BIST 100
14.442,56 0,92%
DOLAR
45,1812 -0,01%
EURO
53,2051 0,32%
GRAM ALTIN
6.703,28 -0,19%
FAİZ
41,22 0,76%
GÜMÜŞ GRAM
109,52 2,16%
BITCOIN
78.428,00 0,72%
GBP/TRY
61,4110 -0,19%
EUR/USD
1,1721 -0,09%
BRENT
108,17 -2,02%
ÇEYREK ALTIN
10.959,86 -0,19%
Diyarbakır Parçalı Bulutlu
Diyarbakır hava durumu
15 °

Anjel Dikme: Suç ve Ceza

Anjel Dikme

*Adalet halkları yüceltir, günah ve suç ise alçaltır.(Soğomon)

Nisan …

Yas ayı…

Mezarsız ölülerimizin yasını tuttuğumuz bu günlerde, ayın birinden beri dünyanın her yerinden yeni kayıplarımızın haberleri yağdı üzerime… Kimi Amerika’da, kimi İstanbul’da , Alfortville’de kimi…

Sılaya hasret göçenlerin acısıyla başbaşa kalmak, taşıması ağır, ayrı bir yük kalan ömrümüze.

Yaşayanlar bilir bunu…

2026 yılındayız. Kesim’in yüzonbirinci yılı. 111.

Hukuki yaptırımı olduğu için duyduğunuzda aklınızın çıktığı o meşhur kelimeyi bilinçli bir tercihle kullanmadan yazacağım bu yazıyı.

Büyüklerimiz yaşadıkları sıradan bir olayı anlatırken bile ‘’Kesimden Önce.’’ ‘’Kesimden Sonra’’ diye başlarlardı sözlerine. Milatlarıydı onların...

Ben de bu sözcüğü seçtim bugün, yüzyıllık acımızı anlatmak için.

Nasıl? Hukuki yaptırımı olmadığı için rahatladınız mı?

‘’Kesim’’ sözcüğünün sizi bağlayan hiçbir yanı yok değil mi?

Ne vicdanınız kımıldar ne utancınız değil mi ? Özür yok , tazminat yok!

OH BE ! Mi dediniz?

Pek bir rahatladınız sanki…

Tazminat ödemeyeceksiniz.

Üzerine çöktüğünüz malları geri vermeyeceksiniz.

Kaçırdığınız Hay kadınları, onlar zaten yoklar artık…

Derin bir oh daha mı çekersiniz?

Her şey geride kaldı, bitti gitti , cezadan kurtulduğunuzu düşünüyorsunuz değil mi ?

Peki size bir soru.

Ceza nedir sizce ?

Başka ülkelerin meclislerinde o sözcüğün tekrarlanacağı konuşmalar yapılmasın diye yüzyıldır ödediğiniz milyonlarca dolarlar ceza değil midir ?

Dünyanın gözü önünde işlenen bu insanlık suçunu inkar eden redmi tezleri yazdırmak için akademi çevrelerinde hiçbir saygınlığı olmayan kişilere yazdırdığınız kitaplara ödediğiniz paralar ceza değil midir ?

Enver’in , Talat’ın ve suç ortaklarının pis işlerini örtmek uğruna, kurbanların masumiyetini kirletmek için söylediğiniz yalanlarla, attığınız iftiralarla, uzun vadede faili meçhuller cennetine çevirdiğiniz bu ülkenin ruhuna çöken şu karanlık, bir ceza değil midir?

‘Dini bütün bir Müslüman olan benim ninem de Ermeni’ydi.’ Cümlesinin öznesi olan o ninenin çoğu zaman ailesini katledenler tarafından zorla kaçırılıp alıkonulduğunu ve kendisini ikinci-üçüncü eş olarak alan dedelerinin yaptığı şeyin bir tecavüz olduğunu bugün idrak eden, özellikle kız torunların yaşadığı acı ve utanç bir ceza değil midir ?

Ceza, her yerde görmez misiniz ? *Hay komşuların gittikten sonra çöle dönen toprakta , solan bağlarda, kuruyan çeşmelerde ceza!

Bir zamanlar şarkılar, türküler eşliğinde yapılan dansların inlettiği coğrafyanın, dağlarının, bugünkü hüzünlü, küskün sessizliğinde ceza !

Suç var ceza yok mu sandınız ?

Büyük yanıldınız !

Masumiyeti karalayıp, kirlettiğinizde bunun bedelinin ne yazık ki kuşaklar boyunca sürecek bir ruhsal çöküntü, duygusal karanlık ve toplumsal kirlenme olarak ödeneceğini bilemediniz.

‘Bebekten katil yaratan’ toplumdaki şiddetin, her gün artan boyutuna bakıp şaşkınlıkla ha bire

‘Biz ne zaman bu hale geldik ? ‘ Diye soranlara şunları diyesim var :

1894-1896, 1909, 1915, 1938, 1942, 1955, 1992 ve daha sayamadığım bir sürü tarihte yaşatılan cezasız kalmış vahşetlere, acılara atılan adaletsizlik düğümlerinde ‘Bu hale geldik !’

Talan, tecavüz ve cinayetlerden sonra gelen cezasızlık ve inkar yetmezmiş gibi kurbana atılan iftiralarda ‘Bu hale geldik!’

Katil, talancı, tecavüzcüleri kahraman ilan ettiğimizde ‘Bu hale geldik !’

Masum kurbanların anılarına bile saygı göstermeyi reddettiğimizde ‘Bu hale geldik !’

İşlenen suçların her zaman ve herkesçe bilinen faillerine hak ettikleri cezaları verecek adalet mekanizmalarını kurup, işlevsel hale getiremeyen bir topluma dönüştüğünüzde ne yazık ki bunun bedelini toplumun tümü ödüyor…

Neredeyse yüzelli yıldır ceza almayan failler çocuklarını nasıl büyüttüler sanıyorsunuz ? Torunlarına ne öğrettiler sanıyorsunuz ?

Vefalı olmayı mı ?

Çalışarak kazanıp, emeğe saygı duymayı mı ?

Komşusunun malına, karısına, canına göz dikmemeyi mi ?

Dürüst olmayı, yalan söylememeyi mi ?

Cezasızlığın cezası çok daha ağırmış… Bilemediniz …

Yas ayı dedim ya yazımın girişinde.

Canım kardeşim İsa‘nın ve Sevag’ımızın.

1 Nisan doğum günleriydi.,.

Doğum günlerinde, artık aramızda ol(a)mayanların bu günü de kalanlar için birer yas günüdür artık...

Sevag’ı (Balıkçı) 24 Nisan 2011’de askerlik görevini yaparken öldürdüler.

Bu ülkede bazen öldürülmek için seçilirsiniz.

Mezarsız ölülerimiz için tuttuğumuz yasın doksan altıncı yıldönümünde , bizlere gözdağı vermek için, iğrenç planlarını gerçekleştirmek uğruna. Dünya’nın en masum, en güzel ve yetenekli çocuğunu kurban olarak seçtiler.

Bilemediler ki adalet talep eden o masum ruhların çığlıkları dağı taşı, yeri göğü inletmeye devam ediyor ve devam edecek! Sevag’ımız da onlara katıldı…

 

Hepsini tekrar rahmetle anıyorum…

*1909 Adana Katliamı : Üç Rapor

Taner Akçam’ın önsözüyle

Derleyen: Ari Şekeryan

Sayfa : 109

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?