
Almanya’nın zengin eyaletlerinden Baden-Württemberg’de aşırı sağcı AfD oylarını yüzde 18,8’e çıkararak tarihinin en yüksek batı sonucuna ulaştı. Seçimlerin galibi Yeşiller ve Cem Özdemir olsa da sonuçlar AfD’nin artık yalnızca doğuda değil ülke genelinde kök saldığını gösteriyor.
Almanya’nın güneybatısındaki Baden-Württemberg’de geçen pazar yapılan eyalet meclisi seçimleri, Yeşiller’in zaferi ve Cem Özdemir’in Almanya tarihinde Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı olmaya hak kazanmasıyla öne çıktı.
Ancak seçimlerin Alman siyaseti açısından bir diğer kritik sonucu, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8’e çıkarması oldu. Parti böylece bir batı eyaletinde şimdiye kadar ulaştığı en yüksek oy oranını elde etti.
Seçim gecesi konuşan AfD Eş Genel Başkanı Tino Chrupalla sonucu “Bu akşamın kazananı biziz” sözleriyle değerlendirdi. Baden-Württemberg’de partinin başbakan adayı olan Markus Frohnmaier de benzer bir tablo çizerek sonuçlardan memnuniyet duyduklarını açıkladı.
Almanya’nın en zengin bölgelerinden biri
AfD’nin yükselişi, ekonomik açıdan güçlü bir eyalette gerçekleşmesi nedeniyle Berlin’de ayrıca dikkatle izleniyor.
Mercedes-Benz, Porsche, SAP ve Bosch gibi küresel şirketlerin merkezlerinin bulunduğu Baden-Württemberg, Almanya’nın en yüksek gelirli bölgeleri arasında yer alıyor. Güçlü sanayi, yüksek ücretler ve yerel yönetimlere kadar uzanan vergi gelirleriyle tanınan eyalette AfD’nin yakaladığı bu sonuç, partinin artık yalnızca doğu eyaletlerine sıkışmadığını gösteriyor.
Alman iç istihbaratı tarafından “aşırı sağ şüpheli vaka” olarak sınıflandırılan parti, seçim kampanyasını göç karşıtı söylem ve kitlesel sınır dışı çağrıları üzerine kurdu.
Otomotiv sektörünün güçlü olduğu eyalette AfD, çevreci motor teknolojilerini savunan partileri “ekonomiye ihanet”le suçladı; klasik içten yanmalı motorları savundu ve iklim krizinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığı görüşüne karşı çıktı.
İşçi oyları AfD’ye yöneldi
Seçim sonuçlarının dikkat çeken bir diğer boyutu, işçi sınıfından gelen güçlü destek oldu. Kamuoyu araştırma kuruluşu infratest-dimap’ın analizine göre eyaletteki işçilerin yüzde 37’si AfD’ye oy verdi.
Uzmanlara göre otomotiv ve sanayide yaşanan dönüşüm, iş kaybı korkusu ve ekonomik belirsizlik özellikle mavi yakalı seçmenin aşırı sağa yönelmesinde etkili.
Hohenheim Üniversitesi’nden iletişim bilimci Frank Brettschneider, AfD seçmeninin dünyadaki gelişmelere daha karamsar baktığını belirterek “Mevcut durumu diğer seçmenlere göre çok daha olumsuz görüyorlar. ‘Eskiden her şey daha iyiydi’ düşüncesi AfD seçmeni arasında yaygın” değerlendirmesinde bulundu.
Parti ayrıca sandığa normalde gitmeyen seçmenlerden yaklaşık 200 bin oy toplamayı başardı.
Hedef: Berlin’de iktidar
Baden-Württemberg’deki yükselişe rağmen AfD’nin eyalette yüzde 25 hedefini yakalayamaması dikkat çekti. Partinin stratejik hedefi ise eyalet hükümetlerine girmekten çok federal düzeyde güç kazanmak.
AfD yönetimi uzun vadede eş genel başkan Alice Weidel’i Almanya’nın başbakanı yapmayı hedefliyor.
Ancak parti bu hedefe giden yolda iç sorunlarla da karşı karşıya. Şubat ayında patlak veren kayırmacılık tartışmaları AfD’yi sarsmış durumda. Bazı milletvekillerinin akraba ve yakınlarını parlamento grubu bürolarında çalıştırdığı ortaya çıkmıştı.
Yasal açıdan suç teşkil etmese de bu uygulama, kendisini “eski partilerden farklı” olarak sunan AfD’nin tabanında ciddi rahatsızlık yarattı.
Parti içinde sert tartışmalar
AfD içindeki radikal kanat ise parti yönetimine daha sert bir ideolojik çizgi dayatıyor. Bu çevreler yalnızca seçim başarısıyla yetinilmemesi, Almanya’da köklü bir siyasal dönüşüm gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Seçim gecesi bile partiye yakın medya organlarında yönetime yönelik sert eleştiriler dile getirildi. Eski milletvekillerinden Armin-Paul Hampel, aşırı sağcı bir internet yayınında “Artık aparatçiklerimiz var” diyerek parti yönetimini koltuk hesapları yapmakla suçladı.
Seçimin kazananı Yeşiller
Tüm bu tabloya rağmen Baden-Württemberg seçimlerinin birinci partisi Yeşiller oldu.
Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına yükselmesi Almanya siyaseti açısından tarihî bir dönüm noktası olarak görülüyor. AfD ise güçlü oy artışına rağmen parlamentoda muhalefet sıralarında kalmaya devam edecek.
Ancak Baden-Württemberg sonucu, Alman siyasetinde önemli bir gerçeği bir kez daha ortaya koydu: AfD artık yalnızca doğunun protesto partisi değil, ülke genelinde kalıcı bir siyasal aktör olma iddiasını güçlendiriyor.
Kaynak: DW

