
Sanatçı Mikaîl Aslan, yaklaşan Munzur Festivali öncesinde yaptığı açıklamada, mevcut festival anlayışına yönelik eleştirilerde bulunarak, etkinliğin toplumsal değerler, ana dil ve yerel üretim ekseninde yeniden kurgulanması çağrısında bulundu.
Festivalin artık halkta eski heyecanı uyandırmadığını vurgulayan Aslan, "Popüler sanatçıların ve büyük gösterilerin öne çıktığı, yüzeysel, tüketime hizmet eden, egemen kültürün hâkim olduğu festival anlayışını geride bırakmak gerekiyor" dedi.
"Festivalin bir günü tamamen ana dile ayrılmalı"
Aslan, festival komitesiyle yaptığı görüşmelerde önerdiği "özüne dönüş" modelini detaylandırarak, dört gün süren etkinliklerin en az bir gününün tamamen bölgenin dil ve kültürüne ayrılması gerektiğini belirtti. Sanatçı, o gün yapılacak tüm panellerin, çocuk etkinliklerinin ve konserlerin ana dilde gerçekleşmesinin önemine dikkat çekerek, "Adorno’nun dediği gibi; 'Anadili insanın ana vatanıdır'. Hem Dersim’den katılanlar hem de çevre illerden gelen mihmanlarımız o gün Dersim kültürünü doyasıya hissetmelidir" ifadelerini kullandı.
"Emek görünür kılınmalı"
Festivalin sadece eğlence odaklı değil, üretimi destekleyen bir platform olması gerektiğinin altını çizen Mikaîl Aslan, şunları kaydetti:
"Elişi yapan kadınlardan toprağı eken rençberlere, çobandan sebze-meyve üreten emekçiye kadar herkes festivalin doğal bir parçası olmalıdır. Onların üretimleri sergilenmeli, sorunları forum ve panellerle tartışılmalıdır."
Politik çevrelere "özeleştiri" çağrısı
Geçmiş yıllarda festivallerin politik grupların yönlendirmesiyle şekillendiğine işaret eden Aslan, siyasi yapılara da sorumluluk çağrısında bulundu. "Bu buhranda hepimizin payı var" diyen sanatçı, tüm grupların ideolojik yaklaşımlarını bir kenara bırakarak festivali bu coğrafyanın hafızasına sahip çıkan ortak bir yaşam alanına dönüştürmesi gerektiğini savundu.
Aslan, açıklamasını, festivalin bir eğlence aracı değil; bir toplumun diliyle, emeğiyle ve kökleriyle yeniden buluştuğu bir alan olması gerektiği vurgusuyla tamamladı.

