
“Sabah erkenden bizi, muhtemelen Sovyetler tarafından Mahabad'ın filizlenen ordusu için bir karargâh olarak kullanılmış bir binaya götürdüler. Duvarları Sovyet propagandası ve Sovyet liderlerinin resimleriyle kaplıydı. Qazî Mihemed'in ofisine alındığımızda; onu masasının arkasında, büyük bir Kürdistan haritasının yanında otururken bulduk. Eski bir İran er üniforması içinde, solgun ve çilekeş yüzünü çevreleyen seyrek favorileriyle kısa boylu, vakur görünümlü bir adamdı. Daha sonra bize ciddi bir mide rahatsızlığı olduğunu ve yoğurt dışında pek bir şey yemediğini söyledi. Kim olduğumuzu ve görevimizin mahiyetini açıkladıktan sonra eline bir parça kâğıt aldı ve belirgin ama kısık bir sesle, mistik gözleriyle ara sıra bize bakarak Farsça hazırlanmış bir konuşma okudu. Konuşma; Kürtlerin uğradığı baskıları, ulusal özlemlerini ve özgürlük seven halkların -özellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nin- savaşın uğruna verildiği ilkelere uygun olarak Kürtlerin özgürlüklerini ve insan haklarını elde etmelerine yardımcı olma gerekliliğini özetliyordu.
Şöyle cevap verdim: 'Amerika Birleşik Devletleri her zaman tüm halkların özgürlüğünü ve insan haklarından serbestçe yararlanmasını savunmuştur. Bu idealin bir gün tüm dünyada gerçekleşmesini umuyoruz. Kürdistan'da Kürtlerin durumunu incelemek ve hükümetimize rapor vermek için geldik; durumlarının iyileştiğini, Kürtlerin sadece bir tiranlığı diğeriyle değiştirmediğini umuyoruz.'
Qazî Mihemed şöyle dedi: 'Hükümetim altındaki bölgelerdeki tüm insanlar istediklerini söylemekte ve yazmakta özgürdür.' 'Bunun böyle olduğunu kendim de gördüm,' diye cevap verdim. 'Demokrat Azerbaycan'da insanların sadece Tebriz ve Moskova radyolarını dinlemelerine izin verilirken, dün gece sokakta hem Londra hem de Ankara yayınlarını duydum.' Qazî, 'Kürtler yardım eden herkesten yardımı kabul etmek zorundadır ancak kimsenin tahakkümünü kabul etmeyecektir,' dedi ve devamla şöyle konuştu: 'Potsdam Konferansı'nda Üç Büyükler'e şikâyetlerimizi içeren bir dilekçe sunduk ama İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri bizi görmezden geldi.'
Atlantik Bildirgesi'ne atıfta bulunarak, ABD'nin geri kalmışlıklarını aşmalarına yardım etmesini umduğunu belirtti. Qazî, 'Kürtler olağanüstü bir şey istemiyor, sadece tüm insanlığın ayrıcalığı olan aynı doğal hakları ve özgürlükleri istiyor,' dedi. BM'nin Kürt durumunu dikkate alması gerektiğini ve en azından ilgili devletleri özerk bölgeler kurmaya zorlayabileceğini ekledi.”
ABD başkanlarından Theodore Roosevelt'in torunu ve CIA görevlisi Archibald Roosevelt (Archie Roosevelt olarak da bilinir), 1988’de yayımlanan “Bilgi Tutkusu İçin: Bir İstihbarat Subayının Anıları” kitabının 21. Bölümü’nde, “Mahabad Kürt Cumhuriyeti” başlığıyla; Kürdistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Qazî Mihemed ile karşılaşmasını ve sohbetini bu sözlerle anlatmıştı.
Archibald Roosevelt, ömrü sadece 330 gün süren Kürdistan Cumhuriyeti’nin kurulduğu Rojhilat (Doğu Kürdistan)’ın Mahabad kentini 15 ve 16 Eylül 1946 tarihlerinde ziyaret eden dört ABD’li arasındaki tek devlet yetkilisiydi. Mart 1946 ile Şubat 1947 tarihleri arasında Tahran'da Askeri Ataşe Yardımcısı iken Roosevelt; bölgedeki siyasi oluşumları, özellikle de Sovyet faaliyetlerini ve siyasi gelişmeleri takip ederek raporlamıştı.
Mahabad’daki ikinci gününde, yani 16 Eylül 1946’da Amerikalı Roosevelt, sabah saatlerinde cumhuriyetin matbaasını ziyaret ederek basılan yayınlara göz atar ve bazılarını yanında götürmeye karar verir. Öğle saatlerinde ise yine Qazî Mihemed’in ofisine uğrar. Roosevelt’in anılarından öğrendiğimize göre, elindeki yayınları gören Qazî Mihemed ona dönerek şöyle der: “Amerika Birleşik Devletleri'nin Kürdistan hakkındaki her şeyi bilmesini istediğim için yayınlarımızın kopyalarını almanıza memnun olurum. Saklayacak hiçbir şeyimiz yok.”
Roosevelt kentten ayrılmadan önce yenen yemeğin ardından kendisine kavun ikram edilir ve Kürt cumhuriyetinin mütevazı binasında o meşhur fotoğraf karesi tam da o an kaydedilir. Bu kare, sadece bir misafirperverlik anı değil; Mahabad’ın dünya siyasetinin devasa çarkları arasında sıkışmış mağrur duruşunu belgeleyen en canlı tanıklıklardan biri olarak tarihe geçecekti.
Stratejik sessizlik: Washington’un Mahabad dosyası
22 Ocak 1946'da her ne kadar Sovyetlerin desteğiyle kurulmuş olsa da Kürdistan Cumhuriyeti, dönemin belgelerinde ve diplomatik yazışmalarında ABD ve İngiltere ile temas kurmaya çalışarak “tanınma arayışı” içindedir. Qazî Mihemed ve Kürt yönetimi, Batılı güçlerin desteğini alabilmek için hem Birleşmiş Milletler'e (BM) hem de doğrudan ABD ve İngiliz yetkililerine çeşitli mektuplar, muhtıralar ve çağrılar göndermişti. Ancak ABD ve İngiltere’ye göre Mahabad’daki bu oluşum, Sovyetler Birliği'nin bir “uydu devlet” girişimiydi ve bu nedenle Kürdistan Cumhuriyeti’ne hiçbir zaman diplomatik bir meşruiyet tanımadılar.
ABD o dönemde Truman Doktrini'ne giden süreçte, Sovyetlerin Ortadoğu’daki nüfuzunu kırmayı hedefliyordu; öncelik ise Tahran hükümetinin kontrolü sağlaması ve petrol sahalarının güvenliğiydi. Mahabad’da tarih sahnesine çıkan Kürt iradesi; İran’ın parçalanması ve Sovyetlerin Basra Körfezi’ne inme stratejisinin bir parçası olarak algılanıyordu. Bundan dolayı dönemin ABD Tahran Büyükelçisi George V. Allen, İran ordusunun Mahabad ve Azerbaycan Halk Hükümeti üzerine yürümesini açıkça desteklemişti.
Halbuki Qazî Mihemed, ABD’nin “demokrasi ve halkların kendi kaderini tayin hakkı” (self-determinasyon) söylemlerine güvenerek doğrudan ABD Başkanı Truman'a ve Dışişleri Bakanlığı'na hitaben mesajlar iletmişti. Mektuplarda Kürtlerin komünist veya Sovyet "kuklası" olmadığı, sadece insani ve demokratik hak taleplerinde bulundukları vurgulanmıştı.
Mahabad yönetiminin sunduğu diplomatik tekliflerin Washington’daki yankıları, dönemin resmi devlet kayıtlarında tüm ayrıntılarıyla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle FRUS (1946) belgeleri, Mahabad’ın bu diplomatik manevralarının Washington’da nasıl bir “stratejik sessizlikle” karşılandığını kanıtlar niteliktedir. Lakin Truman yönetimi tarafından diplomatik bir muhataplık tesis edilmemesi adına Kürtlerin temel hak talepleri resmen yanıtsız bırakılmıştı.
ABD'nin bu mesafeli ve reddiyeci tavrı, 12 Ekim 1946 tarihli “SWN–4818” sayılı “Çok Gizli” (Top Secret) memorandum ile stratejik bir doktrine dönüşmüştü. Dışişleri, Savaş ve Deniz Kuvvetleri Koordinasyon Komitesi (SWNCC) tarafından hazırlanan bu belge, Kürdistan ve Azerbaycan’daki otonom hareketleri doğrudan “Sovyet yayılmacılığının bir aracı” olarak kodlamış; İran'ın toprak bütünlüğünün ne pahasına olursa olsun korunmasını ABD'nin ulusal güvenlik önceliği haline getirmiştir. Bu belgenin 3. maddesinin b bendinde tam olarak şöyle denilmektedir:
“İran’ın kuzeybatısı ile Irak’ın kuzeyindeki bitişik bölgeleri de kapsayabilecek, Sovyet hâkimiyetindeki özerk bir Kürt devletinin kurulması; varlığını SSCB’ye borçlu olan ve dolayısıyla Sovyetlerin güçlü etkisinde bulunan, bu nedenle de Yakın ve Orta Doğu’da anlaşmazlık, muhalefet ve isyan yaratmak için SSCB’nin istekli bir aracı haline gelmesi muhtemel bir devleti bölgeye sokarak ABD’nin stratejik çıkarlarını olumsuz etkileyecektir. Böyle bir devletin sınırları büyük olasılıkla Kerkük bölgesindeki İngiliz petrol kaynaklarını da kapsayacaktır. Bu durumda, Irak’ın bu petrol kaynaklarının kullanımı karşılığında İngiltere’den elde ettiği gelir, yeni kurulan Kürt devletine geçecektir. Böyle bir durum muhtemelen mevcut Irak hükümetinin dağılmasına ve ardından Batı demokrasileri yerine SSCB’ye yönelen yeni bir hükümetin ortaya çıkabileceği kaotik bir duruma yol açacaktır. Irak, Basra Körfezi'nin başına kadar uzanıyor ve Abadan petrol rafineleri pratikte Irak sınırında yer aldığından, bölgedeki stratejik kaynaklarımız tehlikeye girecektir.”
CIA’nın Tahran’daki istihbarat subayı Archibald Roosevelt’e dönersek; o, Mahabad gezisinden o kadar etkilenmişti ki İran devletinin düzmece bir yargılama sonucu 23 Ocak 1947’de Qazî Mihemed ve arkadaşlarını ölüm cezasına çarptırmasına kızmış ve üstü olan Büyükelçi George Allen’ı Şah ile aracılık yapması için ikna etmişti. Roosevelt şöyle demişti: “Eğer onlar infaz edilirse, her taraftaki Kürt milliyetçiler tarafından dehşetle karşılanan bir hareketi yapan taraf olarak sayılırız.”
ABD Büyükelçisi Allen ile görüşen Şah Muhammed Rıza Pehlevî küstahça, “Onları vurduracağımdan mı korkuyorsunuz? Eğer öyleyse kafanız rahat olabilir, çünkü böyle yapmayacağım” demişti. Ancak Şah, Tahran’daki ABD’li görevlilere verdiği sözü, İran devlet geleneğine has biçimde hiçe sayacaktı. Dört aydan fazladır tutuklu olan Qazî Mihemed, kardeşi Sadıq Qazî ve kuzeni Sefer Qazî; sabaha karşı saat üç sularında, askeri bir kamyonete bindirilerek getirildikleri Çarçıra Meydanı’nda, Mahabad daha derin uykusundayken idam sehpasında asıldılar.
İşte bu şekilde kayıtlara geçti, Rojhilat’ın kadim şehri Mahabad’da filizlenen cumhuriyet ile ABD’nin ilişkileri… Bu yazıyı hazırlarken ister istemez son yüzyılda ABD’nin Kürdistan’ın bütün parçalarıyla ilişkisini de arşivlerde ve kitaplarda taradım. Mele Mistefa Barzani’nin; Beyaz Saray’ın mimarlığında Güney Kürdistan devrimini yenilgiye uğratan 1975 Cezayir Anlaşması’ndan iki yıl sonra, 1977’de dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a yazdığı mektup karşıma çıktı.
76 yıllık ömrüne Mahabad da dâhil uzun soluklu bir mücadele sığdıran Mele Mistefa; hareketini yalnız bırakarak İran-Irak kıskacında ezilmesine yol açan ABD’nin bizzat kendi topraklarında, 1 Mart 1979’daki vefatından iki yıl önce yazdığı o mektupta, hem ABD hem de Kürdistan tarihine şu notu düşüyordu:
“Askeri olarak düşmanlarımıza yenilmedik. Biz dostlarımız tarafından öldürüldük. Tüm halklar için demokrasi, özgürlük, doğruluk ve onur gibi deklare edilmiş temel ilkeleri bulan ABD gibi büyük bir ulus, Kürt yıkılışındaki rolünden sonra başını dik tutabilir mi?”
Kaynaklar:
- Archibald Roosevelt Jr., For Lust of Knowing: Memoirs of an Intelligence Officer, Little, Brown and Company, 1988.
- Jonathan C. Randal, Bunca Bilgiden Sonra Ne Bağışlaması? Kürdistan İzlenimlerim, Avesta Yayınları, 1998.
- Chris Kutschera, Kürt Ulusal Hareketi, Avesta Yayınları, 2001.
- ABD Dışişleri Bakanlığı Belgeleri (1946). Foreign Relations of the United States (FRUS), 1946, The Near East and Africa, Volume VII. (Ed. Caspar H. Nannes).


