
ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından kurulan geçiş hükümetine, dini azınlıklar ve Kürt toplumunun korunmasını öncelikli gündem haline getirme çağrısında bulundu. Pence, din özgürlüğünün yeni yönetim açısından hem iç meşruiyet hem de uluslararası tanınma bakımından “ilk büyük sınav” olacağını vurguladı.
Din özgürlüğü ve azınlık hakları vurgusu
Pence, 20 Şubat’ta National Review’de yayımlanan makalesinde, Ahmad al-Sharaa liderliğindeki geçiş hükümetine çağrı yaparak, Esad sonrası dönemde özellikle Hristiyanlar ve Kürtlerin güvenliğinin açık biçimde güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Savunmasız toplulukların korunmasını “ilk sınav” olarak niteleyen Pence, Suriye’ye yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılması ve uluslararası meşruiyetin sağlanmasının, yeni yönetimin din özgürlüğü ve azınlık haklarına bağlılığına bağlı olacağını ifade etti.
Esad hükümeti 8 Aralık 2024’te çökmüş; bu gelişme ülkede siyasi belirsizlik ve yerel güvenlik sorunlarının öne çıktığı kırılgan bir geçiş sürecini başlatmıştı.
Kilise saldırısı ve süren kaygılar
Pence, Haziran 2025’te 25 kişinin yaşamını yitirdiği kilise bombalamasını, Hristiyan toplulukların halen ciddi tehdit altında olduğunun göstergesi olarak değerlendirdi. Suriye’de Hristiyan nüfus, 2011’de başlayan iç savaş sonrası göç, şiddet ve ekonomik kriz nedeniyle önemli ölçüde azalmış durumda.
Pence’in açıklamaları sosyal medyada ve çeşitli platformlarda farklı tepkilerle karşılandı. Kürt aktivistler, azınlıkların korunmasına yönelik güçlü güvenlik önlemlerinin gerekliliği konusunda Pence’e destek verdi. Güvenlik uzmanları ise, IŞİD’in toprak hâkimiyetini kaybetmiş olmasına rağmen radikal ağların hâlâ aktif olduğu uyarısında bulundu.
Kürt güçlerin rolü ve merkezle gerilim
Pence, IŞİD’e karşı mücadelede Kürt liderliğindeki güçlerin rolüne de dikkat çekti. ABD ile yakın işbirliği içinde hareket eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG), IŞİD’e karşı operasyonlarda azınlıkların korunmasındaki rolü nedeniyle uluslararası kamuoyunda takdir toplamıştı.
Ancak kuzey Suriye’de, özellikle Halep çevresinde, yeni merkezi otoriteler ile Kürtler arasında kırılgan gerilim sürüyor. Özerklik talepleri ve ulusal güvenlik yapısına entegrasyon konusundaki anlaşmazlıkların, geçiş sürecini istikrarsızlaştırabileceği değerlendiriliyor.
“Uluslararası meşruiyetin anahtarı”
Pence’e göre, Şam’daki geçiş yönetimi diplomatik tanınma ve ekonomik rahatlama sağlamak istiyorsa, insan haklarına ve eşit vatandaşlık ilkesine açık bir bağlılık ortaya koymak zorunda.
“Din özgürlüğü ilk sınavdır” diyen Pence, önümüzdeki dönemin, Suriye’nin yeni liderliğinin hem iç siyasi dengeleri yönetme hem de azınlık topluluklarına Esad sonrası düzende haklarının korunacağına dair güvence verme kapasitesini göstereceğini belirtti.

