
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, komisyonda kabul edilen ortak rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, Kürt sorununun mevcut güvenlikçi dil ve yaklaşımlarla çözülemediğini belirterek, raporun hayata geçirilmesi için acil yasal düzenleme çağrısında bulundu. DEM Parti adına konuşan Doğan, raporda “terör” merkezli ifadelerin sürmesini eleştirirken, Meclis iradesinin önemine vurgu yaptı; anadil hakkı ve Kürtçe’nin kamusal alanda kullanımına yönelik adımların eksikliğine dikkat çekti. Doğan ayrıca süreçte Devlet Bahçeli’nin çağrıları ile Abdullah Öcalan’ın mesajlarının etkili olduğunu ifade ederek, tüm siyasi partilere sorumluluk çağrısı yaptı.
'Meclis'in iradesi önemli'
Ortak raporun son aşamasına gelindiğini ifade eden Doğan, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile Meclis'in ortaya koyduğu irade önemli. Hiç konuşamadığımız konuları konuştuk. Siyasi partiler bir arada masada çözüm yolu aradı. DEM Parti olarak bu partilere müteşekkiriz. Sırtımızda yumurta küfesi taşımanın sorumluluğu ile bu günlere geldik. Hiçbir şey kolay olmadı. Partimiz her türlü çabayı gösterdi ve göstermeye devam edecek" dedi.
'Raporda eskinin dili var'
Uyarılarının bir bölümünün raporda yer aldığını bir bölümünün ise görüşülmediğini belirten Doğan şöyle konuştu: "Hakikati söyleyen herkesin hatırası mıh gibi aklımızda olacak. Tokalaşma süreciyle başlayan Devlet Bahçeli'nin ezber bozan çağrıları oldu. Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, silahların bırakılması bu sürece ivme kazandırdı. Artık ilk aşama tamamlandı ikinci aşamanın başlangıcı oldu bu rapor. Raporun hayata geçmesi için biran önce yasal düzenlemeler için harekete geçilmesi gerekiyor. Gönül isterdi ki tüm üyeler 'evet' desin. TİP de EMEP de imza versin. Bu komisyonu güçlendirecek zaman dilimindeyiz. Öte yandan gördük ki, raporda eskinin dili var. Değişen bölge dinamiklerini değerlendirmeden raporu ele almak hepimizi zorlayabilir. 'Terörsüz Türkiye' , 'terör belası' , 'terör örgütü' gibi tanımlamalar yerine yeni yaklaşımlar olmalıydı. Kürt sorunu yıllardır bu dille çözülemedi. Buna itirazımızı komisyonda ifade ettik. Biz süreci, 'Barış ve Demokratik Toplum Süreci' olarak tanımlıyoruz."
'Geçmiş kalıplardan kurtulmalı'
"Kürt-Türk kardeşliği dar kalıplara sapmaz deniyor raporda öyleyse neden bu dar kalıplarla ifade ediliyor" sorusunu soran Doğan, "Cumhuriyetin ikinci yüzyılında geçmiş yüz yılının kalıplarından kurtulmalıyız. Anadil hakkı başta olmak üzere kimliklere dayalı kısma gelecek olursak, Kürtçe'nin kamusal alanda kullanılmasına dair elbette ileride adımlar atılmalı. Raporda anadil hakkının da olmamasını da eleştiriyoruz" dedi.

