
Dünya ve Kürt kamuoyu, ABD ve İsrail’in dün sabah İran’a başlattığı saldırılarda ölen İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i konuşuyor. Humeyni’nin ardından Molla rejimini 37 yıl boyunca yöneten Hamaney isminin; aslında bir Kürt lidere yönelik gerçekleştirilen suikastın kod adı olarak da kullanıldığını pek kimse bilmiyor.
17 Eylül 1992 gecesi Berlin’in batısındaki Wilmersdorf ilçesinde bulunan Mykonos Restoranı’nda patlayan silahlar; sadece Kürdistan Demokrat Partisi-İran (PDK-İ) Genel Sekreteri Dr. Sadıq Şerefkendî ve üç arkadaşı Fettah Ebduli, Nouri Dehkordi ve Hümayun Erdelan’ın hayatını sonlandırmakla kalmadı; aynı zamanda uluslararası hukukta İran İslam Cumhuriyeti için "devlet terörü" kavramının tescillendiği tarihi bir sürecin fitilini ateşledi.
“Mykonos Tuzağı” adıyla yayımlanan kitabımda; 6 ülkede gerçekleştirdiğim 16 yüz yüze görüşme ve 4 bin sayfayı aşan mahkeme kararı, soruşturma dosyası ve gazete kupürleri aracılığıyla bu suikastın arka planını ve hazırlanış sürecini araştırdım. Rojhilat halkının özgürlük mücadelesine ciddi bir darbe vuran bu suikastın, bizzat İran rejiminin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in emriyle gerçekleştiğini ayrıntılarıyla okuyucuyla paylaştım.
Hamaney’in, Kürt siyasetinin 20. yüzyıldaki en önemli figürlerinden Dr. Şerefkendî için altına imza attığı “ölüm fermanı”, İran istihbaratının bu suikast için özel olarak bir araya getirdiği ekip için o kadar önemliydi ki; bu cinayet emrinin Tahran-Bonn arasındaki iletişim ağında “Faryad Bozorg Alavi” ismiyle kodlanacağı ortaya çıkacaktı.
İran devlet güçleri, PDK-İ’nin genel sekreter düzeyinde Sosyalist Enternasyonal Kongresi'ne katılacağından emindi ve Berlin’deki program açıklandığı anda harekete geçti. Bunun için 1991 yazında, İran Enformasyon ve Güvenlik Bakanlığı (VEVAK), Kürdistan’dan sorumlu en deneyimli istihbarat yetkilisini Almanya’ya gönderdi. Bu isim, Mohammad Hadi Moghadam idi.
Moghadam’ın bu göreve seçilmesi tesadüf değildi. VEVAK’ta Kürdistan masasında görev yapıyor, 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren Kürt muhalefetine karşı yürütülen operasyonlarda aktif roller üstleniyordu. Bu nedenle Berlin suikastını planlama görevinin de kendisine verilmesi beklenen bir durumdu.
Hamaney’in emriyle özel ekip devrede
Nitekim Moghadam, PDK-İ lideri Dr. Qasimlo’nun Viyana’da öldürülmesinden önce de benzer bir rol oynamıştı. Dr. Qasimlo’nun “müzakere masasında” öldürülmesi fikri doğrudan ona aitti: “Biz Dr. Qasimlo’ya kolay kolay ulaşamayız; onunla diyalog başlatıp görüşmeye çağıralım” diyerek, 13 Temmuz 1989 tarihli suikastın altyapısını hazırlamıştı. Moghadam; Dr. Qasimlo’nun ardından PDK-İ’nin Genel Sekreteri olan Dr. Sadiq Şerefkendî için de harekete geçecekti.
Moghadam, Almanya’daki faaliyetlerini gizlemek amacıyla Samsam Kala adlı paravan şirketin “ticaret direktörü” kimliğine büründü. Kâğıt üzerinde İran ile Almanya arasında ticaret yapan bu şirket, VEVAK’ın Avrupa’daki örtülü operasyonları için kullanılıyordu.
Almanya’da üç ay kalan Moghadam, bu sürede kimi İranlı-Kürt muhalif çevrelerle temasa geçerek istihbarat topladı. Ancak görüştüğü kişilerin kimlikleri bugün hâlâ Mykonos dosyasının en karanlık sırları arasında yer almaktadır. Moghadam’ın gerçek kimliği ise hiçbir zaman tam olarak ortaya çıkmadı.
Almanya’daki görevinin ardından Moghadam, hazırladığı raporu İstihbarat Bakanlığı aracılığıyla Özel İşler Komitesi’ne iletti. İran Anayasası’nda resmi olarak yer almayan bu yapı, Ayetullah Humeyni’nin ölümünden sonra kurulmuştu. Kritik devlet meselelerinde karar alma yetkisine sahip olan komitenin başkanlığını, yeni dini lider Ayetullah Ali Hamaney yürütüyordu.
Mykonos suikastının gerçekleştirildiği dönemde, orijinal adı “Komitey-e Omour-e Vizheh” olan komitenin Hamaney dışındaki daimi üyeleri şunlardı: Ekber Haşimi Rafsancani (Cumhurbaşkanı), Ali Fellahiyan (İstihbarat Bakanı), Ali Ekber Velayeti (Dışişleri Bakanı), Muhammed Rey Şehri (eski İstihbarat Bakanı), Muhsin Rezai (Devrim Muhafızları Komutanı), Rıza Seyf Ellahi (Emniyet Kuvvetleri Bilgi Koruma Komutanı) ve Ebu'l-Kasım Hızali (Koruyucu Konsey üyesi).
Dr. Qasimlo’yu Humeyni’nin 40. ölüm gününde katlettiler
Siyasi suikastların planlanması, onaylanması ve koordinasyonu bu komitenin sorumluluğundaydı. Bilinçli olarak İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Humeyni’nin ölümünün 40. gününe denk getirilen Dr. Qasimlo’ya yönelik Viyana suikastı da komitenin ilk icraatlarından biri olarak kayıtlara geçti. Avusturya makamlarının olayla ilgili kapsamlı ve etkin bir soruşturma yürütmemesi İran rejimini daha da cesaretlendirdi ve böylece Avrupa genelinde siyasi cinayetler peşi sıra geldi.
1989’dan sonraki iki yıl içinde çok sayıda isim benzer yöntemlerle hedef alındı. 1990 Nisan’ında İsviçre’de insan hakları savunucusu Dr. Kazem Rajavi’nin aracıyla evine dönerken makineli tüfeklerle öldürülmesi ve 1991 Ağustos’unda İran’ın son başbakanı Şapur Bahtiyar’ın Paris yakınlarındaki evinde bıçaklanarak infaz edilmesi, Avrupa’da en çok yankı uyandıran cinayetlerdi.
Tüm cinayetler Hamaney’in başkanlığındaki Özel İşler Komitesi’nin onayından sonra VEVAK’a bağlı Özel Operasyonlar Birimi (orijinal ismi “Şoray-e Amaliyat-e Vizheh”) tarafından hayata geçirilmişti.
Dr. Şerefkendî’yi hedef alan “Mykonos Tuzağı”na dönersek; Berlin suikastı için de benzer bir süreç izlendi. Moghadam’ın keşif raporunun ardından Özel İşler Komitesi, 1992 başlarında operasyonu yürütmek üzere doğrudan İstihbarat Bakanı Ali Fallahiyan’ı görevlendirdi ve suikast için düğmeye basıldı.
Mykonos suikastı için hazırlıkların yürütüldüğü süreçte İran devleti, geliştirilen özel bir parola sistemi devreye soktu. Bu sistem, sahadaki ajanların yerel bağlantılara erişimini kolaylaştırmak için kullanılıyor; aynı zamanda operasyonun “kod adı” işlevi görüyordu.
Koda adı: Şii Rehberin Çağrısı
Türkçeye “Şii Rehberin Çağrısı” biçiminde çevrilebilecek bu kod, 1992 yazında Bonn’daki İran Büyükelçiliği’nin görüşmelerini dinleyen Alman dış istihbarat servisi BND tarafından kayda alındı. Ancak o dönemde kodun gerçek anlamı çözülemedi.
Bunun nedeni, “Bozorg Alavi” ifadesinin, uzun yıllar Doğu Almanya’da yaşamış ve Humeyni rejimine yakınlığıyla bilinen aynı isimli İranlı bir yazar ile özdeşleştirilmesiydi. Bu nedenle BND raporlarında bu ifade yalnızca “Bozorg Alavi’nin Çağrısı” olarak yer aldı.
Parolanın asıl anlamı da, “Mykonos Tuzağı”nını diğer bazı eksik parçaları gibi ancak mahkeme ve soruşturma günlerinde açığa çıktı. “Faryad Bozorg Alavi” kodu, Ayetullah Ali Hamaney’e gönderme yapıyordu. Parolanın anlamı; “Berlin suikastının gerçekleştirilmesi doğrudan Hamaney’in çağrısı ve dileğidir” şeklindeydi.
Başka bir deyişle; bu parolayla saldırının, İran’ın en üst düzey dini ve siyasi otoritesinin bilgisi ve onayıyla gerçekleştirileceği ima ediliyordu. Bu, aynı zamanda Berlin’e gönderilen tetikçiler için Hamaney’in özel dileğini gizleyen çok özel bir mesajdı…
Fotoğraf: Suikasttan iki gün önce; 15 Eylül 1992 günü Sosyalist Enternasyonal’in açılış kokteylinde çekilen bu fotoğrafın yayınlanmasına, dönemin YNK Almanya Temsilcisi Salah Reşid ilk kez “Mykonos Tuzağı” kitabı için izin verdi.
Fotoğraftakiler (soldan sağa): Salah Reşid, Dr. Şerefkendî, Fettah Ebduli ve Nouri Dehkordi.


