Etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar. Ortadoğu’da, bazı güçlere karşı sopa olarak kullandılar. Vura vura İsrail’i yarattık, vura vura petrol elimizde dediler. Sen neden bu sopayı elimizden alıyorsun dediler. Artık bunu biraz yetkililere anlatın diyorum. Bu çözümün öncülüğünü Türkiye yapsın diyorum. Selçuklu döneminde Kürt devleti kuruldu ve başkentleri Hemedandı. Yarısı Türkmen idi. Selçuklular Türklerden çok Kürtleri temsil ediyor.  Alparslan Malazgirt’e gelince ailesinin tümü Hemadan’da. Tipik bir Kürt emiri gibi savaşıyor. İngilizlerin Osmanlı’yı çökertmesini iyi anlamamız gerekiyor. Şimdiki çöküş Kürtlerin üzerinden uyarlanmış. Saddam’ı da öyle götürdüler. Burada tam teşhisini koymak lazım. Kanuni’nin mektubunu okudum.  Annesi, ‘Oğlum sen bu imparatorluğu kurdun da doğuda Gürcü ve Acemlere karşı nasıl koruyacaksın’ diyor. Buna karşı Kanuni şu cevabı veriyor, canlı bedenlerden oluşan bir Kürt kalesini kurdum, kimse onu aşıp bizi tehdit edemez. Bu siyasiler bunu göremiyor şimdi. Abdulhamit Hamidiye Alayları ile Ermenileri etkisizleştiriyor. Şimdi girilen ilişkilere bakın. Kardeşlik dedik, niye gelişmiyor. Niye bu çekingenlik, bu tereddüt.

Ben bu kadar çaba harcayacağım. İsyan ettim sana karşı ama haklıydım çünkü Kürtü inkâr ettin. Şimdi çözüm diyorum. Siyaset bunu anlamıyor. Demiştim İ. Bey’e Şara’yı sürekli Arap Arap diye ön plana çıkarıyorlar. Peki imparatorluğunuzun sonunu Araplar getirmedi mi? Kürtlerin günahı ne. Kürtler senle kardeşlik yapmadı mı? Nasıl bir yaklaşım. Çok ısrar ederseniz Katar’dan rüşvet almışsınız derim. Suudiler o kadar para vermişlerse, belki de başkaları da veriyordur. Kürtlere hep olumsuz yaklaşım gösteriyorlar. Buna son verilmelidir.

Abbas Ark: Hiç değişmiyor bu dil. Önce bir değişim yapar gibi oldular. Ama rantçılar devreye girdi ve bize hakaret etmeye devam ediyorlar. İşte Erbakan ve Özal döneminde de böyle oldu.

Başkan: Sadece tehlikeleri ve pozitif durumu göstermek için buradasınız. Özal yaptı, götürdüler. Erbakan’ı başbakanlıktan indirdiler.

Sabri Ark: Siz bu kadar yoğunlaşıyorsunuz. Biz bu kadar karar verdik. Kongre yaptık. Ama size yönelik yaklaşım değişmez ise biz nasıl yapalım. Medya dili hakaret ve kötü dil devam ederse biz 3 ay içinde nasıl olumlu bir evreye geçelim. Devlet Kürtler açısından negatiftir.

Başkan: Ben bunun önüne geçmek istedim. Olumluya evriltmek istiyorum. Size yönelim 2015’i geride bırakacak düzeyde olur. Şimdi liberaller çıkmış diyor ki ne anlaşması bunları kesmek lazım, neden anlaşma imzalandı SDG ile diyor. Bu kadar nefret ediyorlar Kürt’ten. HTŞ sonuna kadar yok etmeli diyorlar. Yani bir Kürt köyü olsa. Oraya tutunsalar size ne zararları olur. Zaten bunlar sizin güvenceniz. Araplara güvenilmez uzun süreli. Yanılıyorsunuz başınıza bela olur bunlar. Birinci dünya savaşında olduğu gibi, Araplar dost değil. Doğru siyaseti benim gibi beceremiyorsunuz. Benim burada devlet ile geliştirdiğim ilişkiye şüphe ile yaklaştınız. Hatta siz de özel savaş oyunu olabilir dediniz. Olabilir mi? Olabilir dedim. Ama mahiyeti ve içeriği o değil.

Helin: Bizi zorlayan sizin durumunuzdur Başkanım. Size dair şüphe veya kaygımız yoktur. Ama durumunuz ve koşullarınız zorlayıcıdır. Hem yönetimimizde hem de yapımızda sizin söylediklerinizi dikkate almayan yoktur.

Başkan: Sorun etmiyorum. En son özgür olması gereken ben olayım. Ama bu evi ve mekânı bile bilseler kıyamet koparırlar. Ortadan kaldırırlar hepinizi. Yetkilileri de hainlikle suçlarlar.

Helin: Sizin çabanız var. Ama norm devlet varsa, ki biz buradaysak var. Biraz çaba sarfetmesi gerekir. Değişim çabası olmalıdır.

Başkan: Çaba sarf ediyorlar ama yeterli değil. Siyaset kurumu felaket. Buraya geldi iki kişi. Biri profesör. Hüseyin Yayman ürkek, sanki İmralı Türkiye toprağı değilmiş gibi. Fethi Yıldız ile bir diyaloğumuz oldu. Yaymanın çok zavallı bir duruşu vardı. Diğerlerini siz düşünün.

Helin: Evet ödü kopmuştu. Önderlikle hareketin ilişkisi bu süreç açısından önemli. 7 aydır buraya gelmeyi bekliyoruz. Tartışmaya ve görüşmeye ihtiyacımız vardı. Stratejik değişim yapıyoruz, gidişatın iyiliği için bu pozisyonda olmamalısınız.

Başkan: Ben sorunsallaştırıldım. Bu tehlikeli bir yaklaşım. Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama Öcalan ile olmaz diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin diyorlar. Ya zavallı Selahattin ne yapabilir.

Sabri Ark: Kendisi de Önderlik dururken ben bir şey yapamam diyor.

Başkan: Barzani’yi kral yapalım çözsün. Büyük çıkmaz var. Kürt oylarını kim çalacak onu hesaplıyorlar. Seçim üzerine hesap yapıyorlar. Barzani’ye de böyle oynuyorlar. Yetkililer çalışıyor ama güçleri sınırlı. Diğerlerinin yani karşıtların gücü daha fazla. Halep’te fırsat gördüler hemen gösterdiler kendilerini. Ağırlığını bunlar koymazsa çılgınca her şeyi yapacaklardı. Yine de devlete bu anlamda saygı göstermek gerekir. Darbe mekaniğinin tunç kanunu devrede. Bir tunç kanunu var. Sayın Erdoğan’ın gücü sınırlı. İllahi öldüreceğiz Kürtleri diyorlar. Ya öldürsen eline ne geçecek. Bu güç çok planlı. Yetkililer de bilmelidir ki, Özal ve Erdoğan’a darbe denemesini gördüm. Bunlar yanı başınızda olabilirler. En yakın arkadaşlarınız da olabilir. Yakanıza yapışmadan fark bile edemezsiniz. Ben karamsar değilim. Bu yetkililerle çalışalım. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim. Yetkileri sınırlı. Buraya getirilmeniz de olağanüstü bir operasyondu.

Abbas Ark: Biz farkındayız bunun.

Başkan: Biz hep konuştuk, yetkililer de konuşsun.

Yetkili: Biz 7 ay beklettik. Abdullah Bey mağaraları boşaltın dedi, tık yok. Sabri bey ile çok konuştuk bazı şeyler oldu ama olmayanlar da vardı. Meclisin önüne Suriye konusunu koydular. Biz baştan beri çabalıyoruz. Meclis komisyonu günlerdik tartışıyor. Cengiz, Gülistan Hanım ve diğerleri komisyonda. Gittik bilgi verdik. Bu sürecin en büyük başarısı tek genç ölmedi. Ne asker ne de sizin arkadaşlarınız. Bu başarıdır. Çabamız var, yarın her şey güzel olacak dersek doğru olmaz.

Sabri Ark: Kamuoyunu bu yönlü örgütlemeniz lazım. Medyanın dili hala sorunlu.

Yetkili: Evet sorunlu ama sizin de medyanız HTŞ, İŞİD ve TÜRKİYE birlikte saldırıyor diye haberler veriyor. Ronahi, Medya, Sterk tv öyle. Siz örgüt olduğunuz için disiplininiz kolay. Ama devletin her yere sirayet etmesi zor.

Sabri Ark: Biz çıkıp anlatıyoruz. Ama basını izleyince görüyoruz ki, korkunç bir politika yürütülüyor.

Yetkili: İ. Bey meclis komisyonuna brifing verdi. Komisyonda bazı yerleri boşaltmanızı, Türkiye’den geri çekilmenizi ve silah yakma girişiminizi güzel anlattı. İyi bir atmosfer olsun, olumsuzlaştırmayalım. Şöyle olursa böyle olmaz demeyelim. Ben de Kastamonuluyum ama Türklükten, Alevilikten ve Kürtlükten önce insan olalım. Ben az önce söylediğinden başka bir şey anlıyorum. 3 ay içinde bir şey olmazsa silah kullanın mı diyorsunuz. Nasıl anlamalıyız.

Sabri Ark: Şimdi bu adada Önderliğimiz nefes alamıyor. Bunu sormayalım mı? Napolyon bile kendi atı ile Ada’da dolaşıyordu.

Başkan: Siyasi tıkanmadan söz ediyorum. Ciddi bir durum var. Siyasi koordinatör ön açabilir. Siyasi partiler bir mutabakat sağlayabilirler.

Yetkili: Pervin Hanımlar tırlar için Numan’ı arıyorlar. T. Bey’in de haberi vardır. Madem yardım gönderilecek iş birliğine alışmak lazım. Biz Kızılay ile gönderin, teslim edin diyoruz. Onlar illahi Suruç’tan girsin diyorlar. Madem amaç yardımdır, saçma sapan sadistçe bir şey olur mu?

Helin: Ortadoğu çok karışık. Halep’te saldırılar olmadan da gelişmeler olabilirdi.

yetkili: Bu göz göre göre geldi. Teşkilat başkanı onlarca defa heyete ve biz de size 10 Mart mutabakatı uygulansın dedik. Ama bir adım atılmadı.

Başkan: Bu anlattıklarınız yeni bir planlama ve yeni bir mekanizmanın ihtiyacını dayatıyor. Bu gereklidir. Bu konuda rol oynamam gerekir. Bugünlerde bunu biraz çalışmam lazım. Bu rolü oynamazsam sorun çözülemez. Yeni format bu bir iki ayda hayata geçerse önünü alırız. Ben gerektiğinde siyasi bir rol oynayacağım. Sabri arkadaşlar daha önce denediler. Bir belgeyi bana Emre Bey üzerinden gönderdiler. İmza istediler, imzaladım. Ama düğme yanlış iliklendiği için çözülemedi. En teorik gücü olan Duran değil mi, ama gücü yok yetmez. Dem Heyeti nefes alacak güçte değil. Mazlum Abdi’nin gücünü görüyorsunuz. Yapamazlar. Siyasiler bana yap demelidirler. Bana siyasi irade rol belirlesin. Önümü açmalılar. Taviz de istemiyoruz. Eve de ihtiyaç yok derim, anayasanın ilkelerine de karışmayalım. Toplumsal özneyi nereye oturtacaksın? Birincisi; Siyasi koordinatör belirleyin. İkincisi; Siyasi liderler otursun karar versin. Tek tek de ziyaret edebilirler. Bu konuda zaman kalmadı, güçleri sınırlıdır. Yapabileceğim koşullar yaratılmalıdır. Özgürlüğün ne olacak, ev koşulların ne olacak sorularınızdan sıkılıyorum. Benim için siyasi rolümü oynamam önemlidir. Bu gelişirse zaten koşullar anlamsızlaşır, imkân oluşur.

Abbas Ark: Biz de öyle diyoruz. Kongre kararı da öyle. Sizden başka yapacak kimse yok.

Yetkili: Mazlum hep bunu sorayım diyor. Karar veremiyor. Kandili kast ediyorlar.

Başkan: İlk buraya geldiğimde genelkurmay yetkilisi ölümün de yaşamın da özgürleşmen de sana bağlıdır dedi. Bana göre akıllıca bir şey. Bunu halledecek olan benim. Heyet de geliyor öyle. Benim dışımda kimse yapamaz. Ayrıca özgürlüğümü sağlayacak bir güç veya tarz da yok. Ancak ben sağlayabilirim bunu. Yetkililere de söylüyorum tehdit değil ama benim de stratejilerim var. Başka türlü Önderlik yapılmaz. Ben özgürleşmeden siz özgürleşemezsiniz. Farkındasınız. Bu biraz hakkınız ama biraz da köylü kurnazlığıdır. Benim özgürlüğüm için bir stratejim var.

Heyet: Önderlik bir ara İran’ın durumunu sordu. İran’da durum nasıl, bizim arkadaşlar halkın büyük bir sempatisi olduğunu, İran’ın ilk başlarda olumsuz yaklaştığını, şimdi ise daha olumlu bir yaklaşım içinde olduğunu belirtti. Önderlik İran’ın şartlarına göre bir demokratik federalizm olması gerektiğini söyledi. Türkiye ile yaptığımız gibi orada bir çözümü İran şartlarına göre dayatılabileceğini, zaten Kürdistan eyaletinin olduğunu ve Kürdistan eyaletinin genişletilip demokratikleştirilebileceğini, güncellenebileceğini belirtti. Önderlik Maliki’nin gelişinin sonuçları olabileceğini söyledi. Yetkililer vazgeçtiğini söyledi ve bu şekilde bir diyalog oldu.)

Başkan: Bir ana çerçeve tartışması yürüttük. Akşama kadar bir çerçeve çizelim. Belgeler var, siz okursunuz sabaha kadar. Kongre belgelerini ve mektupları okudum oldukça olgun ve gelişkin. Beklediğimin ötesindedir. Yetkililer de uygun görürse, bu Kürt olayının Barzani üzerinden geliştirilmiş olması bana göre hükümsüzdür. Sizin çözüm projenize ve planlamanıza bağlı. Nasıl bir Kürt nasıl bir Kürdistan olacak. Selçuklulardan söz ettim. Şimdi güney Kürdistan’da bir devletçik çıktı. Mesele şimdi bu, nasıl Türkiye ile uyumlu ve entegrasyon ile ilişkilendirilebilir bu önemli. Suriye’deki anlaşma ve kazanım sadece Kürtler için değil en az onlar kadar Türkiye kazanımlarıdır. Koridor deniliyor, bu büyük bir ahlaksızlık. Sadece emperyalizmin ekonomisi için değil. Halklar için de geçerli. Bütün ihtiyaçlarını Türkiye üzerinden karşılayabilirler. Bu ve diğer şeyler var sosyal, kültürel ilişkiler Türkiye’ye üstünlük sağlayabilir. Derin kültürel ve tarihsel bağ vardır. Kaskatı ulus devlet sınırı haline getirerek çözüm bulunamaz. Emperyalizm bunu çözüm olarak görür. Demokratik bir tarz öneriyorum. Ekonomik, siyasi ve kültürel demokratikleşme öneriyorum. Mükemmel bir rejim öneriyoruz. Sınırlar ile ilgili sorunum yok. Azerbaycan ve Kıbrıs Türkiye’ye bir katkı veriyor iken, bizim diyeceğimiz koridor bin katını sunar. Şaşılıktan dolayı bunu hesaplamıyorlar. Şöyle düşünüyorlar, acaba bunlar fırsat bulsalar silaha ve savaşa başvurmazlar mı? Kaygı ve yaygara yayıyorlar. Ahmaklar bunlar. Zaten kendi projeme, Kürt Türk ilişkilerini yeniden düzenleme projesi diyorum. Etnisite, mezhepsel ve diğer ayrışmalar anlamsızlaştı. Çağı bitmiştir. Cumhuriyet homojenleştirmeye çalıştı başaramadı. Büyük devletler kültürel farklılıkları mesele bile yapmazlar. Farklı kültürleri sorun bile yapmazlar. İskoçya örneği var. Kürtlerin farklılığı tehdit sebebi değil Türkiye için. Kardeşlik hukuku ile devleti kendi devleti gibi gören bir halk isyan etmez. Tarih bize bunu dayatıyor emrediyor. Şaşı bakış kaybettirir. Kürtlerin bu formülü bir teslimiyet değil. Sonuna kadar savaştılar sonuna kadar kazandılar söylemi kaybediş stratejisidir. Devrimci bir strateji değil. İstediğin kadar savaş ve çatışma geliştir, Torosları, Anadolu’yu, İç Anadolu’yu aldın diyelim. Ne olacak. Pirus zaferi olur. Hep kaybedecek bir yaklaşım olmaz. Güçsüz olduğumuz için değil, çaresiz olduğumuz için değil yanlış olduğu için terk ediyoruz. Devlet de yanlış yapmadı mı? Yaptı, büyük yanlışlar yaptı. Yanlıştan dönmek kardır. Bir üstünlük meselesi haline getirmeyelim bunu. Kaldı ki Türkiye devleti kendini bir ulus devlet olarak şekillendirmiş. Buna fazla diyecek bir sözümüz kalmamış. Şimdi anayasada bu değişmez vs diyorlar. Benim metodum bu değil. Benim kendi metodum Demokratik Toplumdur. Bunun bir tanımı yapılacak. Cumhuriyete nasıl dahil olacak bunu konuşmamız lazım. İkide bir bu madde şu madde değişsin diyoruz. Bu doğru bir yöntem değil. Ulus devlet bir çıkmazdır. Ulus devlete karşı ulus devlet olmaz. Sosyalistlerin hedefi devlet kurmak olamaz. Bu yüzden PKK’yi feshettik. Onun yerine demokratik toplum sosyalizmi dedik. Bana göre mümkündür. Bana göre sosyalizmin ta kendisidir. Bu proje kendi karşısında bir demokratik cumhuriyet ister. Demokratik bir devlet ister karşısında. Demokratik ulus dedim anlaşılmadı, bu yüzden demokratik toplum diyorum. Kendi örgütlülüğünü sağlayacak. Bildirgede var. 27 Şubat bildirgesinde de madde madde okuruz. Komün meselesi, silah vs ile olmaz. Bir kapitalist kendi şirketini ne kadar korumakta özgürse bir sosyalistin de kendi komününü o kadar koruma hakkı var. Şirket değil komün diyeceğim. Kooperatif olur veya başka bir şey. Kar için değil, kamu yararına toplum yararına bir ekonomiden söz ediyorum. Siyaseti de var, kültürü de var. Mesela şu kültürün komünü vs. olabilir. İbrahim Tatlıses bir kültür müzik imparatorluğu kurmuş, kendine de imparator diyor zaten. Sanatta imparator olur mu? Kültürel, spor, sağlık var şimdi de ama özgür çalışamıyor. Bunun özgür zemini yaratılmalı. Siyasi koordinatör bu yüzden gerekli. Bunların demokratikleşme yasaları nasıl olur konuşulur. Davutoğlu, Arınç, Mithat Hoca… CHP’den gelecek de olabilir. Arınç kendim giderim diyor. Davutoğlu kendi önerdi. Adam gibi tartışalım nasıl yapacağız onu konuşmuş oluruz. Şimdi benim bu Cumhuriyetin, Kürtlerin de devleti olduğunu anlatmam lazım. Bunu ben yapabilirim. Ancak ben anlatabilirim arkadaşlara.

Yetkili: Arınç gitti Selahattin Demirtaş’a ve geldiği gibi hiç demediği şeyleri söyledi ve karıştırdı ortalığı. Davutoğlu konuşur ve demediğin şeyleri söyler. Narsistir, biri bin yapar sen bile şaşarsın. Siyasiler karmaşık hale getiriyor işleri. Sarp Kuray gibileri olabilir ama sağlığını kaybetmiş. Gelebilirdi yoksa.

Başkan: Bazen rakiplerine fırsat tanımak gerekir. Evet çok iyi olurdu Sarp Kuray. Sarp ve Beşikçi ile görüşmek isterim. Bu konuda selamlarımı iletsin arkadaşlar.

Yetkili: Beşikçi gelemez ama Sarp belki gelir. Leyla Hanım da durumu pek iyi değil.

D: Leyla Zana mı? Bir sorunu yok onun.

Yetkili: Yaşlanmış anlamında söyledim.

yetkili: Ayrıca Türkiye Sol hareketleri ve örgütleri vardı Abdullah Bey... Fesihten sonra HBDH var onların durumunu da konuşmak gerekir.

Başkan: Duran arkadaş en iyi bilendir. Onlar bizim çözümümüze gelir mi? Tartışabildiniz mi?

Abbas Ark: Bazıları ikna olur ama bazılarıyla tartışma yürütmemiz gerekir. Tam tartışamadık.

Başkan: Demokratik Cumhuriyet sosyalist bir çözümdür. Fransız sosyalistleri örneği var. Sloganları Demokratik Cumhuriyettir. Demokratik toplum olmadan sosyalizm olmaz. Sosyalizm silahın ucunda değil. Silahın miadını doldurması acı gelebilir. Silah siyasetin bir aracıdır. Ortada demokratik siyaset varsa, silah olamaz. Bu yanlıştır. Hatta ben diyeyim; Silahın namlusundan sosyalizm çıkmaz, ancak kapitalizm çıkar. Marks’ta da Lenin’de de bu şiddet yok.

Abbas Ark: Evet kapitalizm ve devlet çıkar.

Başkan: Bunlar ile konuşmak gerekir. Biz başlattık ve gönüllü olarak silahı terk ediyoruz. Bizim durumumuzu iyi anlatmanız gerekir. Benim tarzım var biliyorsunuz. Hiçbir varlık güvenliğini almadan varlığını sürdüremez. Meşru savunmayı yanlış anlıyor ve çarpıtıyorlar. Varlığın üç niteliği var. Soy sürdürme, beslenme ve güvenlik… Güvenlik için bana göre enerji-madde ilişkisinde bile bu bağ var. Yılana bakın, biri dikeni ile biri zehiri ile savunur kendini. İnsan topluluklarının da savunması siyasettir, ahlak ve hukuk vardır. Hukukun olmadığı, siyasetin olmadığı yerde silah devreye girer. Diyelim ki bir güç geliyor, hukuk tanımadan, siyaset tartışmadan silaha baş vurup yok etmeye çalışsa o zaman silah devreye girer, meşru savunma olur. İşte Sırrı’ya, ölümsüz Sırrı’ya yazdırmıştım. Zeki ve bilge bir arkadaştı. Silahların bırakılması hukuki ve siyasi zemine dayanır anlamında bir cümle yazdırmıştım. Kendi eliyle yazmıştı. Anayasa nasıl olabilir onu da anlatayım; Anayasa’da hassas maddeler olduğu gibi durabilir. Ama ek bir madde mi olur tümüne mi yayarsın... İlk dört madde ile uğraşmayalım ama sonuçta bir varlık var ve bunu anayasada ifade etmen lazım. Ya tümüne yayarsın ya ek madde eklersin. Vatandaşlık tanımı devlete üyelik tarifidir. Cumhuriyete ve devlete üye olmanın hukuku vatandaşlık tanımıdır. İlke şu olacak; nasıl ki benim dinim budur diyebiliyorsa kişi, kendi milliyetini ve ulusal kimliğini özgür ifade edebilmelidir. Yani Helin de ben Kürdüm dese günah mı işlemiş olur. Yasal zorunluluk ile sen Kürt veya Türk’sün denmemeli. Vatandaş kendi dinini, kimliğini ve sosyo ekonomik halini özgürce ifade etme hakkına sahip olacak. Özgür bırak gerisini vatandaşın kendisi yapsın. Zaten zorla olmaz ki Türklük. Yani Hakkârili bir Kürt’e zorla Türk ol diyebilir miyim? Böyle olmaz ki. Yıllardır gürültü ve içi boş tartışmalar yürütülüyor. Sonuna kadar özgür cumhuriyet ve demokratik cumhuriyeti şekillendirir bu tanımlamalar. Kıyamet koparacaklarına, bölücü diyeceklerine bunun tek çare olduğunu bilmeleri gerekir. Bunu Suriyeye de önereceğim. Devlet üniterliğini tartışmıyoruz. Şahine de önereceğim. Gerçekten bu Ortadoğu’da İran ve Suriye için de geçerlidir. Vatandaşlık tanımı böyle düzeltilirse sorunlar biter.

Yetkili: DBP ve Hüda Par tüzükleri var. Kürdistanı savunuyor Hüda Par. Ama tutuklanmıyorlar. Yeter ki silahlar olmasın. Silah sorundur. Peygamberler silah kullanarak değil gönülleri fetih edip kendilerini yaydılar.

Başkan: Daha önce Kürt demek bile suçtu.

Yetkili: O eskidendi. Düzeltildi birçok şey.

Abbas Ark: 66. Maddenin tanımında sorun var. TC’ye vatandaşlık bağı ile bağlı herkes Türk’tür diyor. Peki vatandaş değilse Türk değil midir? Ondan önce Türklük yok muydu?

Yetkili: İşte bak Türklerin de sorunları var.

Başkan: devlet gücüne dayanarak sosyalizm inşa edilemez. Devlete dayanarak sosyalizmi savunmak Çin haline getirir. Çin’de komünizm adı altında faşizm ve kölelik var. Kölelik sistemi ile insanları çalıştırıyor. Firavunlar gibi piramitler yaptırıyor ve diyor ki sosyalizm var. Zorla sosyalizm olmaz. Kapitalizm her şeyi zehirledi. Doğru anlatılırsa herkes tehlikeyi bilir. Kapitalizm çok toksitli. Sosyalizm zorla olmaz. Kapitalizme karşı kendi sistemini kurar. Kapitalizm de sen de bizi zorla sosyalist yapma der.

İyi bir sosyalist olmak için kadın köleliğine karşı mücadeleyi ilke edineceksin. Çare özgür yurttaş. Köle bıraktığın kadınla nasıl eşit olacaksın. Her gün cinayet baskı… Kadının kendini özgürleştirmesi gerekir. Bu konuya duyarlı olduğum için tekrar ediyorum, zorla aşığım diyor, hançerini saplıyor. Bir kadının öldürülmesi korkunç bir şey. Bunu gidermenin yolu demokrasi ve özgürlükten geçer. Bir kadının öldürülmesi normal mi? Ceza ölüm arasında gidip geliyorlar. Narin olayını gördünüz. Güran ailesi -molla Gurani’den geliyorlar- ve ana, oğul, amca ne duruma düştüler. Diyarbakır’da toplum çığrından çıkmış. Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrardır. Kişilik dönüşümleri ne kadar zor.

Silah kullanmak günah. En ufak demokratik hak ve imkân bin silaha bedeldir. PKK’yi bir şiddet aracı olmaktan çıkarmanın yolunun imkân ve araçlarını sizin yaratmanız gerekir. Siyasi koordinatör bulunabilir Türkiye’de. Zeki insanlar var. Askerler bile var. Bizimle savaşanlar bile barış istiyorlar. Çözüme hevesliyseniz, zayıf değil ihtiyaç duyduğunuz için olmalı. Benim topluma bunu duyurmam gerekiyor. Bunun imkân ve olanaklarını yaratmanız gerekiyor.

Yetkili: Eylemler yapılıyor. Molotoflar atılıyor her gece. Suriye konusu gerekçe yapılıyor. Diyarbakır’da EYP atıldı. Şimdi meclis bunların karşısında nasıl mevzuat çıkarabilir. Zorlayacak bu durumlar.

Sabri Ark: Bu kadar köklü bir sorunu çözmeye çalışan bir devlet bunları mı düşünür. Empati kurun biraz.

Yetkili: Şimdi bu konuda empati yapıyorum. Neden polise molotof atılıyor. Bir neden bulamıyorum. Meclis için diyorum. Müsavat ve Ümit Özdağ’ı da unutmayın lütfen.

Başkan: Bunlara biçim vermemiz lazım. Karşılıklı kışkırtıcı taraflar var. Bana sorumluluk vereceksiniz. Yoksa davul boynumda, tokmak başkasının elinde. Böyle olmaz.

Abbas Ark: Savaş ve silah ile şekillenmiş kadroyu değiştirmek kolay değil. Değiştim diyor ama çalışma tarzı hemen eskiye dönüş yapıyor.

Başkan: İşte bu yüzden rehabilitasyon diyorum. Bazen diyorum ki bu arkadaşlar hemen topluma karışmamalı ve bir yıl iç yoğunlaşma yaşamalıyız. Bunlara el atmamız gerekir. Bunu 30 yıllıklar için de söylüyorum. Hemen toplum içine çıkmamalılar.

Abbas Ark: Biz asla yapamayız tek başımıza. Gücümüz yetmez. Bunu ancak Önderlik yapabilir.

Yetkili: Üç kişilik komün kuracağız diyorlar.

Başkan: Benden esinlenmek istedikleri kesin. Bunları benim yapmam lazım. Güçleri yetmez. İsteseler de yapamazlar. Bak Suriye’de Şahin gibi bana bağlı biri olmazsa işler çok kötüye gider. İyi ki bana bağlı ve ordadır. Benim müdahalem hayati olacak. İ.bey ile yine konuşun neden örgütleme yapmam gerektiği bu veriler ile de sabittir. Talabani ve Barzani’nin önü açık. Onlara muazzam bir Kürt alanı açtım. Bunları bir an önce demokratik bağ ile Türkiye Cumhuriyeti etrafında toparlamamız gerekir. Başka güçler kokuyu almış dadanmışlar. Onlar da fırsatı kolluyorlar. Bir araya gelmeliler.

Yetkili: Barzani ve Talabani Kürt mü? Biz Türki Cumhuriyetleri bir araya getiremiyoruz. Saddam zulmüne karşı bir araya gelmemişler, biz nasıl bir araya getireceğiz?

Başkan: Ben işte bu yüzden Cumhuriyetin demokratikleştirmesi diyorum. Demokratik cumhuriyet yurttaşı olacak. Vatandaşlık tanımının, özgür yurttaşlık ile ilgisi var. Mustafa Kemal’in ilk yazdığı kitap Yurttaş Bilincidir. Boşuna bunu yazmıyor. Ucubelikler yaratmışlar. İsyanım bu ucubeliklere karşıdır.

yetkili: 28 Şubat sürecinde benim bir mağduriyetim olmadı ama şeriat gelecek deyip ikna odaları kurdular baş örtülüler için. Bakın ama öyle olmadı. Baş örtüsü yasaktı Türkiye’de ama şimdi örtülü bakan var. Çalışma arkadaşlarımız var. 10 yıl sonra bu konuştuklarımızı tartışmıyor olabiliriz. Çocuklarımız görecek ama. Çocuğuma ırk tanımı yaptığımda anlayamıyor, ne fark var diyor. Böyle dünyaya doğru gidiyoruz. Böyle düzetmek lazım aslında.

Başkan: Ortadoğu’da mezheplerden dolayı korkunç bir katliam devrede. Demokratik Cumhuriyet bunun en geniş çerçevesini çiziyor. Herkese yeterlidir. Sosyalistler küçük devletçiklerden yanalar. Çözümü herkesin devletini kurmakta görüyorlar. Böyle bir ilke yok. Stalin’de 4 çözüm var.  Biz bir tanesini aldık ve mutlak ilke olarak belirledik. Demokratik ulustur bu. Birincisi, kimseyi zorla uluslaştırmaz. İkincisi, sınırlara dokunmaz. Üçüncüsü sosyo-ekonomik sistemini kendisi seçecek. Devlet kuramazsak sosyalist olamayız dedik. Hatamız buydu. Devlet kurmak için savaş gerekiyor ve onun için de korkunç şeyler yapmak lazım.

Abbas Ark: Başkanım, büyük oranda değişim oldu o konuda zihniyetimizde.

Başkan: Diğeri firavun sosyalizmi olur. Çin ve diğerleri ayakta duramaz. Nüfus politikaları, iklim, ekoloji ciddi bir sorun. Yerin altı ve üstü bırakılmadı. Dünyayı bir çöplüğe çeviriyorlar. Kâr amaçlı sömürü gelecek nesillere yaşam bırakmayacak. Dünya bir çöplüğe dönüştürülüyor. Uzay bir uydu çöplüğüne çevriliyor. Şu gördüğünüz şaşal suya bakın. Plastik maliyeti suyun iki katıdır. Ama öyle kar ediyorlar. Yakın zamanda muhtemelen her birimize bir tüp takacaklar o tüpten hava çekmeyenler yaşayamaz. Her birimize yapışık bir tüp. Bu yüzden sosyalizm gerekli. Helin tam bir Türk sosyalist kadın Tepeden tırnağa. Böyle dayanmış 25 yıldır.

Helin: Sayenizde Başkanım.

Başkan: Hayır kesinlikle sizin yaşamınıza dayanamam. Duran Arkadaş gibi de dayanmam mümkün değil.

Helin: Sizden güç alarak yaşadık Başkanım.

Başkan: Kendine acımalısın Duran. Sosyalistler dar ve dogmatik olmaz. Sosyalizmi uygulamada sorun var.

Yetkili: Sosyalistler nerde? En ideal olanlar nerede Dünya’da? Merak ediyorum.

Başkan: Şimdi sana göre sosyalizm boştur diye düşünüyorsun değil mi?

Yetkili: Hayır sadece merak ediyorum.

Helin: Türkiye’de kast ediyorsanız, biz varız. Sosyalizmi temsil etmede iddialıyız yani.

Başkan: Rusya’dan tutalım başka ülkelere kadar nükleer biriktirme var. Bunlar patlar ve yayılırsa Türkiye’de bile milyonlar ölür. Bu yüzden sosyalizm lazım diyorum. Dünyanın nereye gittiğini biliyoruz. İnsanlığın sonu geldiğinde Sosyalistler nerede demeyeceksiniz. Ben Cumhuriyetin olmazsa olmazı olarak demokratik seçeneği görüyorum. Sosyalist damarı Türkiye’ye kazandırırız. Bilinçli tercih ediyorum. Özgür kadın kadar değerli bir şey olmaz ama itiraf ediyorum ki sizden kaçıyorum.

Helin: Başkanım, yanınızdayken de bizimle mücadele ediyordunuz.

Başkan: Dehşeti görüyorsun değil mi? Bir erkeğin dayağı ile her gün nasıl yaşayacaksın. Bir erkek hâkim oldu mu 24 saat yaşayamazsın. Korkunç bir saygısızlık var kadına. Eskiden saygı vardı. Kapitalizm geliştikçe o da kalmadı. Erkeği öldürmek kitabını yazdım 95’te. Şimdi de ‘Fahişeyi Öldürmek’ kitabını da yazmayı düşünüyorum. Düşürülmüş ve zayıflatılmış kadını da yazmak lazım. Yoğunlaşıyorum ve tek derdim nasıl yaşadığınızdır.

Helin: Türkiye’de kadın komünalizmi çıkışı çok gerekli. Türkiye’de korkunç cinsiyetçilik var.

Yetkili: Bir önerim var. Demliler önerge versin. Kadınların erkekleri daha fazla öldürdüğü ortaya çıkacaktır.

Helin: Öyle şeyler yazıldı. Ama gerçek değil. Böyle tartışmamak lazım.

Başkan: Kutsal evlilik meselesi var biliyorsunuz. Gılgamış destanında açacağım. Önce Tanrıça ile evlenip tapınağa yerleşiyor. Ancak sonra tanrıça onu öldürüyor. Enki değerlerini senden alacağım diyor 104 Me için. İnanna kültüründe kutsal evlilik yapan erkeğin, öbür gün kurban edilmesi kadının özgürlüğünden taviz vermediğini gösteriyor. Kolay kolay bırakılmamış. Enuma Eliş destanında artık kadın 40 parçaya bölünmüştür. Sümerler enteresan bir toplumdur. Babil toplumuna geldiğinde kadın bitmiştir. Ama Uruk’ta kadın hala erk sahibidir. Hammurabi yasalarına direniyor. Özel ve genel durumu ile günümüzde de hala o kaybedişte yaşıyor kadın. Erkek, egemenliği ele alınca tapınağı kerhaneye çeviriyor. Neydi adı? Musakadim. Bu düşürülme hali bugüne kadar getirdi sizi.

Helin: Gılgamış İnana’yı kovalarken ona hakaretleri var. Önce anlamadım. Neden tanrıçaya hakaret ediyor diye.

Başkan: İşte o, erk savaşımıdır. 30 bin yıl, bu kültür oluşuyor. Avcı kulübünde erkek avcı, silah üstünlüğünü ele geçiriyor. Obsidyen silahı ile korkunç saldırı yapıyor. Avcı erkek silah üstünlüğünü ele geçirince yüzde yüz kadını mülk haline getiriyor. Kadın o tarihten itibaren kaybediyor. Avcı erkek silah üstünlüğü ile baskına gidiyor. ABD’nin de silah üstünlüğüdür. Trump gibi.  Tam bir erkek ve adamın nasıl konuştuğunu görüyorsunuz. Güç bende diyor. Epstein belgeleri devam ediyor. O hal işte o tarihten beri devam ediyor. Kadın göbekli tepede yüzde yüz mülk haline getiriliyor.

Helin: Ondan sonra bir neolitik devrim yaşanıyor.

Başkan: O yanlış bir yorum. Neolitik köleleştirme ile bağlantılıdır. Egemen erkeğin temsilidir.

Helin: Göbekli Tepe’de sembolleri çok yaygın. Bu dönemde de kadın tanrıça figürleri var.

Başkan: Devrim her yerde aynı hızla değil. Egemen rahip kültürü Göbekli Tepeden Trakya’ya kadar yaygındır. Anacıl ve tanrıça kültürü bir dönemdi. Dil ve kültürü yaratmış. Bitkilerin isimlendirmesini yaratmış. Neolitik patlama kadının köleleştirilmesi ile başlıyor. Kadın cinayetinin altında şu var. Kadına namus anlayışı ile yaklaşılıyor. Şimdi bile Urfa’da kadın bir erkeğin olmak zorunda. Ne yaparsam yaparım çünkü kadın benimdir. Öldürme hakım var. Boyun eğdirilmiş kadın işte. Genetik ve fiziki değil bu bir kültürdür.

Abbas Ark: Neolitik Çağ’da kesintisiz bir mücadele dönemi mi var?

Başkan: Şimdi bu Urfa’da kaç tonluk taşlar dikilmiş. Onların yapılabilmesi için büyük bir sayıda köleye ihtiyaç var. Köle olmadan oralar inşa edilemez. Bu bile meseleyi anlaşılır kılıyor. Erkeklik dediğimiz olay kültüreldir. Hani Simone De Bauvoir’ın sözü var. ‘Kadın doğulmaz kadın olunur.’ Ben de diyorum ki ‘Sosyalist doğulmaz, sosyalist olunur. Özgür kadın olduk demekle özgür olunmaz. Kadın cinsi nasıl kurtulacak. Makyaj kültürü var Türkiye’de.

Helin: Erkeklere dair gözlemim şu. Aşırı şişirilmiş balon gibiler.

Başkan: Balon kişilik işte. Balonu patlatırsanız bizden bir şey kalmaz diye Abbas arkadaş mıydı? Böyle demişti.

Başkan: Kadın etik olmadan yaşayamaz. Ahlak, ilke ile ortaya çıkar. İlk kelimeler kadın tarafından icat edilmiştir. Çocuğu koruma ile bağlantılıdır. Zorunlu olarak kadın insanlığın temelini atıyor. Bir zihniyet geliştiriyor. Silahlı erkek ortaya çıkıyor. Trump gibi borusu ötüyor, obsidyen ile hayvan ve insan öldürüyor. Tekel oluşturmuşlar. Avcı erkek kadını vuruyor. Dayı çocuklar etkisiz kılınıyor. Mutlak tekel kuruluyor. Kastik Katil her şeyi biz yarattık diyor. Sümerlere bak, Piramitlere bak. Krallar aynı zamanda tanrıdır. Kralın mezarı eşeleniyor yüzlerce kişi onunla canlı canlı gömülmüş. Arabası ve eşyasıyla. Yine Hindistan’da kocası ölünce kocasının cenazesi ile canlı canlı yakılıyor. Sati kültürüdür. Kadın ikna olmuş buna. Her ölen erkekle mahiyeti canlı canlı gömülüyor. Bu duruma getirilen kadın için kölelik ne kadar derin, bu durum onu gösteriyor.

Fazla uzatmadan şunu söylemek istiyorum, kadınlar ile çok uğraştım. Helin hatırlıyor. Uzun süre çalışma yürüttüm. Genç kadınlarla çalışma yürüttüm. Benim için cesaret sebebidir. Harem kurmuş dediler benle ilgili. Yeri gelmişken Duran arkadaş senle ilgili Türkiye basınında kötü yazılar yazıldı. Süleyman Soylu ağır değerlendirmeler yaptı. Hatırlatmak istedim. Dikkat etmek lazım. Senin için de haremi var diyordu.

Helin: Başkanım sizin kadın çalışmalarınız için çok değerlendirme yapıldı. Bayağı manipülasyonlar yapmaya çalışmışlardı.

Başkan: İşte dikkat edilmeli. Eğer dikkat edilmezse başka türlü yaklaşım gelişir. Ama ben o konuda kararlıyım. O çalışma, gerekli kültürü geliştirmek ile mümkündür. Etik kural oluşturmak gerekir. Zorba güçle erkek kadını elde edememeli. Zaten elde etme kavramı da sorunlu bir kavram. Meta ancak elde edilebilir. Metaların kraliçesi dedim ama hem toplumun hem de metaların kraliçesi olabilir kadın. İki yüzlü olmamak gerekir. Âşık olunmaz demiyorum. Yanlış anlaşılmak istemem. Mal, para paylaşımı yapıyorlar. Peki kadını ne yapacaksınız. Kadının da durumu ortada. Kadını özgürleştirmeden nasıl olabilir? Bu temelde selamlarımı iletin.

Helin: 9 Ekim akşamı sizi uğurlayanlardan biri de bendim. Bana seni çağıracağım dediniz. Jinda Mardin arkadaş vardı. Hala duruyor. Tarihçi kız.

Başkan: Yani bu arayış hala devam ediyor. Feminizmi aşan özgür kadın iradesi var. Öz iradenizle kendinizi geliştirin. Eski komünal toplumu yenilemek gerekir. Ana Tanrıça kültürünüzü geliştirmeniz gerekir. Savaşların boyut kazanması kadın köleliği ile bağlantılıdır. Şiddeti tasfiye etmenin yolu buna bağlı. Etik olan şu, bir kadın zorba güç ile elde edilemez. Ancak bir kadın da değerli olduğunu anlamalıdır. Metaların kraliçesi dedim, tersi de olabilir. İnsanların kraliçesi tanrıçası da olabilir. Yani tanrı değil tanrıça. Kral değil kraliçe.

Helin: Jineoloji temelinde araştırmalar var.

Başkan: Kadın sevilmez demiyorum. Bir ilkenin somutlaşmasından bahsediyorum. Kadın ile doğru yaşanılır, herkes beni çılgın bulur ama iyi ki böyle yaptım. Kadının temel yaşam kaynağı Jin jiyan azadi diyoruz ya. Bu temelde selamlarımı söylersiniz…

Başkan: 27 yıldır sabrettim. O yüzden sert değerlendiriyorum tabi. Ama katılıyorum.

yetkili: Süreç toparlanırsa pozitif devrimcilik üzerine yoğunlaşacağız.

Başkan: Pozitif devrim, yıkıcı olmak kadar yapıcı olmak gerekir. Alternatifini ortaya koymak gerekir. Gerisi anarşizmin de gerisinde kalmak anlamına gelir. Türk solu denince yıkmak akla geliyor.

Başkan: Arkadaşlar dinlensin. Yüzlerini yıkasınlar. Biraz soru sorun. Tek taraflı anlattım artık sorularla zenginleştirirsiniz. Ayrıca İmralı’da bu ikinci bir konferanstır. Manifesto için de yapmıştık konferansı. Hazırlık için de bu minik konferansı yapıyoruz. Bu bir mini konferans yeniden yapılanmaya katkısı olacak. Düşüncelerinizi sunacaksınız.

Başkan: D ve T arkadaşların Suriye’ye dair bir aktaracağı var mı, çok kısa?

D: Kamişlo’da bir toplantı yaptık. Olumlu geçti. Bir anlaşma imzalandı. Basına da yansıdı. Daha sonra raporunu sunmak isteriz.

T: Kısaca şu söylenebilir. Olumlu geçti. Toplantıya gelinmeden önce her iki taraf da Şam ile görüşmüştü. İmzalanan mutabakat çizdiğiniz çerçeveye uygundu. Kamişlo havaalanı, Nusaybin kapısı açılacak. Afrine ve Serekaniye geri dönüşler olacak. Türkiye’nin güvenlik kaygıları ön plana çıktı. Özellikle Amanoslar ile ilgili kaygı belirtiler. Ama mutabakat sizin çerçevenize yakındı.

Başkan: Geldiklerinde bazı temel ilkeler var. İki temel ilke önemli. Anayasa yapılırken esas alınacak maddeler önermiştim.

T: Türkiye adına gelen heyet önerilerinize dair şöyle bir fikir sundu: SDG Anayasa yazım komitesinde yer almalıdır diye.

Başkan: Elbette bu önemlidir. Petrol çalışanlarının yarısı merkezi yarısı yerliler olmalı. Birleşecekler. Merkezi otorite, gücü yerel otorite ile paylaşacak. Yüzde 50 yüzde 50 olmalı. Böylece eş başkanlık sorunu da bir yere kadar telafi edilmiş olur. Hem merkez yerele hâkim olacak. Hem de yerel varlık gösterecek. İkisi birbirini denetleyecek. Avrupa kısmen bunu aşmış. En doğrusu yerelin merkezin gücünü dengelemesidir. Yüzde elliden fazla olmalı bu.

Abbas Ark: Suriye’de bulunan Rojavalı olmayan kadroların çıkarılması gündeme gelmiş. Ama bizce böyle herkes çıksın şeklinde olmamalıdır. Hasta, yaşlı ve gaziler var. Bunları oradan çıkarıp dağa nasıl götüreceğiz. Bunlara bakılmalıdır.

Başkan: Böyle olmaz zaten. Komuta kademesinde yer alanlar sizin oraya gelecek. Diğerleri orada kalmalılar.

Bu tempoda çalışmayı Hayri arkadaş ile başladık. Bu tempodan bugüne en ufak bir sapma olmadı. Bu masa 27 yıllık sabrın sonucu kuruldu. Dar ağacını kaldırdık bu masayı kurduk. İlk defa bunu başardık.  84’te idamları durdurduk. Masayı şimdi kurduk. Bu işin yarısı. Kürt tarihinin kökeninde hep dar ağaçları vardı.

Tarihin bu günkü anlamı gün geçtikçe anlaşılır. Kıymetini bilmek gerekir. Bize en yakın konuşan bu kurumdur. Bu belgeleri alın akşam okuyun. Hatta notlar tutun. Bence bunlardan bir nüshayı yanlarında da götürsünler artık.

Yetkili: Bu akşam alsınlar yarın yeniden alacağız. Bu yetkimiz yok.

Gece boyunca verilen belgelerde entegrasyon belgesinin bir bölümü ve başka yazılan notlar vardı okundu. Gereken notlar alındı.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?