
Suriye Eğitim Bakanlığı, Rojava Özerk Yönetimi bünyesindeki 38 bin öğretmenin devlet kurumlarına entegre edildiğini ve diplomaların tanınacağını açıklasa da, Şam'ın attığı bu adım Kürtlerin ana dil ve statü taleplerini görmezden gelen bir "Arapçalaştırma" operasyonuna dönüştü. 2011’den bu yana ilk kez ülke genelinde müfredat birliğini hedefleyen karar, pratikte Kürtçenin resmi eğitim dili olarak tasfiye edilmesi anlamına geliyor.
"Entegrasyon" adı altında asimilasyon kaygısı
Ocak ayında Şam yönetimi ile Rojava arasında varılan uzlaşmanın bir parçası olarak sunulan bu adım, Kürt kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı. Eğitim Bakanı Muhammed Abdul Rahman Turko’nun "ulusal eğitim sistemini birleştirme" olarak tanımladığı plan, Özerk Yönetim’in 15 yıldır uyguladığı çok dilli ve çok kültürlü eğitim modelini fiilen ortadan kaldırıyor.
Kürtçeye resmi statü yok: Sadece 2 saatlik seçmeli ders
Geçici Başkan Ahmed el-Şara’nın Kürtlerin dilsel haklarına yönelik vaatlerinin sembolik bir göz boyamadan ibaret olduğu eğitim kararnamesiyle netleşti. Yeni düzene göre eğitim sisteminde yaşanan kriz şu noktalar üzerinde yoğunlaşıyor:
Resmi Dil Bariyeri
Kürtçe resmi dil olarak kabul edilmedi ve eğitime hiçbir yasal statü verilmedi. İç savaş boyunca kendi ana dillerinde eğitim gören nesiller, yeniden tamamen Arapça bir müfredata zorlanıyor.
Haftada Sadece 2 Saat
Yıllardır ana dilinde matematik, fen ve edebiyat dersi alan Rojava’daki öğrenciler, Şam’ın dayatmasıyla Kürtçeyi haftada yalnızca 2 saatlik sembolik bir "seçmeli ders" olarak görebilecek.
Kürt tarihi, kültürü ve edebiyatı ders kitaplarından tamamen çıkarılıyor. Müfredat, Kürtlerin varlığını ve katkılarını görmezden gelen eski Baas rejimi kodlarına geri döndürülüyor.
Tabelalar indirildi, tepkiler büyüyor
Bakanlığın entegrasyon adı altında attığı adımlarla eş zamanlı olarak, Rojava’daki devlet dairelerinden Kürtçe tabelaların indirilmesi ve resmi kurumlarda Kürt yapılarını temsil eden sembollerin yasaklanması bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. Hak savunucuları ve yerel partiler, ana dil hakkını güvenceye almayan ve Kürtçeye resmi statü tanımayan bir entegrasyon modelinin, barıştan ziyade yeni bir kültürel asimilasyon dalgası yaratacağı konusunda uyarıyor.

