
Ortadoğu’da tırmanan bölgesel savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini felç etmesi, ekonomisi neredeyse tamamen ham petrol ihracatına bağımlı olan Irak’ı iflasın eşiğine getirdi. Şubat ayında patlak veren ABD-İsrail-İran çatışmaları nedeniyle Basra Körfezi üzerinden yapılan sevkiyatlar durma noktasına gelirken, petrol gelirlerinde yaşanan yüzde 84’lük rekor düşüş kamu çalışanlarının maaş ödemelerini tehlikeye attı.
Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) verilerine göre, savaş öncesi Ocak ayında 6,4 milyar dolar olan petrol geliri, Nisan ayında sert bir çakılmayla 1,08 milyar dolara kadar geriledi. Mevcut gelir, ülkenin sadece memur maaşlarını ödemek için her ay ihtiyaç duyduğu 7,4 trilyon dinarlık (yaklaşık 5,6 milyar dolar) bütçenin çok altında kalıyor. Bağdat’taki kaynaklar, finansal uçurum nedeniyle Haziran ayı memur ve emekli maaşlarının günlerce gecikebileceğini aktarıyor.
Masadaki Seçenekler: Rezervler ve Borçlanma
Irak Parlamentosu Maliye Komisyonu Üyesi Cemal Koçer, hükümetin krizi aşmak için Merkez Bankası’nın döviz rezervlerine müdahale etmeyi ya da piyasaya yüzde 15’e varan yüksek faizli tahviller sürerek acil borçlanmaya gitmeyi planladığını belirtti. Bağdat yönetimi ayrıca, nakit krizini hafifletmek adına kamu yatırımlarını şirketlere işletme hakkı devri (musataha) yöntemiyle devredecek milyarlarca dolarlık yeni bir yatırım fonu kurmayı tartışıyor. Ancak analistler, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka kalkmadığı sürece bu önlemlerin derinleşen yapısal krize yalnızca geçici bir pansuman olabileceği konusunda hemfikir.

