
ABD Güney Komutanlığı, Doğu Pasifik ve Karayipler’de “uyuşturucu kaçakçılığı” iddiasıyla hedef alınan üç teknede toplam 11 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Açıklama, X üzerinden paylaşıldı; görüntülerde biri yüksek süratte ilerleyen teknelere ateş açıldığı görülüyor.
Eylül ayından bu yana sürdürülen operasyonlarda 140’tan fazla kişinin öldürüldüğü, onlarca teknenin imha edildiği belirtiliyor. Yönetim, bu müdahaleleri “uyuşturucu teröristlerine karşı savaş” olarak tanımlıyor. Ancak hedef alınan kişilerin kaçakçılıkla bağlantısına dair kamuoyuna açık, somut kanıt sunulmuş değil. Uluslararası hukuk çevreleri, doğrudan silahlı çatışma zemini olmaksızın gerçekleştirilen bu saldırıların yargısız infaz niteliği taşıyabileceği görüşünde.
Washington’un bölgeye yoğun deniz gücü yığması, yalnızca kaçakçılıkla mücadele başlığıyla sınırlı değil. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu hedef alan Karakas operasyonu ve petrol tankerlerine el koyma adımları, gerilimi tırmandırdı.
Öte yandan filonun amiral gemisi olan USS Gerald R. Ford uçak gemisi ve taarruz grubu, Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündemde tuttuğu Ortadoğu’ya kaydırıldı.
Böylece Washington aynı anda iki cephede güç gösterisi yapıyor: Latin Amerika açıklarında hukuk tartışmalı operasyonlar, Ortadoğu’da ise açık askeri tehdit. Bu tablo, küresel güvenlik mimarisinde yeni ve daha sert bir döneme işaret ediyor.

