
Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletinde bu Pazar sandıklar kurulacak. Alman ekonomisinin kalbi sayılan eyalette yarış, anketlere göre iki aday arasında nefes nefese: Muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) genç adayı Manuel Hagel ve Yeşiller'in deneyimli ismi Cem Özdemir.
1994'ten bu yana federal siyasetin içinde yer alan, Tarım Bakanlığı ve ardından Eğitim ve Araştırma Bakanlığı görevlerini aynı anda üstlenen Özdemir, şimdi kariyerinin en kritik eşiğinde.
Yeşiller'in birinci çıkması hâlinde Almanya tarihinde ilk kez Türkiye kökenli bir siyasetçi bir eyaletin başbakanı olacak. Anketlere göre bu uzak bir ihtimal değil.
Cem Özdemir eyalet başkenti Stuttgart'taki Yeşiller parti merkezinde DW Türkçe'ye konuştu.
Göçmen bir ailenin çocuğundan siyasetin zirvesine
Özdemir, seçim yarışını anlatırkan önce ailesinin Almanya'ya geliş hikâyesine dönüyor. Annesi İstanbul'dan, babası Tokat'tan gelmiş:
"Annem babamdan bağımsız Almanya'ya geldi. O dönem için alışılmadık bir durumdu. Bad Urach'ta tanıştılar, ben de 1965'te orada doğdum. İlkokulda karnem berbattı. Meslek eğitimi aldım, sonra yüksekokulu bitirdim. Yani klasik bir işçi ailesi çocuğunun mücadele dolu hikâyesi. Ama bu süreç bana şunu öğretti: Eğer fırsat verilirse herkes yolunu bulabilir."
Siyasete ilgisi ise okul temsilciliğiyle başlamış. Gençlik yıllarında kapatılmak istenen yerel tren hattı için yürüttükleri kampanya da onun için bir dönüm noktası olmuş:
"Herkes 'bu tren bir daha çalışmaz' diyordu. Ama biz birkaç genç bir araya geldik, basını yanımıza aldık, insanları ikna ettik. Bugün o tren hem çalışıyor hem elektrikli. Bu bana demokraside birkaç kişinin bile gidişatı değiştirebileceğini gösterdi."
Özdemir, siyasete çevre politikasıyla girdiğini belirterek devam ediyor. Ancak 90'larda göçmen kökeni, istemeden de olsa onu siyasetin başka bir tartışma alanına çekmiş:
"Ben göçmen politikasıyla siyasete girmedim. Ama sorular hep oraya yöneldi" diyen Özdemir, "Yabancı kökenli olmam siyasi bir konu hâline geldi. Oysa ben çevre politikasıyla ilgileniyordum. Yine de bu durum beni yıldırmadı, aksine daha çok çalışmam gerektiğini gösterdi" diye sözlerini sürdürüyor.
Bugün ise farklı topluluklardan aldığı destek, onun için en büyük motivasyon kaynaklarından biri:
"Buradaki Süryani cemaatinin dualarına beni dâhil etmesi beni çok duygulandırdı. Benim ve eşim için Pazar günü dua ettiklerini söyledi cemaat liderleri. Kosovalı gençlerle buluşuyorum, Yunan cemaatinden davet alıyorum. Bu toplumun tüm renkleriyle bağ kurmak benim için büyük bir onur."
"Erdoğan destekçileri bana karşıysa demek ki iyi şeyler yapıyorum"
Özdemir, Almanya'daki Türk toplumunun bir bölümünün Ankara'nın otoriter eğilimlerinden etkilendiğini de dile getiriyor:
"Aşırı milliyetçiler ve aşırı dindar kesim bana karşı kampanya yürütüyor. Bu beni üzmüyor; tam tersine doğru yolda olduğumu gösteriyor. Eğer Trump, Putin, Erdoğan destekçileri bana karşıysa demek ki bir şeyleri doğru yapıyorum."
Almanya'da AKP'ye yakın olmayan kesimlerin kendilerini güvende hissetmesi gerektiğini dee özellikle vurguluyor ve ekliyor:
"Burada kim olursa olsun güvencemiz altındadır: Alevi, Kürt, gayrimüslim. Onlara yönelik bir saldırıyı bize yapılmış sayarız. Türkiye'de farklı düşünenleri hapse atıyorlar ama burada böyle bir zihniyete asla izin vermeyiz."
"Türkiye Ankara'dan ibaret değil"
Başbakan seçilmesi halinde Türkiye ile ilişkilerin nasıl olacağını soruyoruz. Bu konuda yetkinin büyük ölçüde federal hükümette olduğunu hatırlatıyor. Ancak ekonomik bağların güçlü olduğunu vurguluyor:
"Baden-Württemberg sermayesi Türkiye'de çok aktif. Burada yaşayan Türkiye kökenli insanlar da toplumumuzun bir parçası. Türkiye sadece Ankara'dan ibaret değil; çok renkli bir mozaik. Biz o mozaiğe yakınız."
Türkiye'ye uzun süredir gitmediğini, seçimlerden sonra çocuklarıyla birlikte gitmek istediğini de ekliyor:
"Çok yakın dostlar, arkadaşlar var. Akrabalar bekliyor, çocuklar da niye gitmiyoruz diye kızıyor. İnşallah seçimlerden sonra bir fırsatım olur."
Aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, seçimlerin en kritik başlıklarından biri. Baden Württemberg'te üçüncü parti olmaları bekleniyor. Son anket sonuçlarına göre oyları yüzde 20'den 18'lere indi.
Özdemir AfD'nin yükselişini yalnızca siyasi bir tehdit olarak değil, toplumsal bir tehlike olarak gördüğünü belirterek "AfD yöneticileri Putin'e, Trump'a yakın ama bu ülkenin anayasasına değil. Onlarla ittifak kurmak liberal demokrasiyi küçültür, aşırı sağı büyütür. Bunu Avusturya'da gördük, başka ülkelerde de gördük. Aşırı sağla işbirliği yapan her zaman kaybeder" diyor.
Ancak seçmenlerle yöneticiler arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguluyor:
"AfD'ye oy veren herkes aşırı sağcı değil. Kendisini duyulmamış hisseden insanlar var. Onlara 'sizi görüyorum, sizi dinliyorum' demek bizim görevimiz. Ama insan onurunu hedef alan söylemler olduğunda beni her zaman karşılarında bulurlar."
"Ekonomik sorunlarımız partiler üstü"
Berlin'e baktığında gördüğü tabloyu "ortak sorunlar" olarak tanımlıyor. ABD'nin ek gümrük vergileri, Çin rekabeti, Rus gazının kesilmesi. Tüm bunların Alman ekonomisini sarstığını söylüyor:
"Trump hükümetinin getirdiği ek vergiler, gümrük vergileri bizi çok sert etkiliyor. Çünkü bizim ekonomimiz, sanayimiz ihracat üzerine kurulmuş. Tabii eyaletin burada imkânları sınırsız değil, şüphesiz. Dolayısıyla bizim burada yapabildiğimiz ancak otomotiv sektörüyle birlikte, işçilerle birlikte ortak hareket edip elimizden geleni yapıp buradaki imkânları düzeltmek, yani bürokrasiyi azaltmak, altyapıyı düzeltmek, yani mümkün olduğu kadar rekabet şartlarını düzeltmek."
Almanya'da eyelat sistemi olduğu için federal hükümete ve hatta Avrupa Birliği'ne ihtiyaç duyulduğuna da dikkat çekiyor:
"Ancak birlikte otomotiv sektörünü ileriye taşıyabiliriz. Çünkü Çin'den gelen arabalar daha ucuz. Çin sert bir rakibimiz artık. Dolayısıyla elimizi çabuk tutmak mecburiyetindeyiz, otomotiv sektörünü ileriki kuşaklara taşımak istiyorsak eğer. Onun ötesinde savunmadan, sağlık sektöründen, uzaydan, birçok alanda Baden-Württemberg'deki ekonomi oldukça iyi gidiyor."
"İran halkı demokrasi istiyor"
Cem Özdemir, İran savaşıyla yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmede bulundu. İran'daki siyasi çalkantıları değerlendirirken halkın demokrasi talebinin altını çiziyor:
"İran halkı demokrasiyi hak ediyor. Çok eski bir kültür, özgürlük isteyen bir toplum. Keşke diktatörlükten kurtulabilseler. Ama dış müdahalelerin demokrasi getirme niyeti her zaman samimi olmuyor. Yine de insanların cesareti umut veriyor."
Özdemir'in anketlerde öne çıkmasında neler belirleyici oldu?
Cem Özdemir'in federal düzeyde bakanlık yapmış deneyimli bir siyasetçi olması ve eyaletle güçlü bağları, seçmen nezdinde tanınırlığını artırıyor. Özdemir'in Ekim 2024'te açıkladığı adaylığının ardından Yeşiller, yılın başındaki düşük seviyelerden toparlanarak CDU ile başa baş bir seviyeye yaklaşmış durumda.
Parti içinde merkez seçmeni tutmayı hedefleyen pragmatik çizgisi, iki dönemdir Başbakanlık yapan kendi partisinden Winfried Kretschmann döneminde Yeşiller'e yönelen geniş seçmen kitlesini koruma çabası olarak değerlendiriliyor. Özdemir'in bürokrasiyi azaltma ve iş dünyasına yönelik adımlar atma vaadi de sanayi ağırlıklı eyalette ekonomik güvenlik arayışındaki seçmenlere hitap ediyor.
7 milyon 700 bin seçmen sandık başına gidecek
Baden-Württemberg seçimleri Almanya'da bu yıl yapılacak beş eyalet seçiminin ilki olacak. Seçmenler yaklaşık 11,5 milyon nüfuslu eyalette bu seçimde ilk kez iki oy kullanacak. Alman seçim sistemine göre birinci oy seçim çevresi adayına, ikinci oy ise partilerin eyalet listelerine verilecek.
Partilerin parlamentoya girebilmesi için eyalet genelinde geçerli oyların en az yüzde 5'ini alması gerekiyor. Bu seçimde bir diğer ilk ise oy kullanma yaşının 18'den 16’ya düşürülmesi. Böylece yaklaşık 650 bin genç seçmen ilk kez sandığa gidecek. Toplam seçmen sayısının 7,7 milyonla rekor seviyeye ulaşması bekleniyor.
Eyalet parlamentosu en az 120 sandalyeden oluşuyor. Ancak oy dağılımı son rakamı belirliyor. Mevcut dönemde sayı 154. Seçime 21 parti eyalet listeleriyle katılıyor. Toplam bin 184 aday yarışıyor. Bunların 390'ı kadın, 4'ü ise "divers" olarak kaydedildi. Yaklaşık 11 bin 570 seçim bölgesinde oy kullanılacak. Bunların 7 bin 900'ü sandık, 3 bin 700'ü ise mektupla oy kullanma bölgelerinden oluşuyor. Ayrıca 271 seçim bölgesi temsilî istatistik için seçildi. Bu seçimle birlikte eyalet parlamentosu 18. kez yenilenecek.
Bu haber olduğu gibi DW’den alınmıştı

