
Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali, DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu hakkında, “Şu ana kadar yaklaşık 4.500 unsur entegre edilmiş durumdadır. Üç ana tugayın birleşme süreci tamamlandı: Derik, Kamışlo ve Haseke tugayları. Bu üç tugay, Nebek bölgesinde eğitimlerini tamamladı. 4. Tugay olan Kobani tugayı ise Savunma Bakanlığı planlaması dahilinde gerekli eğitimi almak üzere yakında harekete geçecektir” dedi.
Haseke Vali Yardımcısı ve 29 Ocak Anlaşması’nı Uygulama Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, Rûdaw Medya Ağı’ndan gazeteci Nalîn Hesen’in sorularını yanıtladı.
Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki entegrasyon sürecine dair önemli bilgiler veren el-Hilali, askeri ve sivil kurumların geleceğine dair yol haritasını paylaştı.
Hilali, “DSG’nin feshedildiğinin duyurulmasından sonraki adım nedir? Şu ana kadar kaç unsur, hangi tugaylar bünyesinde orduya dahil edildi?” sorusu üzerine, “DSG’nin feshedilmesi yolun sonu değil, aksine uygulama aşamasının son evresinin başlangıcıdır. Yani bağımsız bir yapıdan, varılan mutabakatların resmileştiği bir aşamaya geçiyoruz. Bir sonraki adım; askeri ve idari işlemlerin tamamlanmasıdır. Bu kapsamda isim listelerinin tetkiki, yasal statülerin düzenlenmesi, rütbe ve ihtisasların belirlenmesi işlemleri yapılacaktır. Şartları uygun olanlar Savunma Bakanlığı bünyesindeki birliklere ve resmi komuta zincirine dağıtılacaktır” diye konuştu.
“Üç ana tugayın birleşme süreci tamamlandı”
Ahmed el-Hilali şu ana kadar DSG’den kaç kişinin orduya entegre edildiğine dair de “Şu ana kadar yaklaşık 4.500 unsur entegre edilmiş durumdadır. Üç ana tugayın birleşme süreci tamamlandı: Derik, Kamışlo ve Haseke tugayları. Bu üç tugay, Nebek bölgesinde eğitimlerini tamamladı. 4. Tugay olan Kobani tugayı ise Savunma Bakanlığı planlaması dahilinde gerekli eğitimi almak üzere yakında harekete geçecektir. Şunu vurgulamalıyım: Başarıyı sadece orduya giren kişi sayısıyla değil, eski yapının bağımsız bir güç olarak sona ermesi ve tüm yetki, silah ve mercii otoritesinin Savunma Bakanlığı’na geçmesiyle ölçüyoruz” dedi.
“Artık devlet dışında kurum kalmayacak”
Entegrasyon sürecinde askeri ve güvenlik kanadında büyük yol katedildiğini belirten Hilali, “İdari ve organizasyonel transfer bekleyen sivil dosyalar var. Bunlar arasında bazı eğitim kurumları, nüfus müdürlükleri, pasaport ve göç daireleri gibi birimler bulunuyor. Artık "devlet dışında kurum" kalmayacak. Bu kurumlar devlet bünyesine geçiş yolundadır; geriye kalan sadece teslim ve idari tescil işlemleridir. Temel kuralımız şudur: Her kurumun net bir hükümet merciine, bütçesine ve kadrosuna sahip olmasıyla geçmişteki "çift başlılık" sona erecektir” dedi.
Kürt bölgelerinde eğitim kurumlarının Suriye devlet sistemine entegre edilmesi sürecinde öğrenci ve öğretmenlerin mağdur edilmeyeceklerini ifade eden Ahmed el-Hilali şöyle devam etti:
“Kürtçe haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullara girecektir”
“2026-2027 eğitim yılı için bir boşluk yaratmadan, düzenli bir geçiş planlıyoruz. Okullar faaliyetlerine devam edecek; öğretmenler ve öğrenciler bu idari birleşme sürecinin mağduru olmayacaklar. Eğitim kadrolarının statülerini düzenlemek ve onları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Eğitim Müdürlüğü bünyesine dahil etmek için çalışmalar sürüyor. Müfredat konusunda ise Ulusal Müfredat baz alınacaktır. Eski "Özerk Yönetim" müfredatları için ise bir geçiş aşaması öngörülüyor. Hedefimiz, entegrasyon nedeniyle bir eğitim yılını kaybetmemek ve kademeli olarak tek bir ulusal eğitim sistemine geçmektir. Kürtlerin dilsel ve kültürel haklarını koruma konusunda çok net ve resmi bir yönelim var. Bu artık sadece siyasi bir söylem değil; 2026 yılı 13 Sayılı Kararname ile Kürtçe, "ulusal dil" olarak kabul edilmiş ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerdeki devlet okullarında okutulmasına izin verilmiştir. Buna göre, Kürtçe dili 2026-2027 eğitim yılından itibaren haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullara girecektir. Bunun için özel müfredat hazırlanmakta ve gerekli öğretmen kadroları sağlanmaktadır. Kürtçe meselesi teknik ve bilimsel bir konudur, siyasi bir kriz değildir. Buradaki en önemli mesajımız şudur: Kürtçe, Arapçanın rakibi veya karşısında değildir. Biz hem eğitim sisteminin birliğini koruyan hem de Haseke halkının dilsel ve kültürel çeşitliliğine saygı duyan bir ulusal eğitim sistemi istiyoruz.”

