BIST 100
12.702,00 -0,71%
DOLAR
44,0673 0,06%
EURO
51,2507 -0,03%
GRAM ALTIN
7.268,06 -0,11%
FAİZ
40,19 4,50%
GÜMÜŞ GRAM
123,38 0,10%
BITCOIN
69.240,00 0,37%
GBP/TRY
59,2357 0,04%
EUR/USD
1,1624 -0,10%
BRENT
90,41 -8,64%
ÇEYREK ALTIN
11.883,28 -0,11%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
-2 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Sinan Çiftyürek: Rojava’nın, Rojhilat’ın ve Güney’in kaderi birbirinden kopuk değil

Sinan Çiftyürek: Rojava’nın, Rojhilat’ın ve Güney’in kaderi birbirinden kopuk değil

IMG_6924

ABD-İsrail ile İran savaşı dokuzuncu gününü geride bırakırken, çatışma yalnızca Tahran’la sınırlı kalmıyor.

Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı, MYK üyesi ve DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek’e göre savaşın gerçek ağırlık merkezlerinden biri Kürdistan coğrafyası. Çiftyürek, Rojhilat'daki (Doğu Kürdistan) parti birliğinden Türkiye’nin pozisyonuna, İran rejiminin stratejisinden Federal Kürdistan üzerindeki baskıya kadar geniş bir hatta dikkat çekiyor.

Ortadoğu yeni bir savaşın içinden geçiyor. Devam eden savaş esas 7 Ekim 2023’te Hamas’ın askeri kolunun İsrail’e saldırısıyla başladı ve ucu açık olarak devam ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırıları bölgedeki güç dengelerini sarsarken, savaşın cephe hattı da hızla genişliyor.

DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Rastî Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Filiz Deniz’e konuştu.

Çiftyürek'e göre savaşın yalnızca İran’ın geleceğiyle ilgili olmadığını, asıl kırılmanın Kürdistan başlığında düğümlendi.

“İran teokratik rejimi saldırılarının ana merkezlerinden biri Kürdistan’dır”

🔶ABD-İsrail’in İran’a dönük saldırıları sürüyor. Ancak sahadaki tablo, çatışmanın çok daha geniş bir hatta yayıldığını gösteriyor. Siz bu savaşın gerçek ağırlık merkezini nerede görüyorsunuz?

ABD-İsrail ile İran savaşı artık yalnızca İran’la sınırlı okunamaz. İsrail komşu ülkelere dönük saldırılar da yürütüyor. Ama saldırının esas ağırlık merkezlerinden biri Kürdistan’dır. Alınan bilgiler, basına yansıyan değerlendirmeler bunu gösteriyor. İran Devrim Muhafızları, batıda yani Doğu Kürdistan’ın kuzeyinden başlayıp Güney Kürdistan sınırına kadar uzanan hatta ciddi bir askeri yığınak yapmış durumda. Bu tesadüf değil. İran da biliyor, bölgesel aktörler de biliyor: Eğer rejim sarsılırsa ilk büyük kırılma Kürdistan hattında yaşanır. Bugün Kürdistan yalnızca bir coğrafya değil; savaşın askeri, siyasi ve tarihsel düğüm noktalarından biridir.

“İran savaşı yayarak maliyet üretmek istiyor ama cepheyi de büyütüyor”

🔶İran neden savaşı daha ilk günden bölgeye yayma yoluna girdi?

İran ilk günden savaşı bölgeye yayma stratejisi izledi. ABD üslerinin bulunduğu devletlere “Gördünüz mü, ABD-İsrail sizi koruyamıyor” mesajı vererek caydırıcılık ve kırılganlık yaratmak istiyor. Bir yandan da savaşı geniş coğrafyaya ve zamana yayarak karşı tarafın maliyetini artırmayı hedefliyor. Ama bu kolay değil. İran savaşı yayayım derken düşman cephesini de genişletiyor. Körfez ülkelerinin tepkilerinden sonra Fransa, İngiltere ve Almanya’nın ortak açıklamaları bunun göstergesidir. İran’ın füze ve İHA kapasitesine kaynağında müdahaleyi savunan çizgi güçleniyor.

Dolayısıyla İran teokratik rejiminin daha ilk günden Körfez ülkeleri, Kıbrıs, Umman dahil ABD üslerini hedef alması, tarihi Pers siyasetinin soğukkanlı derinliğinden de kopuk bir hamledir. Bu yalnızca Hamaney sonrası intikam hırsı değil, aynı zamanda kontrolsüz tepkilerin sonucudur. Sanki rejim “nasıl olsa yıkılacağım, benden sonra tufan” diyerek bütün bölgeyi ateşe veriyor.

“Bu savaş emperyalistler arası hegemonya savaşıdır”

🔶Bu savaşı nasıl tanımlıyorsunuz? İran’ı anti-emperyalist bir hat olarak görenlere katılıyor musunuz?

Hayır. Bu savaş, emperyalistler arası hegemonya savaşıdır. Bir tarafta emperyalist ABD-İsrail, öbür tarafta “mazlum ve anti-emperyalist direniş ekseni” diye sunulan İran yok. Bu, küresel emperyal güçlerle bölgesel emperyal güçlerin kendi çıkarlarını merkeze alan savaşıdır. İran’ın kendisi de emperyalisttir. İran’ın emperyalist karnesi yeni değil; çok daha eskilere, Pers/Ahameniş imparatorluğuna dayanır. Şii hilali üzerinden geniş bir havzaya kendi çıkarlarını, kendi kurallarını dayattı. Lübnan Hizbullahı’nı, Yemen’de Husileri desteklemeye devam ediyor.

Nasyonal Türk solunun görmek istemediği gerçek şu: İran, emperyal Şii hilaliyle geniş bölgeyi kıskaca alarak teokratik rejimi ihraç etme peşindeydi. Kısacası İran rejimi, ABD-İsrail karşısında desteklenemez. Tersi de doğrudur.

“Dış müdahaleyle demokrasi gelmez, ama rejimler yıkılabilir”

🔶Peki İran’da olası rejim değişikliği ne üretir? Dış müdahale demokrasi getirir mi?

Dışarıdan müdahalelerle rejimler değiştirilebilir ama demokrasi gelmez. Bunun sayısız örneği var. Taliban, Saddam, Esad… Dış saldırılar bazı rejimleri yıktı ama demokrasi getirmedi. Ama bu başka bir gerçeği ortadan kaldırmaz: Rejimler zayıflatılarak yıkılabilir. İran’da da böyle bir ihtimal vardır.

Teokratik rejim savunulamaz. Kırk yedi yıldır Kürt ve İran halklarından milyonları sürgün eden, yüz binleri gözaltına alıp tutuklayan, on binlerin idamından sorumlu olan bir rejimden söz ediyoruz. Öğrenciler “Hamaney katildir, hâkimiyeti iptaldir” diye slogan atıyor, kadınlar, gençler, işçiler bu rejimi artık taşımıyor. O nedenle bu rejim yaşayamaz. Bugün önümüzde duran mesele şu: İran ve Kürdistan halkları kendi demokratik alternatiflerini yaratabilecek mi? Ne teokratik rejim, ne şah rejiminin restorasyonu, ne de ABD-İsrail çıkarlarına göre kurulmuş bir ara formül çözüm olur.

“Doğu Kürdistan’daki birlik önemli, ama en büyük eksik İran çapında alternatifin olmaması”

🔶Doğu Kürdistanlı partilerin kısa sürede bir koalisyonda birleşmesi dikkat çekti. Önce beş, ardından altı parti ortak çerçeve açıkladı. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu değerlendiriyorum. Bu önemli bir adımdır.

Savaş başlamadan önce de bazı çabalar vardı. Ama savaş başlar başlamaz önce beş, sonra altı partinin ortaklaştığını ilan etmesi, artık parçalı bekleyiş döneminin bittiğini gösterdi. Ortaya koydukları çerçeve nettir: İran’a demokrasi, Kürdistan’a özerklik. Bunu Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı olarak da okuyabilirsiniz.

Kısa sürede bir araya gelmeleri önemlidir. Güney Kürdistan’la ilişkilerinin olumlu olması da önemlidir. Federal Kürdistan da bu süreçte risk alarak, doğrudan savaşı salık vermese bile, Doğu Kürdistanlı partiler bir pozisyon aldığında yanlarında duracağını göstermiştir. Ama zayıf nokta da var. En büyük kaygı şudur: İran genelinde rejime alternatif demokratik bir cephe ya da iktidar seçeneği hâlâ şekillenmiş değil. Kürdistan ayağında bir program var, bir birlik var. Fakat İran genelinde demokrasi ayağı henüz güçlü değil. Bu şekillenmezse, Kürtler olası savaşta yalnız kalabilir. O zaman Tahran bütün askeri gücüyle Kürdistan’a yönelir.

Bir diğer eksik diplomasi alanıdır. Doğu Kürdistan partileri uluslararası diplomatik faaliyete daha erken, daha güçlü yüklenebilirdi. Federal Kürdistan’ın diplomatik kanallarıyla Avrupa ve uluslararası kamuoyu nezdinde daha güçlü bir hazırlık yapılabilirdi.

“Sömürgeci rejimler ‘İran ne olacak’ değil, ‘Doğu Kürdistan ne olacak’ diye bakıyor”

🔶Siz özellikle Doğu Kürdistan başlığının öne çıktığını söylüyorsunuz. Neden?

Çünkü sömürgeci rejimler “İran ne olacak” diye düşünürken asıl Doğu Kürdistan’a odaklanıyor ve fiili tedbir alıyor. Başta Türkiye olmak üzere sömürgeci rejimler “Doğu Kürdistan ne olacak, burada da özerklik ya da federasyon kurulursa ne olacak?” sorusuna yanıt arıyor. Hatta İran ve Türkiye, muhtemel bir federal Kürdistan adımına karşı şimdiden ortak tedbir alıyorlar.

Büyük bir savaş içinde, var olma yok olma eşiğinde olmasına rağmen İran Devrim Muhafızları askeri gücünü Kürdistan’a kaydırıyor. Çünkü mollalar şunu düşünüyor: Doğu Kürdistan bu süreçte özerk yapıya kavuşursa İran parçalanır. Korkuları teokratik rejimlerinden çok İran devletinin geleceğidir.

Fars ırkçı milliyetçiliğinin aklı şöyle çalışıyor: “Mevcut rejim yıkılır, yeni rejimle İran yoluna devam eder. Ama Kürdistan federal yapıya ulaşırsa gelecekte İran’ın parçalanmasının yolu bugünden döşenmiş olur.” İşte bu nedenle Kürt halkının özerk yapıya ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar.

🔶İran’ın askeri yığınağı da, üs saldırıları da bu korkunun bir sonucu mu? Bu korkunun sahadaki karşılığı nedir?

Doğu Kürdistanlı beş Kürt partisinin ittifak açıklaması ve altı maddelik Acil Eylem Planı etrafında anlaştıklarını kamuoyuna açıklamalarının ardından İran rejimi hem içeride Kürt kentlerine askeri yığınak yaptı hem de Kürdistan Federal Bölgesi’nde Kürt partilerinin üslerine yönelik saldırıları artırdı. Bu doğrudan siyasi bir mesajdır. İran rejimi, savaş sürerken bile asıl tehdidi Doğu Kürdistan’da görüyor.

🔶Türkiye’nin pozisyonunu nasıl görüyorsunuz? Ankara bu tabloya neden bu kadar sert bakıyor?

Türkiye’nin kaygısı A örgütü ya da B örgütü değil. Esas mesele Kürtlerin herhangi bir parçada statü sahibi olup olmamasıdır. Önce Güney Kürdistan’daki bağımsızlık referandumuna karşı çıktı. Sonra Rojava’nın statüsüzleştirilmesine oynadı. Şimdi de Doğu Kürdistan’da benzer bir ihtimalin önünü kesmeye çalışıyor.

Türkiye’nin derdi “terör” söylemiyle sunulsa da esas korku statüdür. Rojava, Federal Kürdistan ve şimdi Doğu Kürdistan aynı bütünün parçaları olarak görülüyor. Ankara’nın temel hesabı da bunu engellemektir. Üstelik Türkiye, İran’ın çok ağır darbe almasını da tam anlamıyla istemez. Çünkü İran zayıfladığında altından çıkacak en büyük başlıklardan biri yine Kürdistan meselesidir. Türkiye’yi İran’ın birliğine yönlendiren şey de budur; tıpkı Irak’ın ve Suriye’nin birliğine yönlendiren şeyin Kürdistan meselesi olması gibi.

🔶Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, İran’daki Kürt grupların ortaklaşmasına ilişkin açıklamasını nasıl okuyorsunuz?

Orada da aynı tehdit algısı var. Fidan, farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını gördüklerini söyledi. “Yakından takip ediyoruz, analiz ediyoruz” dedi. Bu cümlelerin tamamı, Ankara’nın Doğu Kürdistan’daki olası federal ya da özerk gelişmeyi İran hükümetiyle aynı tehdit kategorisinde gördüğünü ortaya koyuyor. Sınırdaki pratik hazırlıklar da bununla bağlantılı.

🔶 Federal Kürdistan yönetimi savaş boyunca temkinli bir çizgi izledi. Bu tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Federal Kürdistan çok zor bir durumda. Açık konuşalım, üç parçanın da yükünü çekiyor. Yıllardır Kuzey’in, Rojava’nın ve şimdi giderek Doğu Kürdistan’ın basıncını hissediyor. Bu yüzden izledikleri temkinli çizgi doğrudur. Ama şu unutulmamalı: Eğer İran rejimi bu haliyle ayakta kalırsa, elinde ne kalmış olursa olsun, dönüp öfkesini en çok Kürdistan’a yöneltecektir. Sadece Federal Bölge’ye değil, Doğu Kürdistan’a da. Çünkü bütün sömürgeci devletlerde olduğu gibi İran’ın da en zayıf ve en tedirgin olduğu alan Kürt meselesidir.

Bu süreçte Federal Kürdistan’ın rolü önemlidir ve korunmalıdır. PDK ve YNK Pêşmergesi'nin ulusal ordu çatısında birleşmesi çok önemlidir. Dün Rojava için, bugün Rojhilat nedeniyle Federal Kürdistan Bölgesi tehdit altındadır.

“Rojava’nın, Rojhılat’ın ve Güney’in kaderi birbirinden kopuk değil”

🔶Kürt siyaseti açısından bu tabloda en hayati başlık nedir?

Ulusal birlik; "Rojava, Rojhilat, Kürdistan yek welat e” şiarının yarattığı büyük ulusal birlik dalgası bütün parçalar için geçerlidir. Her parça öncelikle ulusal birlik adımlarını atarak sürece hazır olmalıdır. Dün dört parça Kürdistan ve diaspora gözünü kulağını Rojava’nın statüsüne çevirmişti. Bugün aynı göz, aynı kulak Doğu Kürdistan’dadır. Birlik sağlanırsa, uluslararası destek örgütlenirse, Kürt halkı kendi gücüne güvenirse, tarihsel bir eşik açılabilir.

“Savaşın muhtemel sonucu yalnız İran’ı değil, bütün bölgeyi değiştirecek”

🔶Bu savaşın muhtemel sonuçları sizce neler olacak?

ABD-İsrail bloku İran rejiminin nükleer programını, balistik füze sistemlerini ve askeri kapasitesini bölge için tehdit olmaktan çıkarmayı hedefliyor. Bu artık yalnızca ABD-İsrail’in değil, Batı bloku ve bölge ülkelerinin de ortak hedefi haline gelmiş durumda. İran’ın silahlanmasının sınırlandırılmak istendiği açık. Teokratik rejim değişmese bile artık bu haliyle yoluna devam edemez. İran halklarının savaş sürecinde ya da ardından rejimi yıkma ihtimali büyüktür.

Körfez ülkeleri, Batı bloku tarafından yeterince korunmadıklarını görseler de yine daha fazla Batı’ya yaklaşacaklar. Lübnan Hizbullahı’nın silahsızlandırılması gündemdedir. Savaş erken bitmezse başta İran ekonomisi olmak üzere bölgesel ve küresel ekonomi üzerinde ağır sonuçlar doğuracaktır.

“Ne teokratik rejim ne de Şah monarşisi; gerçekçi seçenek federal çözüm”

🔶Bölgede oluşan konumlanmaya baktığınızda nasıl bir siyasi çıkış görüyorsunuz?

Doğu Kürdistanlı partilerin yayınladığı Acil Eylem Planı hem Kürdistan hem de İran geneli açısından kapsayıcıdır. Riskleri ve fırsatları gören dengeli bir içeriktir. Korunmalıdır. “İran’a demokrasi, Kürdistan’a özerklik” diyebileceğimiz federal çözüm hem Kürdistan hem bütün İran halkları için çıkış yolunu gösteriyor. Halkların, kadınların, gençlerin, inançların özgürleştiği; Kürt halkının kendi kaderini tayin ettiği, ne teokratik rejime ne de Şah monarşisine dönen federal bir İran hedefi gerçekçidir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?