
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, konuk olduğu programda dış politika gündemine dair konuştu.
Mekke Anlaşması hakkında açıklamalarda bulunan Fidan, "Cumhurbaşkanımız liderliğinde yürüttüğümüz dış politikanın bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle ilgili bir olaya tanık ettik" ifadelerini kullanırken anlaşmanın iki yıldır hazırlandığını kaydetti.
Mekke Anlaşması'nın teknik olarak, NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu söyleyen Bakan Fidan, anlaşmaya imza atan ülkeler için "Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil" dedi.
Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Cumhurbaşkanımız liderliğinde yürüttüğümüz dış politikanın bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle ilgili bir olaya tanık ettik.
Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Dışarıdan gelen hegamonlar sorunları çözmüyorlar, daha da akut hale getiriyorlar. Bölgedeki istikrarsızlıklarının giderilmesi, durdurulması, daha büyük entegrasyonun sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda bir irade var. İki yıldır bu anlaşma hazırlanıyor.
"İran konusunda da taraflar bir arabulucuya ihtiyaç duyduğunda Türkiye bunu en iyi şekilde yerine getirebilir"
Anlaşmanın İran'la görüşmeleri etkileyip etkilemeyeceği sorulan Fidan şöyle devam etti:
“Rusya'nın NATO'ya karşı bir alerjisi var ve Ukrayna ile savaşıyor. Ama Türkiye arabuluculuk yapabiliyor. İran konusunda da taraflar bir arabulucuya ihtiyaç duyduğunda Türkiye bunu en iyi şekilde yerine getirebilir. Bölgedeki herhangi bir savaş sizi zarar görmekten alıkoymuyor. Suudi Arabistan'la İran problemli olduğu için araları açılmış değil. ABD İsrail nedeniyle oldu. İranlılarla da bunları konuştuğumuz dönemler oldu. İranlılar bu konunun yabancısı değiller.”
"NATO'nun 5. maddesiyle teknik olarak aynı"
NATO'nun 5. maddesi hakkındakia soruyu yanıtlayan Bakan Fidan şöyle dedi:
NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle teknik olarak aynı. Yazıya döktüğümüz ortak bir tehdidimiz yok. Biz artık birbirimizin güvenliği ile yakından ilgileneceğimizin garantisinde bulunuyoruz.
5. madde nedir?
NATO'nun ortak savunma ilkesi olan ve müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı temeline dayanan Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesinde şu ifadelere yer veriliyor:
"Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.
"Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecektir.
Bölgedeki istikrarsızlıklarının giderilmesi, durdurulması, daha büyük entegrasyonun sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda bir irade var. İki yıldır bu anlaşma hazırlanıyor.
"Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil"
Bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını taahhüt ediyorlar. Dışarıda bir aktöre karşı değil içeride biz artık dayanışma halindeyiz. Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil.
İster bölge içinden ister dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Hiçbir şekilde farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak değiliz.
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye yayılmacı ülkeler değil. Dün liderler arasında en çok konuşulan konu savunma sanayi alanındaki iş birliğiydi. Gerekirse bölgedeki bütün ülkeleri bu çatının altında toplayabiliriz
"Sekretaryanın merkezi Suudi Arabistan'da kurulacak"
NATO'daki tecrübelerimizden ders alacağız tabiki. Sekretaryanın merkezi Suudi Arabistan'da kurulacak. Ortak tatbikatlar olacak. Mekke İttifakı olarak konuşuluyor ismi şu anda.
"En önemli öncelik Hürmüz Boğazı'nın açılması"
ABD - İran savaşı hakkında açıklama yapan Bakan Fidan, şöyle konuştu:
“Şu anda en önemli öncelik herkesin üzerinde çalıştığı, geçici süre de olsa ki 60 gün olarak nitelendiriliyor boğazın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması. Şu anda bölge ülkeleri, Amerika, Batı, Avrupa, Asya, bu boğazın bir an önce açılmasını talep ediyor, bu konuda büyük bir baskı var.”
"İsrail'in en çok korktuğu şey uluslararası izolasyon”
Gazze'de barışın sağlanması gerektiğini belirten Bakan Fidan, şöyle dedi:
“Hamas’ın Filistin halkını önceleyen yaklaşımı takdire şayan bir yaklaşım; Filistin halkı bunu muhakkak ödüllendirecektir. İsrail ikinci aşama için tereddüt etti. Artık hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek tek cümlesi bile kalmadı. İsrail'in temel hedefi Gazze'yi Filistinlileştirmek olduğu sürece bunlar devam edecek. İsrail'in en çok korktuğu şey uluslararası izolasyon.”
“Çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var"
TBMM'de Adalet Komisyonu'ndan geçen çerçeve yasa hakkında konuşan Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. Örgüt kendi silahlarını bırakmadan bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak. Artık bölgesel ve küresel konjonktürün çok fazla lehlerine olmadığını görüyorlar. İnşallah bu uzatılan eli bu sefer tutarlar.”
“Bizim için çözüm esas iki devletli çözümün hayata geçmesi"
Kıbrıs hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Fidan sözlerine şöyle devam etti:
“Bizim için çözüm esas iki devletli çözümün hayata geçmesi, ideal çözüm bu. Bizim durduğumuz yer bu. Çözüm teklifleri geldiği zaman kimden geldiğine bakıyoruz. BM'den geldiği zaman bakıyoruz. Kıbrıs Türklerini içine alan diyalogları destekliyoruz. Belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklememize gerek yok. Adanın kuzeyinin de güneyinin de suya enerjiye ihtiyacı var. Tarafların coğrafi olarak bulundukları yerler belli artık. Türklerin sahip oldukları imkanları daha kısıtlı. Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Sen 1960'da kurulan devlet değilsin. O da beraberinde Rum kesimine bir takım dezavantajlar getiriyor. Enerji işbirliği yapılabilir, su işbirliği yapılabilir ve herkes kazanabilir. 50 yıldır statüko aynı, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten oluyor Türk askerinin adada var olmasından dolayı. İki tarafından kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda Türk askerinin değişmesini bekleyemezsiniz. Şu andaki mevcut statüko değişime izin vermez.”
Kaynak: T 24

