
Mojteba Waisi’nin, idam edilmeden önce Kürt Kütüphanesi’ndeki çocuklara yazdığı tarihi mektup yayınlandı.
28 Mayıs’ta İran rejimi tarafından katledilen Kürt aktivist Meysem Waisi ile birlikte kaldığı evde İran rejimi güçlerince infaz edilen Mojteba Waisi’nin iki sayfalık vasiyet niteliğindeki mektubu gün yüzüne çıktı.
Kütüphanede eğitim gören çocukların isimlerini tek tek zikrederek özlemini dile getiren Waisi, mektubunda korkuya ve diktatörlüğe meydan okudu: “
"Bazen hislerim, ruhumun kitaplar için kanat çırptığı o kütüphaneye doğru uçuyor. Kütüphanedeki çocukların her birini çok özlüyorum: Mehiya, Mahbub, Sena, Aylin, Servinaz, Hena, Mübin, Diana, Atusa, Hesti, Alov, Negar, Ayda, Terane, Haniye, Aydin, Berhem.
Galiba bir gün onların büyüdüklerini, geleceklerini görebilecek miyim? Onların geleceğine ve büyümesine şahitlik edebilecek miyim? Bilmiyorum. Ama kalbimin en derinlerinden, her birine sağlık, bilgelik ve onurlu bir yaşam diliyorum. Onları seviyorum; insanların hile ve aldatmacalarından uzak durmaları, insan kalabilmeleri ve bunu gösterebilmeleri için onlara ilim ve bilgelik diliyorum. Özgürlük, adalet arayışı, halka hizmet ve köklü, asil meşe ağaçları gibi dimdik, tavizsiz bir duruş diliyorum... Özgür ve aydınlık bir dünyada görüşmek ümidiyle… Ulusun zaferi ve sizin büyümeniz benim en büyük arzularımdır. Hak sizinle olsun; hak yardımcınız ve sığınağınız olsun.
Her koşulda içim umutsuzlukla ve zihinsel bir karmaşayla dolu. Belirsiz bir geleceğe dair umutsuzluk… Ne olacağını bilmemekten, olayların nasıl gelişeceğini öngörememekten kaynaklanan bir umutsuzluk. Bu daha ne kadar sürecek? Bu zalimin hayatı son bulacak mı, bu zulüm çağı bitecek mi? Yoksa yerine başka bir zalim mi geçecek? Bu kısır döngü kendini tekrar mı edecek? Diktatörün iktidarı nasıl yıkılacak ve parça parça edilecek?
Cesurlar canlarıyla ve mallarıyla özgürlüğün bedelini ödemek zorundayken; onursuzlar ve korkaklar mı güç ve bencillik sahibi olup egemenlik ve yönetim tahtına oturacak? Savaşan ve hayatını kaybeden o temiz insanlar, hapishanelerde sadece birer fotoğraftan ibaret mi kalacak? Tüm çabaların ve arkadaşlarımın ölümlerinin sonucu, ulusun geleceğinin sadece kendi çıkarları için iktidar isteyenlerin eline geçmesi mi olacak? Oysa iktidar, insanlara ve insanlığa hizmet etmek için kullanılmalıdır. Yakın bir zamanda, bu köleliğin bağları ve zincirleri yeniden kurulacak…
BOYUN EĞMEK UTANÇTIR
Fakat zalimlere karşı savaşmak için ayağa kalkmanın verdiği o keder, benim için bir umutsuzluk kaynağı değil; aksine, hayatın akışı ve yaşamın anlamıdır. Anlam kattığım bu boş ve anlamsız dünyada, sadece ölüm korkusu ve yaşama kaygısı nedeniyle zalimliğe boyun eğmek, utanç ve rezillikten başka bir şey değildir.
Sadık,
Destekçiniz ve savunucunuz.
Direnişin kendisi hayattır.
Başkaldırı nitekim yaşamın kendisidir."

