
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 kişiden biri olan Ozan Hasret Gültekin’in eşi, 33 yıldır devam eden davada “adalet” arayanlardan olan Yeter Gültekin yaşamını yitirdi. Gültekin’in cenazesi yaşadığı Köln’de toprağa verilecek.
1980’li yıllarda Türkiye’den Almanya’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yeter Gültekin, Hasret Gültekin ile ilk kez 1989 yılında Almanya’nın Leonberg kentinde bir konserinde tanışıp 1991 yılında da evlendi. Madımak Katliamı yaşandığında hamile olan Yeter Gültekin, bu nedenle Hasret Gültekin'le Sivas’taki Pir Sultan Abdal anmalarına katılamadı. Yeter Gültekin, katliamın ardından 13 Eylül 1993’te oğlu Roni Hasret’i dünyaya getirdi.
Eşi ve 33 kişinin davasını bir an için bırakmayan, 33 yıla yakın süredir devam eden duruşmalara katıldı; katılamadığında ise uzaktan da olsa takip etti. Her 2 Temmuz’da da anmalara katılan Yeter Gültekin, anmalarda ya da kendisine mikrofon uzatıldığında “Unutmamak ve unutturmamak bizlerin hem çocuklarımıza karşı görevimiz hem de canlarıyla bedel ödemiş yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz anlayışıyla hareket ediyorum. Yaşamım boyunca da mücadelemi sürdüreceğim" dedi.
Adaletsizliğe direndi, hastalığa yenik düştü
Uzunca bir süredir kanser tedavisi gören ancak hastalığı yenen Yeter Gültekin’in, yıllarca acılara, adaletsizliklere, haksızlıklara karşı mücadele veren bedeni, hastalığının yeniden nüksetmesine dayanamadı.
Yeter Gültekin, her 1 Temmuz’da Ankara’daki, 2 Temmuz’da Madımak önünde, sonrasında ise Hasret Gültekin’in mezarının başındaki anmalara katılmayı ihmal etmedi. Sağlığı elverdiği her anmaya, yürüyüşlere elinde “Hasret'inin” fotoğrafı ile katılan Yeter Gültekin, 33 yıl boyunca “adalet” talebinden bir an olsun geri durmadı. Katliamın unutulmaması, insanlık suçu olarak tanınması ve sorumluların hesap vermesi için yılmadan mücadele etti.
“Yüzleşme” istedi ama…
Yeter Gültekin, katliamın 30. yılında ANKA ajansına verdiği bir röportajında, “yüzleşme” vurgusu yaparak şunları söyledi:
“Bu travma ve bu acı nesiller boyu devredilecek. Ama eğer biz ‘Bundan sonra bir daha bu katliam yaşanmaz’ inancıyla yaşayabilirsek affedebiliriz. Yüzleşmiş olmayı başarabilirsek hep birlikte barış içinde yaşayıp, kendimizi güvende hissedip, her şeyden önemlisi gerçekten yasalarda yazdığı gibi kendimizi eşit hissedebiliriz.”
Ancak Yeter Gültekin’in sözünü ettiği “yüzleşme” gerçekleşmediği gibi, bir insanlık suçu olan Madımak Katliamı’nda, katiller ya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın afları ile çıktı ya da davanın 30. yılındaki duruşmada olduğu gibi “zaman aşımı” kararı ile serbest bırakıldı.
Torunlarına anlatamayacak
Yeter Gültekin, “Ben torunlarıma şunu anlatmak isterim. ‘Evet, büyük acılar yaşandı. Ama biz ondan sonra toplum olarak hep birlikte bununla yüzleşmeyi başardık. Karşılıklı birbirimizi anlamaya çalışarak bu acıların üstesinden geldik. Bir daha asla böyle bir şey yaşanmayacak. Buna inanabilirsin. Herkesle birlikte etnik kökeni, inancı ne olursa olsun birlikte yaşamalısın, yaşayabilirsin’ diyebilmeliyim” demişti ancak bunları söylemeye ömrü yetmedi.
Kaynak: Evrensel

