BIST 100
14.610,92 0,95%
DOLAR
48,1353 0,05%
EURO
56,1665 0,15%
GRAM ALTIN
7.136,18 0,44%
FAİZ
39,91 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
106,46 1,01%
BITCOIN
78.838,00 0,50%
GBP/TRY
65,4781 0,07%
EUR/USD
1,1655 0,03%
BRENT
87,26 -0,66%
ÇEYREK ALTIN
11.667,66 0,44%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
30 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Bahçeli’den sürecin sınırlarını genişleten mesaj: “Dağdakiler değil, radikalleşmiş yapılar da tasfiye edilecek”

Bahçeli’den sürecin sınırlarını genişleten mesaj: “Dağdakiler değil, radikalleşmiş yapılar da tasfiye edilecek”

IMG_1660

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinin sınırlarını tarif ederken, silah bırakmanın tek başına yeterli olmayacağı mesajını verdi. Sürecin Suriye, Irak ve Lübnan’ı da kapsayan daha geniş bir bölgesel güvenlik ve merkezi devletlerin güçlendirilmesi perspektifi taşıdığını söyleyen Bahçeli, “yalnızca dağdaki terörist unsurların değil, radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesinin” hedeflendiğini belirtti. Bahçeli ayrıca bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilebileceğini savunurken, etnik veya dini temelde kolektif hak taleplerine kapıyı kapattı.

Çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi ve Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından gözler PKK’nın silah bırakma takvimine çevrildi.

Kandil’deki 18 kampta bulunan yaklaşık 3 bin 800 PKK mensubunun eylül sonuna kadar kademeli olarak silah bırakması bekleniyor. Silahların teslimi, mağaraların boşaltılması ve lojistik malzemelerin teslimi için 1,5 ila 2 aylık takvim öngörülürken, sürecin MGK’nın teyidiyle ekim ayında Çerçeve yasanın uygulanmasına geçilmesiyle sonuçlanması planlanıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, süreçte gelinen aşamayı partisinin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’e değerlendirdi. Türkgün gazetesinde yayımlanan değerlendirmesinde Bahçeli, sık sık bölgesel barış ve istikrara vurgu yaparken, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Türkiye’nin dış politikadaki hareket alanını da genişleteceğini savundu.

“Yeni Sykes-Picot düzenini bozduk”

Bahçeli, “Terörsüz Türkiye”nin ilk aşamasının örgütün silah bırakması ve bölgenin silahlı unsurlardan temizlenmesi olduğunu söyledi.

Ancak hedefin bununla sınırlı olmadığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyada barış ve istikrarın güçlendirilmesi ve Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş coğrafyada Türkiye’nin etkinliğinin artırılmasını da sürecin hedefleri arasında sıraladı.

Bahçeli, bölgede “Şark Meselesi’nin ikinci perdesinin sahnelenmek istendiğini” öne sürerek şunları söyledi:

“Esasında, bölgemizde ‘Şark Meselesi’nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiği görülmektedir. Hedef; parçalanmış ve bölünmüş egemen devletlerdir. Ancak Türkiye, yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour’daki sinsi planları ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur.”

Devlet altı etnik, dini ve mezhepsel grupların “yönetilebilir otonom bölgelere” ayrılmasının ve bu bölgelerde faaliyet gösteren silahlı örgütlerin Türkiye’nin güvenliğini tehdit ettiğini savunan Bahçeli, Lübnan, Irak ve Suriye’deki siyasi istikrarsızlığın Türkiye’nin sınır güvenliği, egemenliği ve toplumsal yapısı üzerinde doğrudan etkileri bulunduğunu söyledi.

Bahçeli’den “Türk barışı” çıkışı

Bahçeli, MHP’nin bölgeyi de içine alan bir “Türk barışı” inşa etmek istediğini belirtti.

Bu yaklaşımın düzen, adalet ve istikrara dayandığını söyleyen Bahçeli, “Türk barışı” olarak tanımladığı modelin Türkiye’nin yanı sıra bölge için de “adil ve paylaşımcı huzur ve refah modelinin teminatı” olacağını savundu.

Bahçeli şöyle devam etti:

“Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflemektedir. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir.”

Suriye, Irak ve Lübnan mesajı

Bahçeli’ye göre bölgenin en önemli sorunlarının başında güvenlik ve siyasi istikrarsızlık geliyor.

Radikalleşmiş ve silahlı örgütlerin bölge ülkelerinde istikrarlı siyasi sistemlerin kurulmasını engellediğini savunan Bahçeli, bunun dış müdahalelere açık bir ortam yarattığını söyledi.

ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgeyi yeni bir kaotik sürece sürüklediğini ifade eden Bahçeli, petrol ve silah ticaretinin öne çıktığı savaşın hem bölge halklarını hem küresel ekonomiyi hem de Türkiye’yi etkilediğini belirtti.

Gazze’de yaşananlara da değinen Bahçeli, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ile Mescid-i Aksa’ya yönelik eylemlerinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Suriye’nin ise uzun yıllar süren Baas yönetiminin ardından istikrarlı bir ülke olma yolunda ilerlediğini savundu.

“Binlerce kilometre uzaktan gelip bölgenin kaderiyle oynama dönemi bitmeli”

Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinin yalnızca Türkiye’nin iç güvenliğine yönelik olmadığını, bölgesel bir istikrar modeli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Türk barışı”nın ülkelerin iç işlerine ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde şekillenmesi gerektiğini belirten Bahçeli, bölgenin kaynaklarının toplumların kalkınması için kullanılmasını istedi.

Bahçeli, “Binlerce kilometre uzaktan gelerek bölge halklarının kaderiyle oynama dönemi artık geride kalmalıdır. Terörsüz Türkiye’ye karşı çıkanların uykularını kaçıran gerçeği de burada aramak gerekir” dedi.

Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasındaki enerji, ulaştırma ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunduğunu belirten Bahçeli; Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru ve enerji nakil hatlarının güvenlik ve istikrar ortamına bağlı olduğunu ifade etti.

Bahçeli’ye göre PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte güvenlik için ayrılan kaynakların bir bölümü eğitim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya yönlendirilebilecek.

Hak ve özgürlükler mesajı

Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” ile temel hak ve özgürlükler arasındaki ilişkiye ilişkin soruya da kapsamlı yanıt verdi.

Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altında bulunduğu demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirten Bahçeli, bireysel hak ve özgürlüklerin daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, kişiye bağlı temel hakların vazgeçilmez ve devredilemez olduğunu belirtirken, kolektif haklar konusunda ise farklı bir yaklaşım ortaya koydu.

Etnik köken, cinsiyet veya dini ve mezhepsel gruplar temelinde tanımlanan kolektif hakların ulus devlet içerisinde ayrıştırıcı sonuçlar doğurduğunu savunan Bahçeli, MHP’nin bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini esas aldığını belirtti.

Kolektif haklara kapıyı kapattı

Bahçeli, devletin hak ve özgürlükleri dil, din, ırk, cinsiyet, renk, mezhep, etnik köken ve servet farklılığı gözetmeksizin birey merkezli uygulaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetin yeni yüzyılında bireysel hak ve özgürlüklerin kapsamının genişletilebileceğini belirten Bahçeli, uygulamadaki sorunların giderilmesi amacıyla mevzuat ve kurumlar düzeyinde yeni düzenlemelerin yapılabileceğini kaydetti.

Bahçeli, ortak zeminin ise mevcut anayasal vatandaşlık tanımı olması gerektiğini savundu:

“Bu ortak zemin Türk milletinin tarihî ve siyasî mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır. Hep birlikte Türkiye olmanın yolu, devletin üniter ve milli çatısı altında milli birlik ve beraberlik ruhuyla, toplumsal dayanışma ve kaynaşma arzusuyla bir arada yaşama iradesidir.”

“Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset”

Bahçeli, sürecin bir diğer temel başlığının “iç cephenin tahkim edilmesi” olduğunu söyledi.

Toplumun bütün kesimlerinin kendisini eşit, saygın ve güvende hissettiği bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çeken Bahçeli, bunun terör örgütlerinin propaganda alanını daraltacağını savundu.

Terör ve şiddetin olduğu yerde demokratik siyasetin daraldığını belirten Bahçeli şöyle konuştu:

“Terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple ‘ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset’ dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik.”

“Federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almaması önemli”

PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin açıklamalarda ayrı devlet, federasyon, özerklik veya “kültüralist taleplerin” bulunmamasını önemli gördüğünü belirten Bahçeli, bunu Türkiye açısından “yeni bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

Bahçeli, bunun Türkiye’de etnik ve mezhepsel temelli kimlik siyasetinin de geriletilmesini sağlayacağını savundu.

Kimlik siyasetini “birleştirici değil ayrıştırıcı” olarak nitelendiren Bahçeli, demokratik siyasetin bireysel hak ve özgürlükler üzerinden kurulması gerektiğini ileri sürdü.

“Yalnızca dağdaki unsurlar değil”

Bahçeli’nin açıklamalarındaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise sürecin silahlı PKK unsurlarının tasfiyesinin ötesine taşınmasına ilişkin sözleri oldu.

Terör örgütünün silah bırakmasının sürecin tamamlanması için tek başına yeterli olmadığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Terörün, şiddetin ve vandalizmin olduğu bir yerde demokratik kültür gelişemeyeceği gibi devlet kurumsallığı da zayıflar. O sebeple sürecin tam olarak başarıya ulaşması, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının ve bölücü zihniyetin de tarihe karışması ile mümkün olabilecektir.”

Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kapsamda, ‘Terörsüz Türkiye’ ile yalnızca dağdaki terörist unsurların değil, radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi, bütünüyle şiddetin bitirilmesi hedeflenmiştir.”

Bahçeli, Türk vatandaşlığını ise farklı etnik unsurları ortak siyasal aidiyet altında birleştiren bir yapı olarak tanımladı.

Vatandaşlığın etnik kökenden ziyade siyasal aidiyet temelinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, Türk vatandaşlığının demokratik siyasetin birleştirici unsuru olduğunu savundu.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?