BIST 100
14.396,00 -0,99%
DOLAR
46,4973 0,05%
EURO
52,7701 -0,28%
GRAM ALTIN
6.022,91 -1,96%
FAİZ
41,04 -0,22%
GÜMÜŞ GRAM
88,65 -3,67%
BITCOIN
61.138,00 -2,02%
GBP/TRY
61,1943 -0,35%
EUR/USD
1,1341 -0,36%
BRENT
73,80 -4,26%
ÇEYREK ALTIN
9.847,46 -1,96%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
36 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • Hadi Cin: Dünya örnekleri üzerinden, “Yeni çözüm süreci” 3

Hadi Cin: Dünya örnekleri üzerinden, “Yeni çözüm süreci” 3

IMG_9178

IRA VE KUZEY İRLANDA SORUNU

İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA), İngiltere’ye karşı İrlanda milliyetçi hareketinin silahlı örgütü olarak 1917 yılında kurulmuştur. İrlanda’nın 1921 yılında bölünmesinden sonra mücadele esas olarak Kuzey İrlanda’da devam etmiştir.

IRA’nın temel hedefi, Kuzey İrlanda’yı Birleşik Krallık egemenliğinden çıkarmak ve birleşik bir İrlanda kurmaktı. Bu amaçla örgüt hem İngiliz güvenlik güçlerine hem de Birleşik Krallık yanlısı paramiliter yapılara karşı uzun yıllar silahlı mücadele yürütmüştür.

Uzun yıllar süren çatışmaların ardından ilk ciddi siyasi temaslar 1990 yılında başlamıştır. Süreç, dönemin Kuzey İrlanda’dan sorumlu Devlet Bakanı Peter Brooke’un girişimleriyle başlatılmıştır.

Ancak görüşmeler kapalı kapılar ardında yürütülmüş, ayrılıkçı olmayan siyasi partiler Sinn Féin’i "terörün siyasi uzantısı" olmakla suçlayarak müzakerelerin dışında bırakmaya çalışmıştır. Bu nedenle ilk girişimler sonuçsuz kalmıştır.

Buna rağmen İngiltere yönetimi, IRA ve Sinn Féin olmadan sorunun çözülemeyeceğini görmüştür. Birlik yanlısı partilerin itirazlarına rağmen İngiliz hükümeti, Sinn Féin lideri Gerry Adams ile temaslarını sürdürmüş ve siyasi çözüm arayışından vazgeçmemiştir.

Bu yaklaşımın sonucu olarak İngiltere ve İrlanda hükümetleri 15 Aralık 1993 tarihinde Downing Street Bildirgesi’ni yayımlamıştır.

Bildirgede, İrlanda adasının geleceğinin İrlanda halkları tarafından belirlenebileceği ve Kuzey ile Güney İrlanda halklarının karşılıklı rızaya dayalı olarak kendi geleceklerine karar verme hakkına sahip olduğu kabul edilmiştir.

Bu açıklama, daha sonra yürütülecek barış görüşmelerinin siyasi temelini oluşturmuştur.

Bildirgenin ardından ateşkes ortamı oluşturulması hedeflenmiştir.

IRA, 31 Ağustos 1994 tarihinde askeri faaliyetlerini durdurduğunu açıklamış, bunu 13 Ekim 1994 tarihinde Birleşik Krallık yanlısı paramiliter örgütlerin ateşkes ilanı izlemiştir.

Böylece taraflar arasında ilk kez kapsamlı bir müzakere zemini oluşmuştur.

Ancak bu aşamada önemli bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır. İngiltere hükümeti, müzakerelerin ilerleyebilmesi için IRA’nın silahlarını teslim etmesini istemiştir.

IRA ise silahsızlanmanın ancak kapsamlı bir siyasi anlaşma sonrasında mümkün olacağını savunmuştur. İngiltere’nin bu talebi karşısında IRA geri adım atmamış, buna karşılık İngiltere de örgüt üyelerine yönelik hukuki düzenlemelerde ilerleme sağlamamıştır.

Sonuç olarak süreç tıkanmış ve çatışmalar yeniden başlamıştır. Görüşmelerin kesilmesinin ardından IRA yeniden silahlı eylemlere yönelmiştir.

Bu dönemde saldırılar daha çok İngiltere topraklarında gerçekleştirilmiş, bunların en dikkat çekeni 9 Şubat 1996 tarihinde Londra’daki finans merkezine yönelik bombalı saldırı olmuştur.

Bu gelişme, sürecin tamamen sona erdiği yönünde kaygılara yol açmıştır. Ancak aynı dönemde önemli bir siyasi değişim yaşanmaktaydı. Barış sürecinin yarattığı atmosfer, Sinn Féin’in toplumsal desteğini artırmış ve demokratik siyasetin güçlenmesine katkı sağlamıştır.

Sinn Féin lideri Gerry Adams’ın girişimleri sonucunda, sürecin bağımsız ve uluslararası bir mekanizma tarafından izlenmesi fikri kabul görmeye başlamıştır. Bu çerçevede Uluslararası Silahsızlanma Komisyonu oluşturulmuş ve eski ABD Senatörü George Mitchell’in hazırladığı rapor taraflara sunulmuştur.

Mitchell Raporu, IRA’nın talep ettiği birçok düzenlemenin silahsızlanma süreciyle eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesini önermekteydi. Ancak İngiltere hükümeti silahsızlanmanın öncelikli olması gerektiği görüşünde ısrar etmiş ve müzakereler yeniden durmuştur.

Süreçteki asıl kırılma noktası 1997 yılında yaşanmıştır. Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi, Mayıs 1997 seçimlerinde büyük bir zafer kazanarak iktidara gelmiştir. Blair seçim kampanyası boyunca Kuzey İrlanda sorununa kalıcı çözüm bulunmasını savunmuş ve bu konuda güçlü bir siyasi irade ortaya koymuştur.

Göreve geldikten sonra Blair hükümeti, daha önceki hükümetlerin ön şart olarak ileri sürdüğü silahsızlanma şartını kaldırmıştır.

Bunun üzerine IRA yeniden ateşkes ilan etmiş ve birkaç istisna dışında bir daha kapsamlı silahlı mücadeleye dönmemiştir.

Uzun müzakerelerin ardından beklenen barış anlaşması 10 Nisan 1998 tarihinde imzalanmıştır. "Hayırlı Cuma Antlaşması" olarak bilinen bu anlaşma kamuoyuna sunulmuş, geniş biçimde tartışılmış ve daha sonra referanduma götürülmüştür.

Referandum sonucunda anlaşma Kuzey İrlanda’da yüzde 71, İrlanda Cumhuriyeti’nde ise yüzde 94 oranında destek almıştır. Bu sonuç, anlaşmanın güçlü bir toplumsal meşruiyet kazandığını göstermiştir. Anlaşmanın temel ilkesi, Kuzey İrlanda’nın geleceğinin Kuzey İrlanda halkının demokratik tercihleriyle belirlenmesiydi.

Bu yaklaşım hem birlik yanlılarının hem de birleşik İrlanda yanlılarının taleplerini belirli ölçüde karşılayabilen bir denge yaratmıştır. Anlaşma kapsamında mahkûmların serbest bırakılması sağlanmış, İngiliz ordusunun bölgedeki varlığı azaltılmış ve yeni siyasi kurumlar oluşturulmuştur.

Atılan adımlar, IRA’nın silahlı mücadeleyi meşrulaştırmak için kullandığı temel gerekçelerin önemli ölçüde ortadan kalkmasına yol açmıştır. Bununla birlikte tüm kesimler anlaşmayı desteklememiştir.

IRA içerisinden ayrılan bazı gruplar, anlaşmanın hedeflerden vazgeçmek anlamına geldiğini savunarak "Real IRA" adı altında faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu grup, anlaşmadan yalnızca birkaç ay sonra Omagh’da düzenlediği bombalı saldırıda 29 kişinin ölümüne neden olmuştur. Ancak saldırı, beklenenin aksine barış sürecini zayıflatmamış; Sinn Féin, IRA liderliği ve diğer siyasi aktörler tarafından sert biçimde kınanmıştır.

Bu ortak tepki, toplumun barış sürecine verdiği desteği daha da güçlendirmiştir. Nihayet 28 Temmuz 2005 tarihinde IRA tarihî bir açıklama yaparak yaklaşık otuz altı yıldır sürdürdüğü silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini ilan etmiştir.

Örgüt liderliği, tüm üyelerine silahlı faaliyetleri bırakmaları ve yalnızca demokratik-siyasi yöntemlerle mücadele etmeleri yönünde talimat vermiştir. Daha sonra uluslararası gözlemciler, IRA’nın elindeki silahların tamamen imha edildiğini ve örgütün silahlı kapasitesini kalıcı biçimde devre dışı bıraktığını doğrulamıştır.

Böylece yarım yüzyıla yaklaşan çatışma dönemi fiilen sona ermiştir. Barış sürecinin ardından IRA kadrolarının önemli bölümü siyasi mücadeleye yönelmiştir. Sinn Féin, 1990’lı yıllarda düzenli biçimde oylarını artırmış; Hayırlı Cuma Antlaşması sonrasında ise Kuzey İrlanda siyasetinin en güçlü aktörlerinden biri haline gelmiştir.

Bir dönem marjinal görülen parti, zamanla hükümet ortağı olmuş ve Kuzey İrlanda’daki yönetim mekanizmasının temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu durum, silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçişin en başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

IRA örneği, çatışmaların yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini gösteren en önemli deneyimlerden biridir. Kalıcı barışın sağlanmasında taraflar arasında yürütülen müzakereler, demokratik reformlar, halk desteği ve karşılıklı güven oluşturacak adımlar belirleyici olmuştur.

Sonuçta silahlı mücadele sona ermiş, Kuzey İrlanda’da geniş ölçüde siyasi temsil ve güç paylaşımına dayalı yeni bir düzen kurulmuştur. Bu süreç yalnızca çatışmaları sona erdirmemiş, aynı zamanda İngiltere ile İrlanda arasındaki ilişkilerin normalleşmesine ve geçmişten kalan yaraların önemli ölçüde sarılmasına da katkı sağlamıştır.

Bu yönüyle Kuzey İrlanda deneyimi, dünya çapında en başarılı barış süreçlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?