
Rastî-Dubai, yıllarca Ortadoğu’daki krizlere rağmen kendisini güvenli bir finans ve yatırım merkezi olarak konumlandırdı. Ancak İran savaşıyla birlikte Körfez’de artan güvenlik riskleri, emirliğin “güvenli liman” imajını ciddi biçimde sarstı.
İran’ın Körfez’deki hedeflere yönelik füze ve İHA saldırıları sonrası Dubai ve Abu Dhabi borsalarında sert kayıplar yaşanırken, turizm ve hava trafiği de büyük darbe aldı. Dubai Uluslararası Havalimanı’ndaki uçuş sayısının yaklaşık üçte iki oranında düştüğü belirtildi.
Krizle birlikte yüksek gelirli yatırımcılar servetlerini farklı merkezlere taşımaya başladı. Özellikle Singapur ve İsviçre, Dubai’den çıkan sermayenin yeni adresleri haline geldi.
Servet danışmanları ve özel bankacılar, son aylarda Dubai merkezli müşterilerden gelen taleplerde belirgin artış olduğunu aktardı. İsviçreli bankalar Körfez’den milyarlarca dolarlık yeni sermaye bekliyor.
Uzmanlara göre Singapur daha çok Asya merkezli servet sahiplerini çekerken, İsviçre siyasi tarafsızlığı ve yüz yıllık özel bankacılık geleneğiyle “sermaye koruma merkezi” olarak öne çıkıyor.
Öte yandan savaşın etkisi Dubai’deki gayrimenkul piyasasını da vurdu. Mart ayında konut işlemlerinin toplam değerinin yaklaşık yüzde 20 düştüğü, bazı analizlerin fiyatlarda yüzde 7 ila 15 arasında gerileme öngördüğü kaydedildi.
Buna rağmen birçok yatırımcı Dubai’den tamamen çıkmak yerine “hibrit strateji” izliyor. İş faaliyetlerini ve yaşam düzenlerini BAE’de sürdüren varlıklı kişiler, uzun vadeli servetlerini ise Singapur ve İsviçre’ye kaydırıyor.
Vergisiz ekonomi, lüks yaşam ve küresel projeler sayesinde Dubai hâlâ önemli bir çekim merkezi olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, savaşın uzaması halinde emirliğin küresel finans merkezi statüsünün daha fazla baskı altına girebileceği uyarısında bulunuyor.

