
Diyarbakır Bağlar’a bağlı Tavşantepe köyünde 8 yaşındaki Narin Güran’ın 21 Ağustos 2024 tarihinde öldürülmesiyle ilgili davada; Narin’in annesi, ağabeyi ve amcasının cinayetin müşterek failleri ilan edildiği ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nce onanan kararla ilgili tartışmalar devam ediyor.
Halk TV’den İsmail Saymaz, bugünkü (27 Nisan) yazısında Tavşantepe köyündeki izlenimlerini ve Narin’in babası Arif Güran ile Narin’in kuzeni Devran Güran’la mülakatını yazdı.
Arif Güran, ailesinin jandarma ekiplerince işkence gördüğünü anlattı. Narin cinayetinin müşterek faillerinden olduğu suçlamasıyla hüküm giyen amca Salim Güran’ın oğlu olan Devran Güran, kendisinin ve annesi Melek Güran’ın da jandarmada işkence gördüğünü söyledi. Savcılık, Narin cinayetiyle ilgili soruşturmada Devran Güran ile Melek Güran hakkında takipsizlik vermişti. Saymaz’ın köşesinde yayınladığı mülakat şöyle:
Nevzat Bahtiyar, 17 yıl hapis cezası aldı. Bu karara ilişkin yorumunuz nedir?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç yerinde olsaydı, Nevzat Bahtiyar beraat edilecekti. 17 yıl bile verilmeyecekti. Çünkü olayı kararttılar, aileye yüklemeye çalıştılar.
Size göre cinayetin tek faili var: Nevzat Bahtiyar. Onun ifadeleriyle eşiniz, kardeşiniz ve oğlunuz cinayetten hüküm giydi. Fakat Bahtiyar, yardımdan ceza aldı.
Ailemin yargılaması adliye koridorlarında olmadı.
Nerede oldu?
Sosyal medyada oldu. Sosyal medyada ceza verildi. Nevzat’a 4.5 yıl ceza verildiği zaman sosyal medyada herkes bağırdı. “En azından 20 yıl verin.” Bugün 17 yıl ceza çıktı. Demek ki ne oluyor? Mahkeme aileme sosyal medya üzerinden ceza kesti.
Size göre Narin nasıl öldürüldü?
Kızım patikayı aşamadı. Nevzo, kızımı ahırda boğdu. Cinayet olayı Nevzo’nun ahırıdır.
Yokuş yukarı çıkmadı.
Asla!
Bu eve gelmedi.
Asla!
Anneyi, amcayı, ağabeyi görmedi. Yokuşta Nevzat tarafından durduruldu ve ahıra…
Hakime yalvardım. Dedim, “Senin ayağının altını öpüyorum.” Devletin keşif çıkaracak parası mı yok?” Devletin gücünü herkes biliyor. Devlet bir dağa çökse o dağ yok oluyor. Devlet nasıl keşif çıkaramaz? Resmen yalvardım. Gel gelelim ki taleplerimizin hiçbirini kabul etmediler.
En temel talebiniz ne?
Keşifti.
Keşiften ne anlamalıyız?
Nevzat, yalan konuşuyor.
Nerede keşif yapılsın, ne yapılmasını istiyorsunuz?
Benim delilimle değil. Bu adamın ifadesine göre keşif çıkarılsın.
Nerede yapılsın?
Önce okuldan benim evime keşif yapsınlar.
Yokuşu çıksın yani.
Yokuşu çıksın. Nevzat, aşağı insin. Eğertutmaz deresi kenarına gitsin. Ondan sonra, şu an devletin resmi kamerasında belli olan bazı dakikalar vardır. Ondan sonra okulun oradan Nevzo’nun evine, patikanın yarısından Nevzo’nun ahırına ve oradan da Eğertutmaz’a bir keşif tutsunlar. Bakalım hangi senaryo tutuyor.
Bu keşif ne sonuç koyar?
Nevzat’ın oğlu, hanımı, kızı evde. Bunlar biliyor birşeyler. Bilse ki ailesi gidiyor, ötecek. Bu sefer ne yaptığını anlatacak.
Siz şöyle diyorsunuz: Dosyada iki rapor var. Biri, daraltılmış baz raporu. Bu rapora göre amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes, o saatte evinizin civarındaydı. Bahtiyar da bölgedeydi. Ulusal Kriminal Büro ise görüntüleri inceleyerek, Narin’in patikayı tırmanıp evinize geldiğini iddia ediyor. Diyorsunuz ki “Keşif yapılırsa raporların gerçeği ortaya koymadığı ortaya çıkar.” Doğru mu anlıyorum?
Aynen öyledir.
Keşif talebiniz neden kabul edilmedi?
Çünkü olayın ikinci gününden sonra aile üzerinde bir senaryo kurmaya başladılar. Nevzat’ın ifadelerine göre, olayın iskeletini değiştirdiler. İlk başta mezarlık, sonra parke yolu, ondan sonra evin önü, tepe… JASAT (Jandarma Suç Araştırma Timi) ekibi kendilerini kurtarmak, koltuklarından olmamak için sekiz yaşındaki çocuğun vebalini aldı.
Başka bir talebiniz var mı?
Bu kelimeyi söylediğim zaman ruhum gidiyor. Canım gidiyor. Her söylediğimde ölüp diriliyorum. Bu vahşi benim kızıma birşey yaptı. Eğer PSA varsa bu vahşi benim kızıma bir şey yaptı. Ama gel gelelim ki, mahkemede (Dönemin Diyarbakır Baro Başkanı) Nahit Eren’in açıklaması beynimi kurcaladı. “Dereye gömüldüğü için ne geldiği belli olmayan cisimler yapışmış olabilir” diye savunma yaptı.
(PSA, prostatın ürettiği bir protein ve erkeklerde görülüyor. Narin’in iç çamaşırında PSA görülmesi şu ihtimali akla getiriyor: Narin’e cinsel saldırı olmuş olabilir.)
Yani bir PSA verisi var, bu belli yaşta erkeklerde yer alabilecek bir…
Aynen öyle. Benim kızımı kadın yaptılar ya! Ve bunu söyleyen baro başkanı. Diyarbakır Barosu, şerefli barodur. Tahir Elçi, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, Sur olayları olmaması için çok büyük mücadele eden bir insandı. Maalesef onu da…
Bir PSA verisi var, Narin’de bulunan. Bu şu ihtimali de akla getiriyor: Narin’e cinsel saldırı da olmuş olabilir. Olmuşsa eğer ancak bu verinin üzerine gidilebilse öğrenilebilirdi. Bu araştırılmadı. Siz bunun da araştırılmasını istiyorsunuz.
Aynen öyle. Kelime boğazımdan çıkmıyor. Bu konu konuşulduğu zaman konuşamıyorum. Allah bırakmasın.
Avukat Mustafa Demir: Daraltılmış bazla ilgili yeni bir rapor alınmasını, telefon imaj kayıtlarının bağımsız bilirkişiye yollanıp incelenmesini istedik. Nevzat’ın telefonunda formatlama var. O kolluğun dinlenmesini istedik.
Telefonu sıfırlanmaya çalışılmış.
Evet. Bu, Nevzat’a soruldu, “Anlamıyorum, birileri yapmışsa yapmıştır” dedi. Salim’in telefonu da kollukta siliniyor.
Davanın yeniden görülmesini istiyorsunuz.
Narin’in gözü açıktır. Narin’in ruhu şad olmadı. Yalan haberler, yalan tutanaklar… Bugüne kadar medyada söyledikleri ne varsa, hepsi yalan. Toplum kandırıldı. Toplumun gerçekten Narin dosyasına sahip çıkması lazım.
Hukuken ne olması lazım?
Devletin kanunu neyse biz onu istiyoruz. Özel ekip kurulduğu zaman o insanlara bir şey dedirtebilme gücümüz var mı? Asla.
Ancak mahkeme kararını Yargıtay onadı. Niye böyle oldu?
Yargıtay’ın verdiği karar akıl tutulması. Nevzat diyor ki “İçeri girdim, kızı evden aldım.” Yargıtay diyor ki “Hayır içeri girmemiş.” Herkes senaryo çiziyor. Mahkemenin kararına mı inanayım? İstinafın verdiği şerhe mi inanayım? Yargıtay’ın senaryo üreterek verdiği karara mı inanayım? Kime inanayım? Nasıl inanayım?
Sizin hakkınızda iddialar ortaya atıldı. Kontrgerilla, Hizbullah, aile çok zengin… Ne diyorsunuz?
9-10 kardeşiz. Dedelerimizden kalma adam başı 60 dönüm arazimiz var. 15 yıl önce yaptığım tek katlı bir evim var. Şu an arabam yok. İkinci konu; kontrgerilla, Hizbullah… Allah için, köyde kimse namaz kılmıyor ya! Bir namaz kılan var, kaynanam, o da DEM Partilidir. Bazen sosyal medya gümbür gümbür saldırıyor. “Ya” diyorum, “Bu insanlar bizden mi bahsediyor?” Biz darda olanlara el uzatan insanlarız. Çevremizde kavga olduğu zaman büyüklerimiz kavgayı bitirmeyene kadar kalkmayan insanlardı. İnsanlar nasıl bu ithamla bizden bahsediyor? Ailemiz çevresi olan bir aile. Mesela, Batman’da akrabaların taziye ve düğünlerine giden benim. Mardin Derik tarafına abimle kardeşim Barış gider. Salim muhtar, Diyarbakır Çarıklı’ya, kendi bölgemize…
Şimdi kendimizi yediğimiz nokta, ya bu insanlar bizi tanıyordu ya! Yedi yabancı insanlar bizi tanımamış olabilir. Medyaya inanmış olabilirler. Bir gün kimse kapımızı açmıyor. Toplasan 50 insan, soran var ya da yok. Herkes sırtını döndü.
Çocuklar işsiz mi, okula gidemiyor mu?
Okul yok, çalışma da yok.
Tamamen çiftçilik.
Çiftçilik de yok, o gücümüz de yok.
Niye yok?
Para yok, ekemiyoruz. Şu an yüzde elliye icara (kiraya) verdik. İcara alan yok. Gelecek sene 11. aya kadar kimin elinde ne varsa onunla idare edecek. Sosyal hayat bitmiş, aile, gençler bu şekilde.
Eşinizin, kardeşinizin, oğlunuzun durumu nasıl?
Yüksel ve Enes, Erzincan’da. Salim, Erzurum’da. Yüksel, çok kötü. Psikolojik hapı kullanmak istemiyordu. Çünkü uyumuyor, aklını kaçıracak bir şeye geldi. Her hafta gidiyoruz. Bugün bir ailenin insana güvenmesi bile büyük bir direniştir. İlk başta “İddianameyi gör de ondan sonra konuş Arif” denilmesi ve ben iki ay cezaevine gitmediğim için onları biraz fazla şeye koymuştur.
Etkilendiniz.
“İddianameyi gör, sen göreceksin katilleri.”
Öyle mi dediler size?
Tabii, aynı bu şekil.
Siz de beklediniz.
Yorum yapmadım, hiçbir televizyon programına çıkmadım. İki ay iddianameyi bekledim. Baktım ki köydeki dedikoduyu iddianame yapmışlar. Dedim “Bunlar yalan atıyor.” Üçünün görüşüne de gittim. Kumpas olduğuna yüzde yüz eminim. Bir insan ailesini bildikten sonra isterse dünya karşısında olsun.
Söyleşiden önce jandarmada ailenize işkence uygulandığını iddia ettiniz. Ne oldu, anlatır mısınız?
İkinci kattaydım. Salim’in eşi Melek ile oğlu Devran’ın işkencesi benim yan odamda oldu. Sesler o kadar şiddetliydi ki…
Ne yaptılar size Devran?
Devran Güran: Bekleme odasındaydım. Gelip beni aldı JASAT. E. Yarbay, isim de söyleyeceğim. “Annesinin yanına götürün” dedi. “Annen konuşmuyor” dedi. Yukarı götürdü, annemi gördüm. Dördü anneme yumrukla tekme vuruyor.
Gözünün önünde mi oldu?
Devran Güran: Gözümün önünde. Beni yere yatırdılar, annemin gözü önünde bana vuruyorlar sopayla. Annem diyor “Oğluma vurmayın.” Diyorlar, “Söyleyeceksin.” Annem diyor “Vallahi bir şey bilmiyorum.” Kerpeteni ağzıma atıyor, annemin gözü önünde. Diyor ki “Konuşuyorsan konuş, konuşmuyorsan çocuğunun dişlerini çekeceğim.” Annem diyor “Bir şey bilmiyoruz.” Vuruyorlar, su döküyorlar. Sekiz saat boyunca işkence yaptılar.
Arif Güran: Bu şekil Yüksel’e de işkence yaptılar, yengeme de. Gözümle gördüm. Sürüklüyorlardı.
Devran Güran: Anlatamıyorum, çocuklar var. Koridorda yengemi yerde çekiyorlar. Yapan da H. Astsubay. Dediler ki “Amcan iki kardeşini öldürmüş, yetiş eve.” “Ya” dedim “Amcam böyle bir şey yapmaz, delisiniz nesiniz!” Çok baskı yaptılar karakolda bize.
Yüksel Hanım’a da eziyet ettiler, öyle mi?
Eziyet ettiler.
Avukat Mustafa Demir: Çok işkence yaptılar Yüksel’e. Enes’in dişlerini çektiler.
Arif Güran: Kerpetenle iki dişini çektiler. Aile bireylerini işkenceden geçirdiler. Kimse bize inanmadı. Biz baroya koştuk, dedik baro işkenceye karşı, onlar bile bize sahip çıkmadı. Dedi “Yalan konuşuyorsunuz.” Dedik “Ya gidin cezaevinde insanların haline bakın. İnsanları paramparça etmişler.” Yine inanmadılar. Kıyametin ne olduğunu bilmiyorum ama gerçekten biz kıyameti gördük.
Adalet nöbetiniz ne kadar sürecek?
Kızımın hakkı yerde kalmayana kadar devam edecek. Durmayacağım, susmayacağım. Hakim ve savcılara dedim. “Beni öldürseniz de hapse tıksanız da kızımın hakkı için mücadeleme devam edeceğim. Bu insanların suçsuz olduğu bellidir. Bugün, o anneye yaşatılanlara kim sebepse onun vebalini alacak. Bu kimseye kalmaz.

