BIST 100
12.937,87 1,15%
DOLAR
44,4992 0,07%
EURO
51,4978 -0,36%
GRAM ALTIN
6.682,03 -1,79%
FAİZ
42,68 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
103,06 -4,06%
BITCOIN
66.822,00 -1,98%
GBP/TRY
59,1591 -0,42%
EUR/USD
1,1547 -0,36%
BRENT
105,93 4,72%
ÇEYREK ALTIN
10.930,52 -1,74%
Diyarbakır Parçalı Bulutlu
Diyarbakır hava durumu
7 °

Gazeteci Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraza ret

76056921_1004

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi. Ret kararının gerekçesi henüz tebliğ edilmezken avukatları Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını açıkladı.

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ hakkındaki tutuklama kararına avukatları tarafından İstanbul 9'uncu Sulh Ceza Hakimliğine 23 Şubat'ta yapılan itiraz reddedildi. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 27 Şubat'ta verilen ret kararı henüz avukatlara tebliğ edilmedi. Bu nedenle itirazın gerekçesini henüz bilmediklerine dikkat çeken Avukat Abbas Yalçın, karar tebliğ edildiğinde Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapacaklarını açıkladı.

Gazeteci Uludağ, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla 20 Şubat’tan bu yana tutuklu. Uludağ, Perşembe akşamı Silivri’deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan aynı kampüsteki9 No'lu Cezaevi'ne nakledilmişti.

Tutukluluğa itirazda hangi gerekçeler sıralandı?
Uludağ'ın müdafileri, 23 Şubat 2026 tarihli itiraz dilekçesinde, tutuklama kararının "soruşturma dosyasının kapsamı ve içeriğine tamamen aykırı, gerçek dışı tespitler içeren" gerekçelerle verildiğini savundu ve itirazın kabulüyle tahliye talep etti.

Dilekçede, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun Ankara'da yerleşik bir gazeteci hakkında yürüttüğü soruşturmanın yetki ve görev yönünden hukuken mümkün olmadığı belirtildi. Sürecin 19 Şubat 2026 günü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının basın açıklamasının alıntılanmasının ardından başladığı, aynı gün TCK 301 kapsamında re'sen soruşturma açıldığı ve Adalet Bakanlığından izin alındığı anlatıldı.

Savunmaya göre savcılık daha sonra sosyal medya hesabı üzerinde araştırma yaptırarak "tamamı 2025 yılına ait olan 22 adet sosyal paylaşımı" dosyaya dahil etti; buna rağmen tutuklamaya sevkte yalnızca TCK 299 yönünden işlem yapıldı ve bu suçlamaya gerekçe gösterilen 13 paylaşımın 2025'e ait olmasına karşın sevk yazısında suç tarihinin "gerçeğe aykırı bir biçimde" 19 Şubat 2026 olarak yazıldığı ifade edildi.

Tutuklama gerekçeleri bakımından ise dilekçede, hâkimliğin "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı" tespitine karşı "Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut tek bir delil yoktur" denildi; paylaşımların kamuya açık hesapta yer aldığına dikkat çekilerek bunların "gizlenmesi, yok edilmesi ya da değiştirilmesinin" mümkün olmadığı vurgulandı.

AİHM'in Vedat Şorli kararı
Dilekçede ayrıca "Müvekkilin paylaşımlarının suç teşkil etmediğine ilişkin tüm açıklamalarımızın yanında ve önemle belirtmek isteriz ki AİHM'in Vedat Şorli kararı nedeniyle verilen tutuklama kararının müvekkilin ifade ve basın özgürlüklerine haksız bir müdahale olduğu ve TCK 299. maddesinin meşru bir amaç taşımadığı, ayrıca demokratik bir toplumda yerinin olmadığı ortadadır" tespitine yer verildi.

Kazan: İddianamenin hızlı olması gerekir
İstanbul Barosu'nun önceki başkanlarından Avukat Turgut Kazan, tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkındaki soruşturmaya dair açıklama yaptı:

“Biz bugün yaşadıklarımızı yargı uygulaması olarak benzer ölçülerde hiç yaşamadık. Çünkü biz hukukçular olarak yasalarda yazılanların uygulanacağını öğrendik. Bu durumda iddianamenin hızlı olması gerekir, yani hemen olması gerekir. Çünkü neyi araştıracaksınız? Bir şey yok ki. Suç saydığınız cümle önünüzde duruyor. Cümleyi kullanan gazeteci de 'Ben böyle bir şey yazmadım' demiyor, 'Bunu ben yazdım' diyor. Ondan sonra, 'Ama burada asla Cumhurbaşkanına hakaret ya da hakaret sayılabilecek bir sözcük, yaklaşım, değerlendirme yok' diyor. Buna göre iki satır, yani yarım sayfalık bir iddia olacak. Onun için bir an önce savcı olarak sizin göreviniz soruşturmayı yargı önüne götürmektir."

Avukat Kazan, gazeteci Alican Uludağ'a benzer şekilde "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla Ankara'dan İstanbul'a getirilen Sabri Uzun için verilen yetkisizlik kararına da değindi:

"Hukuk devletinde bunlar olmaz"
"Aykırılığı saptanan bir gerçek bir daha tekrarlanmaz, yasaya aykırılık bir daha tekrarlanmaz. Sabri Uzun'u da o şekilde Ankara'dan alıp buraya getiriyorsunuz. Dava açıldıktan sonra da mahkeme yetkisizlik kararı verip Ankara'ya gönderiyor. Bu bir daha yaşanmaz. Bunları ben hukukçu olarak nasıl cevaplayabilirim ki? Çünkü yapılamaz ama yapılıyor. Kitabın yazdığı gibi değil bu olay. Hukuk devletinde bunlar olamaz, böyle işlemler yapılamaz. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu Anayasa yazıyor, Adalet Bakanları açıklama yapıp ‘Türkiye bir hukuk devletidir' dedi diye hukuk devleti olmaz. Hukuk devleti kuralları işliyorsa zaten hukuk devleti tartışması yapılmaz. Çünkü hukuk devleti yaşanır."

Kazan, Alican Uludağ'ın tutukluluğa itiraz dilekçesinde yer alan, AİHM'in "Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu'nun (TCK m. 299) meşru amaç taşımadığı" ve tutuklama kararının "ifade ve basın özgürlüğüne haksız müdahale olduğu" yönündeki Vedat Şorli kararını da hatırlattı:

"AİHM, 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü maddesine göre 299. maddenin uygulanmasını ihlal sayıyoruz' diyor. Türkiye olarak itirazımız da geri çevrildi. Kesinleşme falan denildi, e kesinleşti de! Ama bunu konuşmuyorsunuz bile. Adalet Bakanlığı eğer 'Türkiye hukuk devletidir' diye yazıyor çiziyorsa bu kanun maddesinin değiştirilmesini sağlamak zorundadır. AİHM, 'Hapis cezası verilemez artık' diyorsa veya hapis cezası verilmesi halini bir ihlal sayıyorsa bunu para cezasına dönüştürmeniz gerekir, o da caydırıcı olmayacak şekilde olmalıdır."

Kaynak: DW

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?