BIST 100
14.734,50 -0,63%
DOLAR
46,4409 -0,01%
EURO
53,2878 0,14%
GRAM ALTIN
6.205,50 -1,30%
FAİZ
41,03 -0,22%
GÜMÜŞ GRAM
96,80 -1,39%
BITCOIN
64.161,00 0,48%
GBP/TRY
61,4938 0,27%
EUR/USD
1,1471 0,11%
BRENT
80,57 0,90%
ÇEYREK ALTIN
10.145,99 -1,30%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
16 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Hadi Cin: Dünya örnekleri üzerinden, “Yeni çözüm süreci” 2

Hadi Cin: Dünya örnekleri üzerinden, “Yeni çözüm süreci” 2

IMG_9178
  • FARC (KOLOMBİYA DEVRİMCİ SİLAHLI GÜÇLERİ)

Kolombiya örneği, Türkiye’de yürütülen süreçle benzerliği en az olan örneklerden biridir. Bunun temel nedeni, FARC’ın kimlik temelli bir hareket olmamasıdır. FARC’ın özerklik, federasyon veya etnik kimliğe dayalı talepleri bulunmamaktadır. Örgüt, tamamen ideolojik ve sınıfsal temelde ortaya çıkmıştır.

1964 yılında kurulan FARC, ülkedeki yoksul ve topraksız köylülerin haklarını savunmak, mevcut toplumsal düzeni değiştirmek ve sosyalist bir devrim gerçekleştirmek amacıyla örgütlenmiştir. Kuruluşunda, Soğuk Savaş döneminin ideolojik atmosferi kadar, Kolombiya’da sol hareketlere yönelik baskılar da etkili olmuştur. Küba Devrimi’nin yarattığı etki ve Latin Amerika’daki devrimci hareketlerin yükselişi de FARC’ın ortaya çıkışında önemli rol oynamıştır.

Kolombiya uzun yıllardır şiddetin yaygın olduğu bir ülkedir. Özellikle uyuşturucu kartellerinin hem kendi aralarındaki çatışmaları hem de devletle girdikleri mücadele, ülkeyi istikrarsızlaştırmıştır.

FARC, kuruluşundan itibaren örgütlenme ve ideolojik çalışmalara önem vermiş, zamanla güçlendikçe silahlı faaliyetlerini artırmıştır. 1990’lı yıllara gelindiğinde örgüt, ülkenin bazı bölgelerinde fiili kontrol sağlayabilecek ölçüde güç kazanmıştır.

Bu dönemde Kolombiya devleti hem uyuşturucu kartelleriyle hem de silahlı örgütlerle mücadelede ciddi zorluklar yaşamıştır. Devlet kurumlarının zayıflaması, bazı siyasetçilerin yasa dışı yapılarla ilişki kurması ve güvenlik güçlerinin kontrol kaybı, FARC’ın büyümesine uygun bir ortam yaratmıştır.

Örgütün zamanla uyuşturucu ticaretinden gelir elde etmeye başlaması ise askeri kapasitesini önemli ölçüde artırmıştır. FARC’ın bu yöneliminin, örgütün kurucu ideologlarından Jacobo Arenas’ın 1990 yılında hayatını kaybetmesinden sonra hız kazandığı değerlendirilmektedir.

2000’li yılların başında FARC, Kolombiya devletinin karşı karşıya kaldığı en ciddi güvenlik sorunlarından biri haline gelmiştir. Aynı dönemde devlet başkanı seçilen Álvaro Uribe, sertlik yanlısı bir politika benimsemiştir.

Uribe döneminde yalnızca düzenli güvenlik güçleri değil, paramiliter yapılar da FARC’a karşı mücadelede etkili biçimde kullanılmıştır. Devletin bazı uygulamaları hukuk sınırlarını aşmış, ağır insan hakları ihlalleri, yargısız infazlar ve yasa dışı operasyonlar gündeme gelmiştir.

Uyuşturucu kartellerinin de FARC’a karşı mücadelede dolaylı veya doğrudan rol aldığı bu dönemde örgüt önemli kayıplar vermiştir. Buna rağmen tamamen tasfiye edilememiş ve silahlı faaliyetlerini sürdürmeye devam etmiştir.

Álvaro Uribe güvenlik eksenli bir yaklaşım benimserken, 2010 yılında devlet başkanı seçilen Juan Manuel Santos farklı bir yol izlemiştir.

Daha önce Uribe hükümetlerinde görev yapmış olmasına rağmen Santos, sorunun yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceği kanaatine varmış ve yeni bir süreç başlatmıştır. İlk aşamada gizli yürütülen temaslar, daha sonra resmî müzakerelere dönüşmüştür.

2012 yılında başlayan görüşmelere Küba’nın başkenti Havana ev sahipliği yapmıştır. Böylece Kolombiya tarihinin en kapsamlı barış görüşmeleri resmen başlamıştır.

Santos yönetimi, sürecin yalnızca hükümet ile FARC arasında yürütülmesinin yeterli olmayacağını düşünmüştür. Bu nedenle ordunun üst düzey komutanları sürece dâhil edilmiş, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve demokratik kitle örgütlerinin katkısı alınmıştır.

Bu yaklaşımın amacı, ileride ortaya çıkabilecek kurumsal dirençleri azaltmak ve sürecin toplumsal meşruiyetini güçlendirmekti.

Santos hükümeti aynı zamanda bölge ülkelerinin desteğini almaya çalışmış, uluslararası desteği sürecin önemli bir unsuru haline getirmiştir.

Taraflar arasında görüşmeler sürerken bağlayıcı ön şartlar öne sürülmemiş, müzakerelerin sonuçlanması beklenmiştir. Bu yaklaşımın süreci kolaylaştıracağı düşünülse de görüşmeler yaklaşık dört yıl sürmüş ve ancak 2016 yılında kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşılabilmiştir.

Anlaşma, tarafların katıldığı resmî bir törenle imzalanmıştır.Barış anlaşması altı temel başlıktan oluşuyordu:

a.         Toprak reformu,

b.         Siyasi katılımın sağlanması,

c.         İç savaşın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi,

d.         Uyuşturucu ticaretiyle mücadele,

e.         Silahların bırakılması ve çatışmanın sona erdirilmesi,

f.            Anlaşmanın uygulanmasının denetlenmesi.

Anlaşmanın içeriği incelendiğinde, çatışmayı doğuran nedenleri hedef alan bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir.

Toprak reformu, FARC’ın kuruluşundan itibaren savunduğu temel taleplerden biriydi. Bu nedenle örgüt üyelerinin ikna edilmesinde önemli rol oynamıştır.

Siyasi katılım başlığıyla FARC’ın meşru siyasi faaliyet yürütmesinin önü açılmış, örgütün siyasi partiye dönüşmesi hedeflenmiştir.

Mağduriyetlerin giderilmesi başlığı altında ise iç savaş boyunca zarar gören kesimlerin haklarının teslim edilmesi amaçlanmıştır.

Uyuşturucu ticaretiyle mücadele de hem devlet hem de FARC açısından önemli bir konu olarak anlaşmada yer almıştır. Son olarak silahsızlanma ve uygulama başlıkları altında örgüt üyelerinin topluma entegrasyonu ve sürecin denetlenmesi düzenlenmiştir.

Ancak süreç, anlaşmanın imzalanmasıyla sona ermemiştir. Eski devlet başkanı Álvaro Uribe’nin yürüttüğü muhalefet kampanyasının da etkisiyle, anlaşma referanduma sunulmuş ve düşük katılımlı bir oylamada çok az farkla reddedilmiştir.

Buna rağmen Santos yönetimi ve FARC anlaşmaya bağlı kalmış, bazı değişiklikler yapıldıktan sonra anlaşma parlamentodan geçirilerek yürürlüğe konulmuştur.

Uygulama süreci kapsamında ilk altı ay içerisinde 13 binden fazla FARC üyesi silah bırakmıştır. Örgüt daha sonra siyasi parti olarak faaliyet göstermeye başlamıştır.

Ancak 2018 seçimlerinde FARC’ın aldığı oy oranı oldukça düşük kalmıştır. Parti, halk desteği bakımından beklenen başarıyı gösterememiştir.

Barış sürecinin uygulanması ve silahsızlanma aşamaları Birleşmiş Milletler tarafından izlenmiştir. BM gözlem misyonu uzun süre ülkedeki gelişmeleri takip etmiş ve anlaşmanın uygulanmasına ilişkin raporlar hazırlamıştır.

Başlangıçta hızlı ilerleyen uygulama süreci, daha sonraki siyasi değişimlerden olumsuz etkilenmiştir. Álvaro Uribe’nin liderliğini yaptığı siyasi hareketin adayı olan Iván Duque’nin devlet başkanı seçilmesiyle birlikte süreç yavaşlamıştır. Yeni yönetim anlaşmayı tamamen askıya almamış olsa da, birçok konuda isteksiz davranmış ve uygulamanın aksamasına yol açmıştır.

Süreçte yaşanan sorunların önemli sonuçlarından biri de bazı eski FARC üyelerinin yeniden silahlanması olmuştur.2019 yılında, barış görüşmelerinde FARC heyetinde yer alan Iván Márquez’in öncülüğündeki bir grubun yeniden silahlı mücadeleye yönelmesi, sürecin en ciddi kırılma noktalarından biri olarak değerlendirilmiştir.

Bu grup, anlaşma hükümlerinin yeterince uygulanmadığını ve verilen sözlerin tutulmadığını ileri sürmüştür.

Sonuç olarak Kolombiya örneği, devlet ile silahlı bir örgüt arasında doğrudan müzakere yürütülerek kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalandığı en dikkat çekici örneklerden biridir.

Ancak anlaşmanın imzalanması, tek başına kalıcı çözüm üretmeye yetmemiştir. Anlaşma hükümlerinin uygulanmasında yaşanan sorunlar, toplumsal desteğin sınırlı kalması ve siyasi iktidar değişiklikleri sürecin etkisini azaltmıştır.

Silah bırakan çok sayıda örgüt mensubu topluma kazandırılmış olsa da, anlaşmanın öngördüğü birçok reform tam anlamıyla hayata geçirilememiştir. Bu nedenle Kolombiya deneyimi, barış anlaşmasının imzalanmasının değil, uygulanmasının belirleyici olduğunu gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirilebilir.

FARC örneğinin dikkat çekici yönlerinden biri de müzakere sürecinin doğrudan çatışmanın tarafları arasında yürütülmüş olmasıdır.

Bu deneyim, uzun süre devam eden silahlı çatışmalarda yalnızca askeri yöntemlere dayanmanın yeterli olmadığını, siyasi çözüm arayışlarının da gerekli olduğunu göstermektedir. Ancak aynı zamanda, toplumsal meşruiyetin sağlanamaması ve anlaşma hükümlerinin uygulanmaması halinde, en kapsamlı barış anlaşmalarının bile beklenen sonuçları üretemeyebileceğini ortaya koymaktadır.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?