BIST 100
13.943,87 -0,95%
DOLAR
47,3391 0,16%
EURO
53,8477 0,01%
GRAM ALTIN
6.168,06 0,22%
FAİZ
42,31 -0,35%
GÜMÜŞ GRAM
88,60 1,07%
BITCOIN
64.334,00 0,08%
GBP/TRY
63,1184 0,07%
EUR/USD
1,1370 -0,06%
BRENT
96,78 -3,88%
ÇEYREK ALTIN
10.084,77 0,22%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
24 °

Şahap Eraslan: Sır

IMG_6976

“Dostuna yarasını gösterir gibi.” Ahmet Arif

Bazen en sıradan sır bile, saklana saklana kıymetlenir. Çünkü sırların değeri çoğu zaman hakikatlerinden değil, üzerlerine örülen sessizlikten gelir. Bir şey yalnızca önemli olduğu için saklanmaz; bazen saklandığı için önemli hâle gelir. Üzerine konuşulmadıkça, açığa çıkarılmadıkça, başkalarının bakışından korundukça kendi etrafında görünmez bir ağırlık oluşturur.

Sır, çoğu zaman içeriğinden çok saklanma biçimiyle değer kazanır. Belki de değer, saklanan şeyin kendisinde değil, saklama eyleminin kurduğu bağdadır. İki kişi arasında paylaşılan sıradan bir sır bile, onları birbirine bağlayan görünmez bir ipliğe dönüşebilir. Bu iplik bazen ortak bir hafızanın, bazen güvenin, bazen de suç ortaklığının işaretidir. O yüzden sır, yalnızca gizlenen bir bilgi değil; iki insan arasında kurulan sessiz bir anlaşmadır.

Ama burada başka bir soru belirir: Sırın saklanması, onu gerçekten değerli mi kılar, yoksa onu taşıyan kişiyi mi özel hissettirir? Çünkü bir sırrı bilmek, çoğu zaman insanı ayrıcalıklı bir konuma yerleştirir. Başkalarının bilmediği bir şeyi bilmek, kişiye görünmez bir güç duygusu verebilir. Sır, bu anlamda yalnızca gizlenen şey değil, aynı zamanda taşıyanın kendilik duygusunu besleyen bir nesneye dönüşür.

Yine de her sır kıymetlenerek saklanmaz. Bazı sırlar saklandıkça ağırlaşır. İnsan onları taşıdıkça hafiflemez; tersine ezilir. Sessizlik bazen koruyucu bir örtü değil, insanın üzerine kapanan kalın bir yük olur. O zaman “sır kıymetlenir” demek yeterli olmaz. Belki de bazı sırlar değer kazanmaz; yalnızca yük biriktirir. Saklandıkça hazineye değil, insanın içinde taşımak zorunda kaldığı karanlık bir ağırlığa dönüşür.

Fakat bazı sırlar vardır ki, onları saklamak yalnızca bir bilgiyi gizlemek değildir; insanın kendisini, onurunu ve benliğini korumasıdır. Bazen bir sırrı saklamak, yalnızca arkadaşlarını, yoldaşlarını ya da başkalarının hayatını korumak anlamına gelmez. İşkence altında susan insan, aynı zamanda kendi kişiliğini de korur. Çünkü işkencenin amacı yalnızca bilgi almak değildir; insanı kendi iradesine yabancılaştırmak, onu kendisine ihanet ettirmektir.

Bu yüzden direnmek, yalnızca sessiz kalmak değildir; benliğini teslim etmemektir. Her susuş, işkenceyi uygulayanın mutlak iktidarına karşı söylenmiş bir “hayır”dır. Bu anlamda sır saklamak, edilgen bir suskunluk değil, aktif bir direniş biçimine dönüşür. İşkenceci bedeni ezebilir, acı verebilir, insanı en savunmasız hâline getirebilir; fakat iradeyi teslim alamadığı anda yenilir.

Bazen insan, hiçbir şey söylemeyerek kazanır. Çünkü bazı susuşlar boşluk değil, direniştir. Bazı sırlar saklandıkça yalnızca ağırlaşmaz; insanın içinde kalan son özgürlük alanına dönüşür.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?