BIST 100
14.779,93 -2,34%
DOLAR
45,4143 0,10%
EURO
53,3224 0,04%
GRAM ALTIN
6.867,80 -0,19%
FAİZ
42,06 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
126,75 0,30%
BITCOIN
81.243,00 0,71%
GBP/TRY
61,5268 0,09%
EUR/USD
1,1735 -0,03%
BRENT
106,50 -1,18%
ÇEYREK ALTIN
11.228,86 -0,19%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
12 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Filiz Deniz: Algoritmalar, Sessizlik ve Yeni İktidar Biçimi

Filiz Deniz: Algoritmalar, Sessizlik ve Yeni İktidar Biçimi

filiz deniz (2)

“Son zamanlarda güç üzerine düşünüyorum” cümlesi artık yalnızca kişisel bir sorgulama değil. Bir çağ, içinden geçtiğimiz sürecin tarifidir bu.

Çünkü bugün güç dediğimiz şey artık sadece silah, para ya da devlet kapasitesiyle açıklanamıyor. Modern iktidar, çoğu zaman görünmeden işliyor. Bir haber başlığında, sosyal medya akışında, bazen de bilinçli bir sessizlikte, bazen suni gündem oluşturmakla kendini gösteriyor.

Eskiden baskının adresi daha açıktı. İnsan neye karşı duracağını bilirdi. Devlet binası, üniforma, mahkeme, hapishane… Güç görünürdü. Şimdi ise daha dağınık, daha sinsi ve daha görünmez bir yerde duruyor. Cebimizde taşıdığımız telefonlarda, sürekli önümüze düşen içeriklerde, neye öfkeleneceğimizi belirleyen, neyi düşünmemiz gerektiği saptayan dijital akışlarda.

Bugünün iktidarı çoğu zaman yasaklayarak, çoğu zaman görünmez kılarak, çoğu zaman alan açarak yönetiyor.

Bir hak ihlali, büyük bir yolsuzluk ya da toplumsal bir trajedi, senin adına karar verip tarihi bir alan üzerine inşa etme, artık açık sansürle bastırılmıyor sadece. Bazen algoritmanın dibine gömülüyor. Görülmüyor, konuşulmuyor, dolaşıma girmiyor. Böylece yaşanan şey, sanki hiç yaşanmamış gibi toplumun hafızasından siliniyor.

En tehlikeli sansür biçimi de budur zaten: Sessizlik.

Çünkü sürekli konuşan bir çağda bazı konular hakkında derin bir suskunluk oluşuyorsa, yada topluma yalana inanma empoze ediliyorsa orada tesadüften çok daha fazlası vardır. Televizyonların aynı anda başka şeylerle meşgul olması, büyük medya yapılarının ortak bir refleksle geri çekilmesi, toplumun dikkatini başka yöne çevirmesi… Bunların hepsi yeni dönemin baskı araçlarıdır.

Artık insanlar yalnızca baskıyla değil, yalanı, yanılgıyı, yenilgiyi, ihanetleri çarpıtıp gerçeği saklayarak baskı altına alınıyor.

Savaş görüntülerine alışıyoruz. Vicdansızlığa, yalana, ölüm, yoksulluğa alışıyoruz. Hukuksuzluğa alışıyoruz. Her gün biraz daha ağırlaşan hayatlara rağmen hiçbir şey olmuyormuş gibi devam eden düzene alışıyoruz.

Modern güç tam da burada çalışıyor: İnsanın itiraz refleksini yavaş yavaş aşındırarak.

Bir başka kırılma da hakikatin kim tarafından tanımlandığı meselesidir. Bugün en büyük hegemonya, gerçeği tanımlama gücüdür. Kimin “terörist”, kimin “özgürlük savaşçısı”, kimin “makbul vatandaş”, kimin “tehdit” olduğuna artık çoğu zaman savaş meydanlarında değil; medya merkezlerinde, diplomatik masalarda ve dijital platformlarda karar veriliyor.

Bu yüzden hakikat artık sadece ahlaki değil, politik bir meseledir.

İnsanlar giderek yalnızlaştırılıyor. Herkes kendi dijital odasına çekiliyor. Aynı şehirde yaşayan insanlar bile artık birbirinin yabancı. Algoritmalar bizi sadece yönlendirmiyor; birbirimizden koparıyor. Herkes kendi yankı odasında yaşarken ortak gerçek duygusu parçalanıyor.

Bu yalnızlık hali, çağın en büyük siyasi mühendisliklerinden biri olabilir.

Çünkü insanlar yan yana gelmediğinde, ortak bir hafıza kuramadığında, güç daha rahat hareket eder. Toplum parçalandıkça iktidar merkezleri daha görünür hale gelir.

Ama tarihin değişmeyen bir tarafı da var: Hiçbir güç sonsuz değildir.

Baskı biçimleri değişir. Araçlar değişir. Diller değişir. Ama insan hafızası tamamen yok edilemez. Bugün bastırılan birçok hakikat, yarının toplumsal vicdanında yeniden ortaya çıkar.

Çünkü gerçek, er ya da geç bir yerden sızar.

Bazen bir annenin çığlığında, bazen cesaretli bir yazının satır arasından, bazen de korkmasına rağmen konuşmayı sürdüren bir insanın sesinden…

Hakikatin en önemli tarafı şudur: O bir oteriter bir güçe bağlı değil, özgür düşünme yetisine bağlıdır.

Gerçeği bir süre bastırabilirsiniz. Çarpıtabilirsiniz. Üzerini örtebilirsiniz. Ama tamamen ortadan kaldıramazsınız. Çünkü gerçek, insanların yaşadığı hayatın içinde var olmaya devam eder.

Ve belki de bugün yapılabilecek en önemli şey budur:

Akışın dışına çıkabilmek.
Sessizliği yırtabilmek.

Yalanın normalleştirilmesine karşı doğruyu haykırmak.

Normalleştirilen zulme karşı hafızayı canlı tutabilmek.

Sahte ve suni yaratılan algılara karşı hakikatte ısrar etmek.

Çünkü bazen yalnızca gerçeği olduğu gibi anlatmak bile başlı başına bir direniş biçimidir.

Tüm kuşatmalara karşı direnenlere AŞK OLSUN…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?