BIST 100
12.702,00 -0,71%
DOLAR
44,0603 -0,04%
EURO
51,0427 -0,33%
GRAM ALTIN
7.249,56 -0,72%
FAİZ
40,19 4,50%
GÜMÜŞ GRAM
120,78 1,60%
BITCOIN
68.501,00 1,91%
GBP/TRY
59,0266 -0,21%
EUR/USD
1,1581 -0,32%
BRENT
99,08 6,89%
ÇEYREK ALTIN
11.853,03 -0,72%
Diyarbakır Açık
Diyarbakır hava durumu
5 °

İnsan en çok kendini savunurken çürür

fe487a90-b619-485a-bfde-6d52fb74f804

İnsan bazen en çok kendini kandırırken yorulur. Karnına sancı gibi giren o sahte düşünceleri başkalarına satmaya çalışırken... Her cümlede biraz daha boşalır; sesi yükseldikçe, inandırmaya çalıştıkça içindeki yankı derinleşir. Çünkü insanın kalbi, inanmadığı bir fikri taşırken ağırlaşır.

Bu bir çürümedir. Sessiz, yavaş bir çürüme. Bu çürümeyi en iyi anlatanlardan biri de "Çürümenin Kitab"nın yazarı Emil Cioran’dır:

“Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz, kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır; her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız.”

İşte ideolojik fikirlerin ağırlığı da böyledir. İnsan onları taşıdıkça değil, savundukça gömülür.

Sanki bir çığın altında kalmış bir beden gibi…
İlk anda sadece sessizlik vardır. Sonra ağırlık çöker. Soğuk kemiklere sızar, göğüs daralır, nefes kesilir. Zaman ilerledikçe her hücre o yükü bütün ağırlığıyla hisseder.

Ve bir noktadan sonra acı dayanılmaz hale gelir.

Çırpındıkça  daha da derine batar…. Bir düşünceye ve fikre kölelik de böyledir, bir çığın altında kalmış bir beden gibi... Orada ne alkış vardır ne de kalabalık; sadece kalbinin içinden yükselen o ağır sızı…

Aynanın karşısına geçtiğinde bir yabancının eşkalini inceler gibi bakarsın kendine, Manası kaçmış, içindeki o bitmek bilmez hesap makinesinin tıkırtılarına hapsolmuş bir yüz... Dışarıdaki o devasa gürültüye eklediğin kendi cılız sesinle, o kalabalığın içinde aslında sessizce kaybolup gidersin.

Çelişkiler büyür; insanın ağzından çıkan her kelime, fark etmeden kendisinden biraz daha eksiltir. Ama gerçeği bir kere görünce, zihinden öyle kolayca çıkmaz.

Daha az önce o masada kahveni içmişsindir, rakıyı o tanıdık mezenin yanına koymuşsundur. Aynı sandalyeler, aynı kahkahalar, aynı cümleler… Çok geç anlarsın ki o masada sadece içki ya da kahve paylaşılmaz. Fikirler de paylaşılır. Hatta çoğu zaman fark edilmeden ödünç alınır.

Birinin yarım bıraktığı cümleyi diğeri tamamlar, birinin öfkesi ötekine bulaşır, birinin kanaati yavaş yavaş herkesin kanaati olur. Böylece dostluk, yalnızca anıları değil düşünceleri de ortaklaştırır. İnsan bazen o masadan kalktığında kendi fikrini değil,
masanın fikrini taşıdığını fark etmez bile.

Rutin böyle kurulur.
Aynı kahve, aynı rakı, aynı sözler…
Ve zamanla insan, o çevrenin düşüncesine benzemeye başlar;
çünkü en çok birlikte vakit geçirdiği insanların dilini ve zihnini ödünç alırız.

Ama gerçek inatçıdır. Bir sızı gibi kalır. Bir diş ağrısı gibi en derinde bekler. Çünkü insanın içindeki hakikat, kalabalığın sesine benzemez.
Daha gürültülüdür.

Ve bir gün, o kalabalık masadan eve dönerken insanın içinde küçük bir çatlak oluşur: “Bunların hepsi benim fikrim mi, yoksa ben sadece o masanın düşüncesini mi taşıyorum?”

İşte o anda eski, paslı inanç ilk kez çatırdar.
Ve insan, kendi sesiyle kalabalığın sesi arasındaki farkı duymaya başlar.

İnsanın canı yanmadıkça o derin uykudan silkinip de "ben ne yapıyorum?" deme cesaretini gösteremez. Herkesin içinde, o bitmek bilmez alışkanlıklara, o "böyle gelmiş böyle gider", teslimiyetine direnen, sönmeyen bir kor vardır. Ne yediğin darbeler söndürebilir onu ne de sahte başarılar sahip çıkabilir. Sadece bir anı bekler, sahte kabuğun çatladığı,  ezberlerin bozulduğu o tek bir anı.

O kapı bir kez aralandığında anlarsın: Direnmek, dışarıdan birinin sana vereceği bir güç değildir. Senin o büyük kavgayı göze almandır.

Kendi sesin, güruhların gürültüsünden ilk kez sıyrılıp doğrulur. O vakit fikir, bir başkasının ağzından ödünç alınmış bir cümle olmaktan çıkar; senin etin, senin kemiğin olur.

İnsan o an, kendi doğrusunun getireceği o ağır yükü sırtlanmayı kabul eder. Bu sefer yol da sensin, yolcu da…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?