
Mem Ararat’ın Kürtçe video mesajı sosyal medyada büyük yankı yarattı. Sanatçının paylaşımı kısa sürede yaklaşık 2 milyon görüntülenmeye ulaştı.
Kürt müziğinin tanınan isimlerinden Mem Ararat’ın sosyal medya hesaplarından yayımladığı uzun video mesajı, dijital platformlarda geniş yankı uyandırdı.
Kürtçe yaptığı açıklamada yıllardır birlikte çalıştığı Kom Müzik ve Erdal Avcı’ya sert eleştiriler yönelten sanatçı, “Sözümden ve sazımdan başka hiçbir silahım yoktur” ifadelerini kullandı.
Ararat, “Hiçbir Kürt partisine veya örgütüne karşı değilim. Kürtler için kim taş üstüne taş koyarsa onun destekçisi olurum. Ama kimsenin babasının kölesi de değilim” dedi.
Mem Ararat’ın sosyal medya hesaplarında sert eleştiri içeren mesajın tamamı şöyle:
“... Adım Mem, Kürt toplumunun bir ferdiyim.
Xelîlê Kulî ile Fatêya Hecî’nin oğluyum.
İki Fırat arasında, anamın ve babamın alın teriyle, Dêrika Çiyayê Mazî’nin kırlarında bir zeytin ağacı gibi yeşermişim.
Ben, sürüsünden kopmuş bir turnayım; bir çift incinmiş kanatım, bir şairin rüyasında sıkışıp kalmışım.
Sözümden ve sazımdan başka hiçbir silahım yoktur.
Ben Soran'ım, Zaza'yım, Kelhor'um, Lor'um; ancak sözlerim Kurmancî'dir.
Yel esti, fırtına koptu, deprem oldu, yeryüzünü ateş aldı; ama köklerim hâlâ ülkemin toprağına sıkı sıkıya bağlıdır.
Hiçbir Kürt partisine veya örgütüne karşıtlığım yoktur; Kürtler için kim taş üstüne bir taş koyarsa, söz olsun ki onun destekçisi olur ve arkasında dururum.
Fakat şu da bilinmelidir ki, kimsenin babasının kölesi de değilim!
Bu gece her şeyi en ince ayrıntısına kadar ortaya sereceğim, biliyorum ki dost da düşman da şu an bizi dinliyor.
5 yaşındaki şaşkın bir çocuk gibi kalbim avcumda ve tüm sözlerim samimidir.
Bana kem söz söyleyen o namertlere söylüyorum: İyi söz de kötü söz de sahibine aittir; herkes aslına ve asaletine göre konuşur ve sizin sözünüzün beş kuruşluk değeri yoktur.
...
Bütün iyi niyetli çabalarımıza rağmen aynı saldırgan tutum sürdürülüyor, sabrın da bir sınırı var.
...
Dara düştüğünüzde imdadınıza kimin yetiştiğini hatırlamıyor musunuz?
Kayyumlar her şeye el koyduğunda kim yanınızda durdu? Ama artık anlıyorum ki sizin yanınızda emeğin hiçbir hatırı yokmuş.
Gönül vererek geldiğimiz nice programlarınız oldu; hatta çoğu zaman yol masrafımı ve müzisyenlerimin ücretini bile kendim ödedim. Buna rağmen siz hiçbir sözünüzü yerine getirmediniz.
Yine de "Bunlar bireysel hatalardimır, kurumların değil" diyordum. Sonra her defasında durumu örtbas etmek için beni çağırıp “Yaw arqaaşlar bi yanlişlix yapmiş” diyordunuz; peki sonra? Yeni "arkadaşlar" daha kötü haksızlıklar, daha kötü yanlışlar yapıyordu. Ardından bir başkası geliyordu, sonra bir başkası, bir başkası daha... Ve aynı yanlışlar, aynı haksızlıklar, aynı zorbalıklarr devam edip duruyordu.
Yani o "arqaaşlar" sütten çıkmış ak kaşık da bir ben mi kabahatliyim?
Denizler kadar olan sabrımı tükettiniz, Homa kabul etmesin! Benimle ne derdiniz var? Bende ne emeğiniz var? Bende ne alacağınız var? Lütfen eteğinizdeki taşları dökün ve tüm kamuoyuna açıklayın!
Ey Kom Müzik ve Erdal Avcı; ne zaman bir şey söylesem “Biz de halqımızla paylaşırız” diyordunuz. Buyurun, halkımız da burada, kamuoyu da burada; hadi eteğinizdeki tüm taşları dökün!
Diyorlar ki: "Bizim acılarımız üzerine şarkı söylüyor ve para kazanıyor."
Yahu para başınızı yesin! Zana benim Zana'mdır, dert benim derdimdir, acı benim acımdır! Yazıklar olsun size! Benim kendi acılarımla mı karalıyorsunuz?! Vallahi siz aklınızı yitirmişsiniz.
Madem acı sadece sizin acınızdı, siz de iki çift sözü ve gözyaşını bir araya getirip örseydiniz de tüm alkışlar ve paralar sizin olsaydı; elinizi tutan mı vardı? Binlerce Zana var, binlerce Taybet var, binlerce Cemîle var...
Haydi buyurun, siz de söyleyin de dünya alem görsün!
Musa, Firavun'a "Senin sözünün ve kanunlarının hiçbir kıymeti yoktur" dedi.
Bu yüzden, bir sözün anlam ifade edebilmesi için, önce o sözün sahibinin kendi kanunlarını uygulaması ve kendi sözüne iman etmesi gerekir.
12 yıldır, iğne ucu kadar bir emek vermeden, benim tüm emeğime ve gelirime el koydunuz!
Hani demokrasi? Hani insan hakları? Hani emek ve emek savunusu?
Hele söyleyin, bu emek hırsızlığı ve zulüm değil midir?
Sizin tüzüğünüz neydi, ölçüleriniz neydi? Lütfen açın ve okuyun.
Size kardeş ve yoldaş olmak için size sığındım ve karşısınızda 5 yaşındaki bir çocuk gibi silahsız ve savunmasızdım.
Ama siz kendinize tıpkı sömürgecileriniz gibi bir taht kurdunuz; görünen o ki biz köleyiz, siz de artık efendisiniz!
Bütün şarkılar benim dertlerimdendir. Bütün albüm masraflarını da o fakirlikle bizzat ben ödedim. Üstelik siz baskı ücretini de benden aldınız. Tüm bu haksızlıklara rağmen sesimi çıkarmadım ama hala siz durmuyorsunuz!
...
12 yıl yetmedi mi?
Duyuyorum ki benim sanatçılığımı beğenmiyormuşsunuz,
ve görünüşe göre sizin nezdinizde makul ve makbul bir sanatçı değilim.Madem öyle, her ay emeğimin hakkını alırken hiç utanmıyor musunuz?Meyve yemek isteyenler, ağacın hatırını da gözetmelidir.Etrafındaki yabani otları ve kökleri sökmelidir. ...
Ancak siz küfürler savurup zorbalık yaptınız ve ağacın dallarını kırdınız; söyleyin şimdi, hangi vicdan kabul eder bunu?
Sizin için sonuna kadar açık olan kapı ve pencerelerim artık kırıldı.Çamurlu ayakkabılarınızla abama bastınız; inancımı ve gönül sırçamı kırdınız.
Gözünüz aydın olsun; kapılarım ve pencerelerim artık çeliktendir ve sizin için sonuna kadar kapalıdır

