
Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu (AP) binasında düzenlenen "Demokratik Bir İran'ı Birlikte Örüyoruz" başlıklı konferansta konuşan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Başkanlık Konseyi Üyesi Siamend Moini, İran’daki demokratik dönüşümün ancak merkeziyetçi devlet modelinin aşılması ve tüm halklara eşit siyasi haklar tanınmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
Konferansın "Demokratik Bir İran'ın İnşasında Uluslar ve Toplulukların Rolü" başlıklı ilk oturumunda geniş kapsamlı bir sunum yapan Moini, İran ve Doğu Kürdistan (Rojhilat) başta olmak üzere bölgedeki siyasi gelişmelere ilişkin stratejik bir yol haritası sundu.
"Tarih tekerrür etmemeli"
Konuşmasında İran’da bir asırdan uzun süredir devam eden ulus-devlet yapılanmasını eleştiren Siamend Moini, Kürt, Beluç, Türkmen ve Arap halklarının kültürel, dilsel ve siyasi olarak sistem dışına itildiğini, merkez odaklı ekonomik politikalarla bölge kaynaklarının sömürüldüğünü belirtti.
1979 yılındaki devrimin ardından da bu dışlayıcı dinsel ve merkeziyetçi yapının katmerleşerek devam ettiğini vurgulayan Moini, "Şu anki kriz ortamı hem bir ortaklaşma imkanı hem de büyük tehlikeler barındırıyor. Eğer halklar ortak bir masada yapıcı bir diyalog geliştiremezse, tarih tekerrür edecek ve gelecek nesillerin yaşamı yeniden çalınacaktır" uyarısında bulundu.
"Jina Emini serhildanı siyasi parametreleri değiştirdi"
2022 yılında Jina Emini’nin katledilmesinin ardından Doğu Kürdistan’da başlayan ve tüm İran’a yayılan "Jin, Jiyan, Azadî" (Kadın, Yaşam, Özgürlük) felsefesinin siyasi dengeleri kökten sarstığını ifade eden Moini, şöyle konuştu:
Bu hareket, Kürdistan'ın sadece İran’da değil, tüm Ortadoğu’da siyasi dönüşümlerin motor gücü ve ağırlık merkezi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu serhildan, hem seküler hem de dinsel olan tüm merkeziyetçi yapıların ezberlerini bozdu, geleceğin ancak halkların kendi kaderini tayin hakkı temelinde inşa edilebileceğini gösterdi."
PJAK'tan "Demokratik Öz Yönetim" ve Konfederalizm önerisi
İran’da artan idamlar ve baskı politikaları nedeniyle siyasi bir tıkanmışlık yaşandığını dile getiren PJAK temsilcisi, bu otoriter yapıdan çıkış için parti olarak geliştirdikleri projeyi açıkladı. Moini, İran’daki farklı halklar ve bölgeler için "Demokratik Öz Yönetim" projesini önerdiklerini belirterek, bu modelin temelde konfederal bir sisteme dayandığını, ancak siyasi şartlara göre federalizm veya demokratik cumhuriyet gibi diğer çözüm modellerine de esneklikle yaklaştıklarını aktardı.
PJAK’ın Doğu Kürdistan’daki tek aktör olmadığını ancak toplumun çok geniş ve dinamik bir kesimini temsil ettiğini söyleyen Moini, çoğulculuk ve kadın özgürlüğü eksenli paradigmalarının, İran’daki diğer halklarla kurulacak geniş tabanlı demokratik ittifaklar için stratejik bir zemin sunduğunu kaydetti.
Uluslararası topluma "yeni bir 1979" uyarısı
Olası bir iktidar boşluğunda kaosun önlenmesi ve dengelerin demokrasi güçleri lehine değişmesi için hazırlıklı olduklarını belirten Siamend Moini, İran’daki statükocu, milliyetçi ve merkeziyetçi kliklerin Kürt partilerinin ittifakını kendilerine bir tehdit olarak gördüğünü ifade etti.
Konuşmasının sonunda uluslararası topluma ve küresel kamuoyuna seslenen Moini, Kürt sorununun doğrudan bölgesel jeopolitik ve istikrarla bağlantılı olduğunu vurgulayarak şu uyarıda bulundu:
"Geçiş sürecinde Kürt toplumunun ve diğer ezilen halkların demokratik iradesi, ağırlığı ve gücü doğru analiz edilmez, meşru özgürlük hareketleri desteklenmezse; bu durum 1979’dakine benzer bir şekilde, sadece biçim ve söylem değiştirmiş yeni diktatörlüklerin ve otoriter yapıların yeniden üretilmesine zemin hazırlayacaktır."

