
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Donald Trump tarafından hem Suriye hem de Irak Özel Başkanlık Temsilcisi olarak görevlendirilmesinin ardından ilk kapsamlı mesajını verdi. Ankara, Şam ve Bağdat hattını tek bir stratejik denklemde toplayan Barrack; Türkiye, Suriye ve Irak’ı Orta Doğu’nun geleceği için "stratejik denge noktası" (strategic fulcrum) olarak tanımladı.
Diplomatik çevrelerde yankı uyandıran bu açıklama, Washington’ın yeni dönemde bölgeye yönelik parçalı yaklaşımı terk ederek bütüncül bir hat izleyeceğinin en somut işareti olarak değerlendiriliyor.
"Batı İçin Değil, Bölge İçin Bölge Tarafından"
Sosyal medya hesabı üzerinden kurumsal ve keskin mesajlar veren Büyükelçi Barrack, Trump’ın Orta Doğu’da ezber bozduğunu ve "liderden lidere diplomasi" tarzıyla seleflerinin başaramadığı bir zemin inşa ettiğini savundu.
Barrack, Amerikan dış politikasındaki paradigma değişimine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Donald J. Trump o konuştuğunda dostun da düşmanın da dinlediği bir lider. Artık gündem Batı tarafından Batı için değil, bölge tarafından bölge için belirleniyor. Başkan’ın talimatları doğrultusunda Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Henry Kissinger’dan sonra aynı anda hem Dışişleri Bakanlığı hem de Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini yürüten tek isim olarak, bölgede Amerikan dış politikasının paradigmasını köklü biçimde değiştirmiştir.”
Ankara-Şam-Bağdat Hattı: "Strategic Fulcrum"
Açıklamanın en kritik bölümü, Barrack’ın bölge coğrafyasına yönelik kullandığı mekanik ve jeopolitik terimler oldu. İngilizce metinde geçen ve bir sistemin üzerinde döndüğü "kaldıraç/dayanak noktası" anlamına gelen "strategic fulcrum" ifadesini kullanan Barrack, üç ülkenin ortak kaderine vurgu yaptı:
“Levant ve Anadolu üzerine uzun yıllardır çalışanların da bildiği gibi Irak, Suriye ve Türkiye, kalıcı bir Orta Doğu istikrarının üzerinde yükseleceği stratejik denge noktasını oluşturmaktadır. Bu üç ülke arasındaki dengeyi sağlamak; kabilevi, dini veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçen, tek ve tutarlı bir Amerikan temas ve etki mekanizmasını gerektirir.”
"Yük Paylaşımı ve ABD Merkezli Güç Dengesi"
Yeni görev alanıyla birlikte Washington'ın bölgedeki müttefiklerine daha fazla sorumluluk yükleyeceğinin sinyalini veren Barrack, "ABD merkezli bir güç dengesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiği ve yük paylaşımına gittiği zaman en iyi şekilde işler. Ancak bu süreç her zaman Amerikan etkisini ve ABD’nin temel stratejik hedefleriyle uyumu koruyan bir çerçevede yürütülmelidir" dedi.
Barrack, Trump yönetiminin nihai hedefinin Ankara, Suriye ve Irak hattını ortak çıkarlar ve ekonomik entegrasyon temelinde tek bir dokuda bir araya getirmek olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.
Üç Dosya Tek Merkezde Toplandı
Barrack’ın Ankara Büyükelçiliği görevinin yanına Suriye ve Irak Özel Temsilciliğini de eklemesi, Washington'ın Kürt dosyası, sınır güvenliği, IŞİD'le mücadele ve İran'ın dengelenmesi gibi kritik başlıkları artık birbirinden bağımsız görmediğini kanıtlıyor. Bu hamleyle, ABD'nin bölgedeki askeri ve diplomatik varlığı, Ankara merkezli tek bir koordinasyon hattına bağlanmış durumda.

